<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>deneme arşivleri - Mercek Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/category/deneme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/category/deneme/</link>
	<description>KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama kulübüne ait dergidir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Jan 2026 17:48:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2020/03/cropped-LOGOSSS-e1585067809948-32x32.png</url>
	<title>deneme arşivleri - Mercek Dergisi</title>
	<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/category/deneme/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnsan</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/insan/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/insan/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Mücahit Alemdar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 17:48:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=6272</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren kendimizi kapkaranlık bir gizemin içinde bulduk. Etrafımız uçsuz bucaksız ve cevaplanması gereken sorularla doluydu. Keşfetmemiz gereken o kadar çok şey</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/insan/">İnsan</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren kendimizi kapkaranlık bir gizemin içinde bulduk. Etrafımız uçsuz bucaksız ve cevaplanması gereken sorularla doluydu. Keşfetmemiz gereken o kadar çok şey vardı ki bir meyvenin ya da sebzenin yenilebilir olup olmadığını anlamak ya da toprağa atılan bir tohumun aylar sonrasında yepyeni mahsuller ürettiğini keşfetmek… Bulunduğumuz noktaya aklımızla geldik ve bitmek bilmeyen merakımızla.</p>



<p>Şanlı tarihimiz ibret almamız için bizi hakikate götüren bir rehber miydi, yoksa milyonları kandırmak için dikkatle kurgulanmış bir roman mıydı? Hiçbir şeyin kesin surette doğru olup olamayacağını, anlatıların geçmişimizde süregelen bir kitle tarafından yazılmış yüzlerce yıllık bir proje olabileceğini, bize neyin ne kadar tarafsızca anlatılabileceğini sadece bize sunulan ölçüde bilebiliyoruz. Doğru olduğuna inandığımız, onu başarılarla yücelttiğimiz, yaptıklarından dolayı kendisine saygı duyduğumuz birinin belki de hiç var olmayabileceğini veyahut kötüleyerek beynimize kazıdığımız, eylemlerinden ötürü tarihte kötü bir konumda olduğuna inandığımız birinin belki de sadece bir örtbas sonucu bize öyle gösterilebileceği gerçeğini de.</p>



<p>Napolyon’un “Tarih üzerine anlaşılmış bir yalandan ibarettir.” sözü bu konuyu gayet iyi açıklar. Kendisi de aynı şekilde kimilerine göre kurtarıcı bir dahiyken kimilerine göre de despot bir işgalcidir. Tarih, objektif bir gerçek değil; galiplerin uzlaşısıyla yazılmış bir anlatıdır. Savaşı kazanan kahraman, kaybeden de hain olur veya bir devrim başarıya ulaşırsa özgürlük, bastırılsa da anarşi olur. Ne bilimin gerçek yüzünü ne savaşların gerçek faslını ne de bazı katliamların insanlığın iyiliğine gerek olup olmadığını asla bilemeyiz. Bir kitle tarafından yalanlarla boğulduğumuz bir denize sürüklenebileceğimizi, onların bizden istedikleri gibi yaşayıp yaşamadığımızı da… Eşsiz bir türüz; her şey mümkün. Özellikle de küçük mavi gezegeninde nefes alıp vermesiyle 150 milyon kilometrelik bir alev topundan beslenen karşılıklı hayat öpücüğü döngüsünden ibaret olduğunu anlamayan, sonsuza kadar yaşayacağına inanan biz insanlar için her şey mümkün&#8230;</p>



<p>Gerçek nedir ki… Biz kimiz? Ve yoksa biz hiç kimse miyiz? Hayalleri betimleyen Tanrısına lütfeden ve soluk bir mavi noktanın içinde usulca ölümü bekleyen…</p>



<p>Masalsı geçmişin resmeder kaderini, sanır mısın hükmeder asrın yankısına? Güçlü olan yazar bu kitabı derken sessiz bir gölge sızar her satırın arkasına.</p>



<p>Her ne kadar bir yalanın içinde yaşıyor olabilme düşüncesi içimizi kemirse de bu, hayatı anlamlandırmamıza engel değildi. Bilgiyi işleyip aklımızla hayatımızı en güzel şekilde adamak için, merakımızla her şeyi keşfetme düşüncesine kapılarak tüm olan biteni sorgulamak ve onu yaşayışımıza indirgemek için.</p>



<p>150 milyar dolarlık tarihin en büyük bütçesiyle ayağımızdan 400 kilometre yükseğe, biz evde televizyon seyrederken yaklaşık 28.000 kilometre hızla yörüngemizde dolaşan devasa bir metal yığını yapan da farklı fikirlere, farklı içgüdülere sahip olduğumuz için tarihin en büyük savaşında 70 milyonu katleden de aynı türün eseriydi. Biri çağ atlamamıza sebep olmuştu, diğeriyse insan hayatının ne kadar değersiz görülebilmesine. Ne de olsa birinin ölümü trajedi, milyonların ölümü ise sadece bir istatistikti. Aynı zamanda o denli büyük bir krizden sonra onlarca ülkenin barışı ile tek çatı altında toplanıp yerin 100 metre altına 27 kilometre çaplık bir bilim yuvasının anahtarını açan da bizdik, 2000 yıl öncesinde dönemin en parlak bilim insanlarının fikirleriyle hayata tutunmuş bir kültür cennetinin sanıldığı üzere yüz binlerce yıllık tarihini yok eden de.</p>



<p>Savaşın gölgesinde masumların kanı akarken vicdan kör ve sağır. Zulmetin pençesinde bir tarih bitiyor, mürekkebe bürünmüş bak bahır.</p>



<p>Atlas’ın kubbesini arşa meşale yaktılar, cihanın kudret erleri, Barışın izinde menzilin bağrını açtılar bilimin cevher derleri.</p>



<p>Tarihimiz, bunlar gibi nice zıtlıklarla donatılmıştı. Bütün bunlara rağmen başarabildiklerimiz takdire şayandı. Uluslararası Uzay İstasyonu sayesinde 21. yüzyılın en önemli buluşları yapıldı; ona bağlı olarak uygulanan birçok teknolojiyle birlikte milyarlarca ışık yılı ötemizdeki komşularımızı fotoğrafladık. CERN’de evrenin en yüksek sıcaklığını karanlık bir tünelde bir anlığına da olsa kaydettik ki evrenimizin yapısı ve oluşumu hakkında ilk kez bu kadar net analizler yapmamızı sağladı.Yine de bilim çoğu zaman ikinci plana atılmış bir tartışma konusuydu. Bu yolda tüm varlığıyla kendini adayanlar da oldu, aynı şekilde tüm gücüyle buna engel olmaya çalışanlar da. Galileo, hayatını verdiği çalışmasıyla onu kanıtlamaya bile fırsat verilmediği mahkemesinde “Dünya Güneş etrafında dönüyor.” dediği için kilise tarafından ev hapsine çarptırılmıştı ki ölümünden yalnızca 50 yıl sonra tüm kilise bu olguyu kabul etti veya Uluğ Bey, Semerkant Rasathanesi’ni kurduğu ve gökyüzünü anlamaya çalışarak teleskopa baktığı için dinî çevreler tarafından öldürüldü. O yolda azimle yürüse bile…</p>



<p>Kalemin korkusuyla yananlar, kuruntularla beynini yıkadı. Nicesini hayattan azledenler, geceye saklandı, karanlığa tapındı.</p>



<p>Umutla göğe bakıyor atan, zincirlerle susturulmuş aklıyla, örselenmiş öyküsüyle Dimdik ayakta duruyor atan, devri aydınlatan merakıyla, sarsılmaz azmiyle.</p>



<p>Ama belki de tüm bunların olması, her ne kadar tarihsel bilgi birikim sürecimizi geciktirse de daha çok gelişmemiz açısından gereklidir. Yaşanmasından dolayı feryat içinde kıvrandığımız her olayın belki de yaşanması gerekiyordur. Her olaydan bir ibret çıkarmak, her yalanı soruşturmak için her çöküşte daha güçlü kalkmak, her krizde daha da umutla yükselmek için. Öleceğini bilse dahi ışığa doğru kanat geren o kelebek olabilmek için. Her savaş, her ideoloji, her sapkınlık, belki de bizi daha da ileri atan bir maraton koşusudur. Sonuçta ne demiş yazar:“Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir.”</p>



<p>                                                                                                                                                                     Bediüzzaman ALEMDAR</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2025/11/IMG-20251103-WA0074.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/mucahitalemdar/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Muhammed Mücahit Alemdar</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Karadeniz Teknik Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi 2. Sınıf öğrencisiyim. Yaşadığım olaylara farklı pencelerden bakarım her bakış açısında farklı duygular hissederim ve bunları yazılarıma aktarırım. Bu duygu şölenine hepiniz hoşgeldiniz</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/insan/">İnsan</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/insan/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sinema Salonları Issız mı Kalıyor? Bir Kültürün Dijital Vedası</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sinema-salonlari-issiz-mi-kaliyor-bir-kulturun-dijital-vedasi/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sinema-salonlari-issiz-mi-kaliyor-bir-kulturun-dijital-vedasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Umut Berk Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Jan 2026 17:18:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=6269</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sinema, yıllar boyunca yalnızca beyaz perdeye yansıtılan görüntülerden ibaret olmadı; hepimiz için ortak bir ritüeldi. Kimi zaman bir kahkaha tufanında yabancılarla tek vücut olduk, kimi</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sinema-salonlari-issiz-mi-kaliyor-bir-kulturun-dijital-vedasi/">Sinema Salonları Issız mı Kalıyor? Bir Kültürün Dijital Vedası</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sinema, yıllar boyunca yalnızca beyaz perdeye yansıtılan görüntülerden ibaret olmadı; hepimiz için ortak bir ritüeldi. Kimi zaman bir kahkaha tufanında yabancılarla tek vücut olduk, kimi zaman karanlıkta gözyaşlarımızı gizledik. Özellikle 1997 ile 2019 arasını hatırlayın; sinemanın o görkemli “altın çağını”… Salonların dolup taştığı, bilet kuyruklarının sokaklara taştığı o günler artık çok uzakta kalmış gibi. Bugün dürüst olalım: O büyü yavaş yavaş bozuluyor. Sinema kültürü, devasa salonlardan çıkıp evimizdeki koltuğun konforuna, bir bilet parasına sınırsız içerik sunan dijital platformlara hapsolmuş durumda. Salonlar artık AVM’lerin en üst katlarında, sessiz ve ıssız koridorlara dönüşüyor. Peki, bu devasa endüstri nasıl başladı ve bugün neden bu çıkmaza girdi? Aslında her şey, gözümüzün bize oynadığı tatlı bir oyunla; bir göz yanılmasıyla başladı. Görüntü ekrandan kaybolsa bile beynimiz onu kısa bir süre daha görmeye devam eder. Kareler saniyede yirmi dört kez önümüzden akıp gidince, biz bu akışı “hareket” olarak algılarız. Tıpkı çocukken defter köşelerine çizdiğimiz resimleri hızla çevirdiğimizde olduğu gibi. 1895’te Lumière Kardeşler’in Paris’te gerçekleştirdiği ilk gösterimle bu oyun resmiyet kazandı. Ardından Georges Méliès, sinemaya sihirbazlığı ve bilim kurguyu kattı; Edwin S. Porter ise kurgu tekniğiyle gerçek anlamda hikâye anlatımının kapılarını araladı. Zamanla sinemacılar güneşli Hollywood’a yerleşerek dev bir endüstri kurdular. Charlie Chaplin’le sessizce güldük, 1927’de sesin sinemaya eklenmesiyle bambaşka bir gerçekliğe uyandık. İkinci Dünya Savaşı sonrasında İtalyanlar sokaktaki hayatı beyaz perdeye taşırken, Fransızlar sinema kurallarını yıkan “Yeni Dalga”yı ortaya koydu. 1970’lerde Spielberg gibi yönetmenlerle sinema tam anlamıyla bir “gişe canavarına” dönüştü. 1997’de Titanic ile çıta ulaşılması güç bir noktaya taşındı; ardından gelen süper kahraman furyası salonları yıllar boyunca canlı tuttu. Ancak pandemiyle birlikte bu dengeler kökten sarsıldı. Krizden güçlenerek çıkan dijital platformlar, sinemayı salonlardan koparıp evimizin en konforlu köşesine taşıdı. Artık bir bilet parasıyla tek bir filme değil, sınırsız bir arşive erişiyoruz. Bu kolaylık, sinemanın büyüsünü demokratikleştirirken aynı zamanda onu yalnızlaştırdı da. Karanlık bir salonda yüzlerce kişiyle aynı sahneyi soluksuz izleme deneyimi, yerini tek kişilik ekranlara bıraktı. Belki de sinema ölmüyor; sadece kabuk değiştiriyor. Asıl kayıp, beyaz perdenin kendisi değil, o perdenin önünde birlikte susmayı, birlikte gülmeyi ve birlikte etkilenmeyi öğrenmiş bir kültürün yavaşça dağılmasıdır.</p>



<p></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2025/11/IMG-20251103-WA0047.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/umutberkdemir/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Umut Berk Demir</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Merhabalar ben Umut Berk Demir, KTÜ Diş Hekimliği Fakültesi 2. sınıf öğrencisiyim. Ağız ve diş sağlığına dair öğrendiklerimi ve merakla araştırdığım konuları insanlarla paylaşmayı, gülümsemenin iyileştirici gücünü anlatmayı seviyorum. Merakla öğrenen, içtenlikle aktaran biriyim. Keyifli okumalar.</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sinema-salonlari-issiz-mi-kaliyor-bir-kulturun-dijital-vedasi/">Sinema Salonları Issız mı Kalıyor? Bir Kültürün Dijital Vedası</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sinema-salonlari-issiz-mi-kaliyor-bir-kulturun-dijital-vedasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SOSYAL MEDYANIN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ?</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sosyal-medyanin-insan-uzerindeki-etkileri/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sosyal-medyanin-insan-uzerindeki-etkileri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nazire Köksal, Mukaddes Oruç, Zehra Başoğlu, Muhammed Talha Kuzu ve Semanur Tarhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Mar 2025 18:09:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=5936</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değerli Mercek Dergisi yazarları olarak "BİR KONU HEPİMİZ" adlı toplu yazımızdır. Değerli Mercek Dergisi okurlarımıza keyifli okumalar dileriz. </p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sosyal-medyanin-insan-uzerindeki-etkileri/">SOSYAL MEDYANIN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ?</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>MUHAMMED TALHA KUZU</em></strong><br></p>



<p>Sosyal medya, sonlu hayatımızın sonsuz kısmı. Zamanın kum saatinden bağımsız olduğu, renklerin daha canlı daha göz alıcı kısmı. Olduğumuz gibi mi görünmeliyiz yoksa kurgu bir masalın karakteri mi olmalıyız? Kurgu bir masal daha cezbedici gibi görünüyor sanki. Hiçlik deryasında yüzmek için çok mantıklı. Ne de olsa yelkenlerimi alabora edecek bir rüzgar yok.</p>



<p>Peki ya olduğum gibi görünsem.. Aynalar ile barışık olmak kirpi kişiliğimi yok ediyor. O rüzgar yelkenlerime tüm kuvveti ile vuruyor lakin devrilmiyorum. Yaşamın yalın yüzüne alışkın olduğumdan olsa gerek. Anlamlı görünen karmaşık bir cümle. Bu cümleyi kalbimle açıklamam gerektiğini düşünüyorum. Çünkü zihnim yetersiz kalacak.</p>



<p>Acıyı özünden tattım bire bin katmamaktan ötürü. Huzura baharı bahşettim, çıplak ağaçlar haziranımdan ne götürür. Medya denen portreye koca bir gülümseme, sağanak bir yüz, karakterimden bir öz bıraktım. Aldatılan bir topluluk, tiyatro izleyen bir çoğunluk tüm gerçekliğim ile deray oldu. Kısa bir cümle ile sözlerimi bitirmek istiyorum.</p>



<p>Sosyal medyanın hayatınıza yansımayan kısmına savaş açın, yansıyan kısmına neşe saçın.</p>



<p><strong><em>SEMANUR TARHAN</em></strong></p>



<p>Hepimizin hayatının bir parçası olan ve gündelik bir iş gibi rutine oturttuğumuz sosyal medya bu toplumun gözbebeği,belki de ilk göz ağrısı gibi birşey.Peki sizce sosyal mecralar neden bu kadar bizden,hayattan? Çünkü dile getiremediğimiz, söyleyemediğimiz,sadece hayıflandığımız,belki de dile getirmeye çekindiğimiz her cümlenin,mimiğin,tepkinin dili olur sosyal medya.Toplumun çekinmeden dileklerini, şikayetlerini ortaya döktüğü yerdir, yaralayan acının cesaretlendiği yerdir.Bence çoğu insan için iletişimin kaynağı olan sosyal medyanın asıl değeri budur.Ağlarken sesimiz duyulmasın diye tuttuğumuz nefesin boğulmadığı yerdir sosyal medya.Hiç tanımadığımız insanların sevinçlerine,mutluluklerına,yaralarına hayatlarına ortak olup yalnız hissetmediğimiz,duygusal eksiklerimizi kapatmaya çalıştığımız yerdir.Her ne kadar farklı hayatları tanısakta, sosyal medya hiçbir zaman içimizdeki duygusal eksikliği,o kabuk bağlamamış yarayı kapatmaz,iyileştiğini sanarız ama o yara tekrar tekrar kanadığında anlarız o tür eksiklere sosyal medyanın deva olamayacağını.Çünkü sosyal medya bir terapi değil arkadaştır;iyi günde,kötü günde yanında olan,bazen güldüren,bazen ağlatan,bazen de yanında çok güvende hissettiğin arkadaştır.</p>



<p><strong><em>MUKADDES ORUÇ</em></strong></p>



<p>Günümüz sosyal medyasının içerisinde bulunan fenomenleri hayatımızın merkezine alıp her koşulda yapılanın ve bize gösterilenlerin doğruluğunu yanlışlığını düşünmeden tartmadan hayatımıza entegre ediyoruz. Yeni dünyanın koyun sürüsü haline geldik. İşin kötüsü bunu hayatımıza da tamamen uyguluyoruz. Sonucunda da etrafımız aynı yüz tipinde, aynı kıyafetleri giyen, aynı konuşan insanlarla dolup taştı. Fenomenlerin müşterisi haline geldik. Bize sundukları ürün ve hizmetleri tüketim çılgınlığı ile alıp kullanıyoruz onlar da bunun karşılığında bizden daha rahat daha lüks hayatlarına devam ediyorlar. Tabii bu işin sadece maddi tarafı. Bir de manevi tarafı var ki o da &#8220;bize nerede o eski günler&#8221; özlemini yaşatan tarzda. İnsan ilişkileri artık o kadar yapmacıklaştı ki ilişkiler sadece iş ve para üzerine kurulur oldu. İnsanlar artık gerçek duygularını saklayıp iletişimi oldukça bozuk ve kısa tutmaya çalışır oldu.<br>İnsanlar birbirlerinin gözlerinde o samimiyeti ararken samimiyetsizliğe gömüldü. Durum böyleyken nasıl önüne geçeriz diye düşünecek olursak artık bunun pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Ama en azından azaltmak için bir şeyler yapabileceğini söyleyebilirim.</p>



<p><strong><em>NAZİRE KÖKSAL</em></strong></p>



<p>Sosyal medyanın bizlere dayattığı bir algı var. Dıştan her şeyin mükemmel ve kusursuz gözüktüğü ortamda içtenliğe girince aslında bizlere işlerin bu denli olmadığını gösterir. Peki aslı böyle gözükmeyen algının nedenleri nedir? Misal arkadaşlarımızla içtiğimiz bir kahveyi düşünelim. Çok mutlu, güler yüzlü fotoğraflar paylaşırız. Peki o masada geçen hayatın derinliklerinde konuştuğumuz konular… Sadece görselde kalan bir kare ve paylaştığınız kafenin hoş görüntüsünden ortaya çıkan yorum kalır. “Yaşıyorsun bu hayatı” çok sık duyulan bir cümledir. Sosyal medyanın insan üzerindeki bir nevi olumsuz etkisini gözler önüne sermiştir. Bu olumsuzluğun yanı sıra tabili olumlu etkiler de vardır. Olumlu yanlarının etkisinden bahsetmek gerekirse sesini duyuramayan insanımızın sesi olur. Üstü kapanıp gidecek davaların savunucusu olur. Sosyal medyayla birlikte birbirini tanımayan insanlar birbirine yoldaş, kardeş olur.</p>



<p><strong><em>ZEHRA BAŞOĞLU </em></strong></p>



<p>Sosyal medyanın her zaman insanları birbirinden uzaklaştırdığından yakınılır. Çoğu kişi sosyal medyada geçirdiği dakikaları sayar. Çok fazla vakit geçirmenin insanlarla iletişimine engel olduğu sanılır. Aslında tam tersi insanlarla iletişim olanağı yaratmaz mı? Yıllardır görmediğin bir arkadaşından sosyal medya sayesinde haberdar olmaz mısın? Aranızdaki kilometreler birbirinize attığınız bir video ile kapanmaz mı? Onun da seninle aynı şeye güleceğini bilip onu düşünüp atmaz mısın o komik videoyu? Sosyal medya sayesinde birbirinizi düşünür, hatırlarsınız. Birlikte olmanızın imkanı olmadığı durumlarda karşında değil ama yanındaymış gibi hissedersin. Herkes her zaman yanımızda olamayabilir ama sosyal medya sayesinde iletişimde kalıp içimizin sıcaklığını birbirimizde hissedebiliriz. Yani sosyal medya insanları uzaklaştırmak yerine tam tersi uzaklaşmış insanlara birbirini hatırlatıp daha da yakınlaştırabilir. Yakın olmak isteyen , iletişime girmek isteyen için sosyal medya dezavantaj değil fırsattır. Bu fırsatı değerlendirmek de herkesin kendi elindedir.</p>



<p></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG-20241125-WA0048-1-scaled.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/nazirekoksal/?mab_v3=5936" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Nazire Köksal, Mukaddes Oruç, Zehra Başoğlu, Muhammed Talha Kuzu ve Semanur Tarhan</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sosyal-medyanin-insan-uzerindeki-etkileri/">SOSYAL MEDYANIN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ?</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sosyal-medyanin-insan-uzerindeki-etkileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maskenin Ardında</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/maskenin-ardinda/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/maskenin-ardinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Satınur Emir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 14:13:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=5411</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazılarımız hayatta çok kırılmış çocuklarız. Yaralı ve kanatılmış çocuklar&#8230; Ne garip bir dünya düzeni bu en neşeli görünen yüzümüze yapışmış o maske&#8230; Maske ardındaki kırık</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/maskenin-ardinda/">Maskenin Ardında</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bazılarımız hayatta çok kırılmış çocuklarız. Yaralı ve kanatılmış çocuklar&#8230; Ne garip bir dünya düzeni bu en neşeli görünen yüzümüze yapışmış o maske&#8230; Maske ardındaki kırık hayatlar… Bazen düşünüyorum, bence bu hayattaki en büyük acizlik ebeveynlik olabilir. Evladının yüreğine yük olmak telafisi mümkün olmayan, geçemeyecek bir acizlik çünkü. İsterse yıllar geçsin, durum yine aynı olacak; çünkü insanoğlu en çok mutsuz olduğu anları hatırlar, mutlulukları ise yaşar. O sebepledir ki kin ve öfke silinip giden bir duygu değil bastırılan bir duygu olmuştur. Çünkü hiçbir kötü huy değişmez, insanlar değişir derler ama bu bir değişim değildir. Kötü duygular birden veya zamanla yok olmaz hatta eksilmez sadece bastırılır. O yüzden hayatta birine kendisini kötü hissettirmek kolayca unutulabilecek bir şey değildir. Özellikle bu durum kişinin ebeveynleri tarafından yapılırsa. Çünkü hayat onların a dediği yerde başlar ve z ye kadar onların şekillendirmesiyle geçer. Ve insan zihni unuttuğunu sandığı en uç anıyı bile unutmaz, bazen bir koku bazen bir korku hatırlatır her şeyi. Hatırlamaksa bazen en can alıcı işkence olabilir.</p>



<p>Şimdi, gözlerimi kapattığımda zihnim hatırlatıyor bana en uç noktadaki anılarımı… Bir bağırış, bir hıçkırık, bir yakarış ve bir kaçış sahneleniyor sanki. Gözümün önünde feryatlar… Depremin altındaydık. Üzerimizde tuğlalar, ağırlığımızca taşlar ya da kırılmış eşyalar yoktu. Üzerimizde bizi mahveden konuşmalar, bizi yıkan, ağırlığı dünyadaki hiçbir nesneyle ölçülemeyen kelimeler vardı. <em>Keşke</em> dedim şu an, keşke bir taşın altında ezilseydim de bu cümleler gelmeseydi zihnime. Bazı cümleler vardı işte, hiçbir silahın yapamadığını yapar ve mermi bile kullanmadan direkt kalbi hedef alıp sizi öldürebilirdi.</p>



<p>Ölmüştük. Mermiyle değil, tek bir cümleyle.</p>



<p>Zaman durmuştu ama acı bakiydi.</p>



<p>Öyle çok kırılmıştı ki her yanımız, birbirimizin yerine aynaları kırsak onların bile canı acırdı.</p>



<p>Gözlerimi açtığımda aynada baktığım yansımamda koca bir yalnızlık ve hayal kırıklığı… ve bunları yapanın ben olmayışım… Birilerinin kırıklık eseri olmak da benim suçum değildi ya sonuçta…</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/02/Satinur-Emir-1.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/satinuremir/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Satınur Emir</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Merhabalar, ben Satınur Emir. KTÜ’ de İç Mimarlık öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. Ankara’nın güzel olmadığını iddia eden herkese karşı durup, güzel olduğunu savunuyorum çünkü burayı gerçekten seviyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi çok seven, tiyatroya-sinemaya gitmeye bayılan, arkadaşlarımın söylediğine göre neşeli biriyim. Ha ama eklemeden duramayacağım bir şey var ki o da geceyi çok sevmemdir. Geceyi çok severim, geceleri cama balkona çıkıp yıldızları izlemeyi çok severim. Işıkları çok severim, çünkü neden sevmeyeyim? Işıklar bize yolumuzu gösterir. Kaybolduğumuz anda bizi evimize ulaştırır. Siz de ışıkları sevin. Eğer kaybolmuş hissederseniz onları takip edin, size evinizin yolunu gösterecektir. :’)</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/maskenin-ardinda/">Maskenin Ardında</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/maskenin-ardinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kum Saatinde Bir Ömür</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/kum-saatinde-bir-omur/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/kum-saatinde-bir-omur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Talha Kuzu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Jul 2023 08:51:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=5404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eski ve tutku uyandıran rafların aşk hikayelerinde ve huzur birikintilerinde özümü bulmak üzereydim. Lirik şiirler, ağır romanlar ve ben vardım. Kusursuz bir zaman dilimi gibiydi,</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/kum-saatinde-bir-omur/">Kum Saatinde Bir Ömür</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Eski ve tutku uyandıran rafların aşk hikayelerinde ve huzur birikintilerinde özümü bulmak üzereydim. Lirik şiirler, ağır romanlar ve ben vardım. Kusursuz bir zaman dilimi gibiydi, kum saatine sığdırılmış. Akıp giden her kumda yanıp biten bir anım ve peşinden koşan bir şarkının nakaratını andıran huzurum saklıydı. </p>



<p>Varıp ulaşmak istediğimiz şey dalıp dalıp kavuşmak istediğimiz bir kalbe aitti. Ve ulaşmıştım da. Defalarca ters çevrilen bir kum saati süzülüyordu artık gözlerimde, bahar kokulu ahunun saçları ise dizlerimde. Sonlu dünyada bana cenneti tattıran sonsuz bir rüyaydı sanki. Asla uyanmak istemeyeceğim bir rüya. İşte şimdi bizde bir şiir, bir roman, belki bir mucize olmuştuk. Bir çok şeye benzetebileceğim benzersiz bir ömür. Bu ömür de karışır mıydı eski ve tutku dolu raflara? Bizi de alır mıydı girdabına? Savurur muydu satırların arasına? Ruhumu parçalarcasına, canımı yakarcasına, göz bebeklerimi kanatırcasına; sana kavuşurcasına, gözlerinde dolaşırcasına, hayatını bir bahar bitkisine adarcasına. </p>



<p>Diğer yanda mutlu fotoğraf kareleri, raflarda yer alan kitapların ayracı oluvermişler. Kaldığımız yerden devam edilmesi gerekilen karelerdi. O ana tekrar dönülmek isteyen. Bu arzu ile dizeleri sonlandırıyorken öte yandan bu karelerde ve geri kalan ömrünüzde anlamınızı ve haziranınızı keşfetmeniz dileğiyle..</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/04/talha-kuzu-scaled.jpg" width="100"  height="100" alt="Talha Kuzu" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/talhakuzu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Muhammed Talha Kuzu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p><i>Merhaba, benim adım Muhammed Talha Kuzu. Karadeniz Teknik Üniversitesi Sağlık Yönetimi  bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Hislerimi ve duygularımı satırlara nakşetmekten keyif duyuyorum. Sizlere şimdiden keyifli okumalar dilerim.</i></p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/kum-saatinde-bir-omur/">Kum Saatinde Bir Ömür</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/kum-saatinde-bir-omur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış Bir Yokmuş</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/bir-varmis-bir-yokmus/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/bir-varmis-bir-yokmus/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Yağmur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jun 2023 13:11:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=5330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gecenin karanlığına, sararmış yağmur bulutları eşlik ediyor. Bir kentin gözyaşları yeryüzüne dökülüyor. Hiç düşünmemiştim daha önce, şehirleri kim üzüyor? Herkesin şehrine olan isyanı gökyüzünde toplanıyor</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/bir-varmis-bir-yokmus/">Bir Varmış Bir Yokmuş</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gecenin karanlığına, sararmış yağmur bulutları eşlik ediyor. Bir kentin gözyaşları yeryüzüne dökülüyor. Hiç düşünmemiştim daha önce, şehirleri kim üzüyor? Herkesin şehrine olan isyanı gökyüzünde toplanıyor belki. Şehir herkesi duyuyor, tüm isyanları içinde biriktiriyor, sonrası ıslak kaldırımlar oluyor.</p>



<p>Bir varmış bir yokmuş, bir çocuk karanlıktan çok korkmuş. Yemyeşil dağların arasında bir tepede, anılarını acıları oluşturmuş. Acılarından kaçarak dünyada bir köşeye sığınmış.</p>



<p>Bir varmış bir yokmuş. Çeyrek asırlık bir delikanlı olmuş. Şimdilerde işler yoğun, sorumluluk çokmuş. Bir uçakta dosyalar, yazılar, işler güçler. Tepedeyken ülkeye bakmak bile unutulmuş. Sanki bu günler hiç geçmeyecek gibi, göz önündekiler hep gözden kaybolmuş. Bir var olan bir yok olmuş. Dipdiri vücut artık çökmüş, umutlar çoktan ölmüş. Yaşam artık ileri geri sallanan bir sandalyeden ibaret olmuş.</p>



<p>Yaşam ile sonun kıyısında bir görevli sormuş:</p>



<p>“Yaşadıkların, üzüldüklerin, üzdüklerin değdi mi şimdi konuş.”</p>



<p>Yaşam önce bir var oluş, sonra bir unutuluş. Yok oluş.</p>



<p>Neredesin ey dost. Yoksa sen de mi bir varsın bir yoksun? Üzdüklerimiz, kırgınlıklarımız hepsi sahte bir sonuç. Bu hayat bir koşuş, düşüş ve yakarış. Bu sana isyanımdan kopan bir yalvarış. Etrafın hayalet yüzler ile dolmuş. Yalnızlığın belki kaçınılmaz sonuç.</p>



<p>Bir varmış bir yokmuş. Hayat bu ya ey dost, bir varmışsın bir yokmuş. Şimdi etrafına iyi bak, hepsi bir varmış bir yokmuş. Sırtında bir ton ceset artık omuzlarına kambur olmuş. Hayat güzel anların tekliğinden bir var oluş. Tek bir mutluluk, tek bir aşk, tek bir kahkaha, tek bir gülüş. Bir de bakmışsın bir deli rüzgâr ile hepsi yok olmuş.</p>



<p>Unutma sevgili dost, bu son gülüş bu son var oluş. Yıllar sonra anılarının ancak gözünde var olacak. Kimisi canlanacak gözünde, kimisi kalacak içinde. Bu yaşamak için son gün belki de.</p>



<p>Hayat bu sevgili dost, bir varmış bir yokmuş…</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/03/Onur-Yagmur-scaled.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/onuryagmur/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Onur Yağmur</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p><em>Onur Yağmur konuşuyor. (Kendisini merak edenler için kısa bir bilgilendirme.) Lise yıllarımda Bilişim Teknolojileri bölümünü okumanın ardından sektöre devam etmek istedim ve lisans eğitimi için KTÜ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü ile Trabzon&#8217;a geldim. AÜ Medya ve İletişim bölümü mezunu ve İÜ Grafik Tasarımı öğrencisi olarak da eğitimlerime devam ediyorum. KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü başkanlığını devam ettirmekle beraber, Mercek Dergisi departman sorumluluğunu üstlendim. Hayallerimi hedeflere dönüştürerek yaşayan bir Malatyalıyım ve beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum. </em></p>
</div></div><div class="clearfix"></div><div class="saboxplugin-socials "><a title="Instagram" target="_self" href="https://www.instagram.com/onuryy.99/" rel="nofollow noopener" class="saboxplugin-icon-grey"><svg aria-hidden="true" class="sab-instagram" role="img" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 448 512"><path fill="currentColor" d="M224.1 141c-63.6 0-114.9 51.3-114.9 114.9s51.3 114.9 114.9 114.9S339 319.5 339 255.9 287.7 141 224.1 141zm0 189.6c-41.1 0-74.7-33.5-74.7-74.7s33.5-74.7 74.7-74.7 74.7 33.5 74.7 74.7-33.6 74.7-74.7 74.7zm146.4-194.3c0 14.9-12 26.8-26.8 26.8-14.9 0-26.8-12-26.8-26.8s12-26.8 26.8-26.8 26.8 12 26.8 26.8zm76.1 27.2c-1.7-35.9-9.9-67.7-36.2-93.9-26.2-26.2-58-34.4-93.9-36.2-37-2.1-147.9-2.1-184.9 0-35.8 1.7-67.6 9.9-93.9 36.1s-34.4 58-36.2 93.9c-2.1 37-2.1 147.9 0 184.9 1.7 35.9 9.9 67.7 36.2 93.9s58 34.4 93.9 36.2c37 2.1 147.9 2.1 184.9 0 35.9-1.7 67.7-9.9 93.9-36.2 26.2-26.2 34.4-58 36.2-93.9 2.1-37 2.1-147.8 0-184.8zM398.8 388c-7.8 19.6-22.9 34.7-42.6 42.6-29.5 11.7-99.5 9-132.1 9s-102.7 2.6-132.1-9c-19.6-7.8-34.7-22.9-42.6-42.6-11.7-29.5-9-99.5-9-132.1s-2.6-102.7 9-132.1c7.8-19.6 22.9-34.7 42.6-42.6 29.5-11.7 99.5-9 132.1-9s102.7-2.6 132.1 9c19.6 7.8 34.7 22.9 42.6 42.6 11.7 29.5 9 99.5 9 132.1s2.7 102.7-9 132.1z"></path></svg></span></a><a title="Twitter" target="_self" href="https://twitter.com/onuryy99" rel="nofollow noopener" class="saboxplugin-icon-grey"><svg aria-hidden="true" class="sab-twitter" role="img" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 30 30"><path d="M26.37,26l-8.795-12.822l0.015,0.012L25.52,4h-2.65l-6.46,7.48L11.28,4H4.33l8.211,11.971L12.54,15.97L3.88,26h2.65 l7.182-8.322L19.42,26H26.37z M10.23,6l12.34,18h-2.1L8.12,6H10.23z" /></svg></span></a></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/bir-varmis-bir-yokmus/">Bir Varmış Bir Yokmuş</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/bir-varmis-bir-yokmus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tren Rayında Bir Serçe</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/tren-rayinda-bir-serce/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/tren-rayinda-bir-serce/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Talha Kuzu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 May 2023 16:47:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=5275</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kavuşmaları da içinde barındıran terk edilmiş tren istasyonları nedense ona hep vedaları hatırlatıyordu. Ama öte yandan büyük bir tutku ile de kendini hep orda buluyordu.</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/tren-rayinda-bir-serce/">Tren Rayında Bir Serçe</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kavuşmaları da içinde barındıran terk edilmiş tren istasyonları nedense ona hep vedaları hatırlatıyordu. Ama öte yandan büyük bir tutku ile de kendini hep orda buluyordu. Her gidişinde eve pamuk gibi bir ruh hali ile dönüyordu. Tüm vedalarını, bekleyişlerini, kavuşmalarını, özlemlerini, ruhuna urgan olmuş ızdıraplarını ve gözyaşlarını orda bıraktığından olsa gerek. </p>



<p>Günleri bu şekilde akıp giderken bir zaman sonra içinde bulunduğu anlam yoğunluğunu taşıyamaz ve kontrol edemez hale gelmişti. Buna mâni olup bir yolunu bulmalıydı. Ya da kangren olmuş ruhunu bedeninden mahrum bırakmalıydı. Bu düşünce kalabalığı içerisinde satırlarında kendine yeni bir dünya yaratmayı tercih etmişti. Sağanak olan gözlerinin yerine baharın gelişi ile huzur bulan bir yazarı sığdırmaktı dileği. </p>



<p>Yazacak çok fazla şey, içini dökecek binlerce dize vardı ve o şu şekilde başlıyordu; Uçmayı daha çözemeyen yavru bir kuşu andırıyorum sanki. Her denememde daha  çok yara bere içinde kalıyor kanatlarım.Özgürlüğümü tatmam için tanrı tarafından armağan edilen kanatlarım yontulmuş ve yarasından ötürü can yakıcı bir hale gelmişti. Gökyüzünün binbir farklı tonunda hayat bulmak için tekrar denemeliydim, bir daha bir daha ve bir kez daha. Tâki farklı iklimlere, farklı diyarlara, farklı mutluluklara şahit olana kadar.</p>



<p>Tüm bunlar bir yana dursun şahit olduğum bambaşka bir şey de vardı. Kendi dünyasına hapsolmuş bir kadındı bu. Ve çiçek dolu bahçesinde beslediği kuşları vardı. Her gün depolanmış sevgisiyle beslediği, yalnızlığına ortak ettiği kuşları.. Günün birinde bu kuşları özgürlüğüne teslim etmişti. Özgür olmak isteyen oydu fakat bunu kuşları ile yapıyordu sanki. Kuşlarından neden kendini mahrum bıraktın diye sorduğumda ise cevap vermemiş sadece yutkunarak ağlamaya başlamıştı. Hayata tutunmaya çalışan ahunun tutunamadığı bir ömürdü bu. Hikayenin sonu ise ağladıklarında ölen serçeler ile aynıydı.&nbsp;</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/04/talha-kuzu-scaled.jpg" width="100"  height="100" alt="Talha Kuzu" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/talhakuzu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Muhammed Talha Kuzu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p><i>Merhaba, benim adım Muhammed Talha Kuzu. Karadeniz Teknik Üniversitesi Sağlık Yönetimi  bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Hislerimi ve duygularımı satırlara nakşetmekten keyif duyuyorum. Sizlere şimdiden keyifli okumalar dilerim.</i></p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/tren-rayinda-bir-serce/">Tren Rayında Bir Serçe</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/tren-rayinda-bir-serce/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kağıttan Uçak</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/kagittan-ucak/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/kagittan-ucak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Yağmur]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 May 2023 00:08:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=5272</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sessiz sessiz hayatı adımlıyorum. Attığım adımlar ileriye mi gidiyor? Yoksa geçmişe mi ilerliyorum? Yürüdüğüm sayfalar karalanıyor. Karalandıkça, yaralanıyor sayfalarım. Adımlarım yollarımı değil, kağıtlarımı dolduruyor. Kâğıttan</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/kagittan-ucak/">Kağıttan Uçak</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sessiz sessiz hayatı adımlıyorum. Attığım adımlar ileriye mi gidiyor? Yoksa geçmişe mi ilerliyorum? Yürüdüğüm sayfalar karalanıyor. Karalandıkça, yaralanıyor sayfalarım. Adımlarım yollarımı değil, kağıtlarımı dolduruyor.</p>



<p>Kâğıttan uçaklar yapardık ya küçükken. Ben bir türlü güzel uçuramazdım. Arkadaşlarımın uçakları havada uzun uzun süzülürken, benim uçağım en yakın zemine toslar, ucu kırış kırış olurdu.</p>



<p>Kâğıttan uçak yapmayı öğrenemedim bir türlü. Ama uçabilmek için ne gerekiyor, bunu iyi biliyorum artık. Daha iyi uçabilmek için uçağın ucunun sivri olması lazım. Önündeki havayı kırması, parçalaya parçalaya gitmesi lazım. Sağlam kalabilmek için kendi yolunu açmak, biraz da etrafına zarar vermek gerekiyormuş. Uçaklar böyle çalışıyormuş. Kâğıttan olanları da demirden olanları da.</p>



<p>Kelimesi bile havalı değil mi? “Uçak.” Gücü simgeleyen bir kelime sanki. Havada olması bile yeterince havalı iken, çok daha kuvvetli bir havası var gibi. Teknolojinin harika nimetlerinden bir tanesi. Duruşu ile gözleri olmasa da bakışı ile bir asalet taşıyor. Kuşlar bile onun kadar hızlı uçamaz, onun kadar dayanıklı olamaz. O demir yığını, işini her zaman en iyi şekilde yapar.</p>



<p>Bir anda yükselen uçaklar, sanki hayallerime gider gibi hissediyorum ben. Böyle bir uçağa bineyim, beni hayallerime uçursun isterim. Bazen, insanları hayallerine götürüyor uçaklar. Bazen ise hayallerinden götürüyor. Biraz buruk bir ayrılık hissi kalıyor kimisinde. Kavuşmanın heyecanını taşıyor kimisine.</p>



<p>Gündüzleri arkasında bıraktığı izini de geceleri yanıp sönen ışıklarını da seviyorum. Onları yıldızlardan ayırmaya çalışmak muhteşem bir şey değil mi? Gökyüzündeki en güzel ışıklardan birisine benzeyebiliyor işte onlar.</p>



<p>Şimdi ben; kâğıttan uçaklarının üzerine pencereler çizmiş, arasına da hayallerini yazmış bir çocuğum. Onları, gökyüzünde uçurmayı beceremiyorum hala. Ama tutuyorum. Sıkı sıkı taşıyorum. Her zaman onları hatırlayarak yaşıyorum. Ve inanıyorum. Bir gün kâğıttan uçaklarımı gökyüzüne bırakacağım. Benim uçaklarım da bir gün uçacak en tepelerde. Yıkılmadan, kırışmadan uzun uzun uçacaklar.</p>



<p><em>Kâğıttan uçaklarımla, demirden hayallerimle, çizdiğim pencerelerden bakıyorum gökyüzündeki geleceğime…</em></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/03/Onur-Yagmur-scaled.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/onuryagmur/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Onur Yağmur</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p><em>Onur Yağmur konuşuyor. (Kendisini merak edenler için kısa bir bilgilendirme.) Lise yıllarımda Bilişim Teknolojileri bölümünü okumanın ardından sektöre devam etmek istedim ve lisans eğitimi için KTÜ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü ile Trabzon&#8217;a geldim. AÜ Medya ve İletişim bölümü mezunu ve İÜ Grafik Tasarımı öğrencisi olarak da eğitimlerime devam ediyorum. KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü başkanlığını devam ettirmekle beraber, Mercek Dergisi departman sorumluluğunu üstlendim. Hayallerimi hedeflere dönüştürerek yaşayan bir Malatyalıyım ve beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum. </em></p>
</div></div><div class="clearfix"></div><div class="saboxplugin-socials "><a title="Instagram" target="_self" href="https://www.instagram.com/onuryy.99/" rel="nofollow noopener" class="saboxplugin-icon-grey"><svg aria-hidden="true" class="sab-instagram" role="img" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 448 512"><path fill="currentColor" d="M224.1 141c-63.6 0-114.9 51.3-114.9 114.9s51.3 114.9 114.9 114.9S339 319.5 339 255.9 287.7 141 224.1 141zm0 189.6c-41.1 0-74.7-33.5-74.7-74.7s33.5-74.7 74.7-74.7 74.7 33.5 74.7 74.7-33.6 74.7-74.7 74.7zm146.4-194.3c0 14.9-12 26.8-26.8 26.8-14.9 0-26.8-12-26.8-26.8s12-26.8 26.8-26.8 26.8 12 26.8 26.8zm76.1 27.2c-1.7-35.9-9.9-67.7-36.2-93.9-26.2-26.2-58-34.4-93.9-36.2-37-2.1-147.9-2.1-184.9 0-35.8 1.7-67.6 9.9-93.9 36.1s-34.4 58-36.2 93.9c-2.1 37-2.1 147.9 0 184.9 1.7 35.9 9.9 67.7 36.2 93.9s58 34.4 93.9 36.2c37 2.1 147.9 2.1 184.9 0 35.9-1.7 67.7-9.9 93.9-36.2 26.2-26.2 34.4-58 36.2-93.9 2.1-37 2.1-147.8 0-184.8zM398.8 388c-7.8 19.6-22.9 34.7-42.6 42.6-29.5 11.7-99.5 9-132.1 9s-102.7 2.6-132.1-9c-19.6-7.8-34.7-22.9-42.6-42.6-11.7-29.5-9-99.5-9-132.1s-2.6-102.7 9-132.1c7.8-19.6 22.9-34.7 42.6-42.6 29.5-11.7 99.5-9 132.1-9s102.7-2.6 132.1 9c19.6 7.8 34.7 22.9 42.6 42.6 11.7 29.5 9 99.5 9 132.1s2.7 102.7-9 132.1z"></path></svg></span></a><a title="Twitter" target="_self" href="https://twitter.com/onuryy99" rel="nofollow noopener" class="saboxplugin-icon-grey"><svg aria-hidden="true" class="sab-twitter" role="img" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 30 30"><path d="M26.37,26l-8.795-12.822l0.015,0.012L25.52,4h-2.65l-6.46,7.48L11.28,4H4.33l8.211,11.971L12.54,15.97L3.88,26h2.65 l7.182-8.322L19.42,26H26.37z M10.23,6l12.34,18h-2.1L8.12,6H10.23z" /></svg></span></a></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/kagittan-ucak/">Kağıttan Uçak</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/kagittan-ucak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yarınlar Saklı Gözyaşlarında</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yarinlar-sakli-gozyaslarinda/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yarinlar-sakli-gozyaslarinda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Talha Kuzu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2023 17:51:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=4972</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir kadın tanıdım, bin asrın baharı yatan gözlerini sağanak esir almış. Göz bebeklerinden düşen her damla avuçlarıma bir okyanus olup düşmekteydi. Sahi göz yaşı nasıl</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yarinlar-sakli-gozyaslarinda/">Yarınlar Saklı Gözyaşlarında</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir kadın tanıdım, bin asrın baharı yatan gözlerini sağanak esir almış. Göz bebeklerinden düşen her damla avuçlarıma bir okyanus olup düşmekteydi. Sahi göz yaşı nasıl bu kadar ağır olabilirdi? İçini yakan kor, küçük bahçesindeki koca bir ormanın felaketini getirmek üzereydi. Ben ise ruhuna baharı getiremeden dalından kopup giden bir sonbahar yaprağı. Ellerimden kayıp giden damlalarda mı aramalıydım yaşam denen tufanı yoksa birazdan yanacak olan ormanın küllerinde mi? </p>



<p>Bu düşünce girdabının içinde filizlenmenin bir yolunu bulmalıydım.  Buhrana yenik düşen ruhlar baharı tatmalıydı, gökkuşağının yedi tonu hayatlarımıza anlam katmalıydı, tırtıllar kusursuz bir kelebeğe dönüşmek için can atmalıydı. Serçeler ağladıklarında ölmemeli, avcısına aşık ceylanlar son nefesini vermemeliydi. Acısından beslenen şairlerin hiç yorulmayan kalemleri huzuru yaratmalı, ben ise avuçlarıma düşen okyanusta nefes almalıydım. </p>



<p>Almalıydım ki özlemlerim suyun berraklığına teslim olsun, kalbim kusursuz yaradılışın ile hayat bulsun, kainata sağır kulaklarım âmâde olunası gözlerinde yatan yalnızlığı duysun.&nbsp;</p>



<p>Ve yine duysun ki varlığım günden güne duygularım ile anlam kazansın, satırlarda özüm, ahunun göz bebeklerinde tenime sinen huzur bulunsun. Köklerim varlığına, özlemim dalıp giden gözlerine karışsın. Yüz hatların düşlediğim ömrün rotası, sesini taşıyan karayeller güzlerimin notası olsun.&nbsp;</p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/04/talha-kuzu-scaled.jpg" width="100"  height="100" alt="Talha Kuzu" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/talhakuzu/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Muhammed Talha Kuzu</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p><i>Merhaba, benim adım Muhammed Talha Kuzu. Karadeniz Teknik Üniversitesi Sağlık Yönetimi  bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Hislerimi ve duygularımı satırlara nakşetmekten keyif duyuyorum. Sizlere şimdiden keyifli okumalar dilerim.</i></p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yarinlar-sakli-gozyaslarinda/">Yarınlar Saklı Gözyaşlarında</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yarinlar-sakli-gozyaslarinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hanımeline Mektuplar Son</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/hanimeline-mektuplar-son/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/hanimeline-mektuplar-son/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[inanç Akyazı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2022 22:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Seslendirilmiş Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=4947</guid>

					<description><![CDATA[<p>HANIMELİNE MEKTUPLAR SON &#8220;Senin güzelliğin, hanımeli çiçeği gibi parlak ve ışıltılıdır.&#8221; &#160;Tarih bilinmiyor. Yıl 2002 1. Basamak Umarım sana iyi bir hatıra olmuşumdur. Kötü anılmaktansa,</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/hanimeline-mektuplar-son/">Hanımeline Mektuplar Son</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"><strong>HANIMELİNE MEKTUPLAR SON</strong></p>



<p class="has-text-align-center"><em>&#8220;Senin güzelliğin, hanımeli çiçeği gibi parlak ve ışıltılıdır.&#8221;</em></p>



<p class="has-text-align-right">&nbsp;<em>Tarih bilinmiyor. Yıl 2002</em></p>



<p><em><strong>1. Basamak</strong></em></p>



<p>Umarım sana iyi bir hatıra olmuşumdur. Kötü anılmaktansa, hiç anılmak daha iyi ve acı.</p>



<p>Hep anı yaşadım. Yarını düşünmeden önce hep seni düşündüm. Uzun sohbetlerimiz oldu ama hiç anımız olmadı. Birkaç kez rüyama misafir olmuştun. Bir daha misafir olursun ümidiyle bir yanımda sevdiğin çiçeğin saksısı, diğer yanımda sana hiç veremeyeceğim bir hediye.&nbsp; Sana layık olacağını düşündüğüm bir hediye almıştım. Benim kör dünyamı varlığın ile içten aydınlanmıştın bense sana içten aydınlatıcı bir yerküre almıştım. Hiç verebilme fırsatım olmadı. Üstüne sana yazdığım şiir kitabını da ekleyecektim. Bence en iyisi ne biliyor musun?</p>



<p>Bir insana kalem ile kâğıt ilişkisi olan bir hediye vermek daha iyi. Eğer bir ressam ya da şair isen zamanını harcıyorsun. Zaman, geri alınamayan ve yaşamın en değerli döngüsüdür. Aynı senin gibi. Zaman gibi kutsal ve geri dönülemiyor.</p>



<p><em><strong>2. Basamak</strong></em></p>



<p>Güzelliğin, bir akşam ve güneşin batışı kadar hoş.</p>



<p>Sesin, yaz ayının en tatlı rüzgârı.</p>



<p>Gülüşün, yağmuru haber eden sıcak bir esinti.</p>



<p>Tutkun, dağın başında uçmağa uçan bir kuş.</p>



<p>Sevgin, iki çift kuğu</p>



<p>Gidişin, güneşin denize doğru batışı&#8230;</p>



<p><em><strong>3. Basamak</strong></em></p>



<p>Sevgili hanımeli,</p>



<p>Sana karşı hoşgörülü oldum. Kırılmadım hiçbir lafına.&nbsp; Cevap vermeyişini içime atsam da merak etme içimde bir nefret duymadım. Kader bizim için birlik olmadı. Yanlış zamanda, yanlış yerde doğan bir canlı gibi olduk. Ya zaman bizi ezdi geçti. Ya da ben senin için hiçbir zaman orada doğmaması gereken bir canlı oldum. Sen beni ezdin geçtin.</p>



<p><em><strong>4. Basamak</strong></em></p>



<p>Ah hanımeli! Güzel bir bahçede açar kökleri ve insanları mutlu eder. Sen de benim gönlüme köklerin ile sardın. Belki de farkında bile değildik. Üzgünüm, ne kadar koparmak istesem de köklerin hala yüreğimin içinde. Kökleri koparırsam seni, koparmazsam beni acıtıyor.</p>



<p><em><strong>5. Basamak</strong></em></p>



<p>Sana yazılmış bir şiir kitabına sahip olan ender bir gönülsün.</p>



<p>Seni rahatsız etmek istemiyorum. &nbsp;Bu son mektubum. Son sevgimi dile getirişim.</p>



<p>Beni iyi hatırla.</p>



<p><em>Esen ola.</em></p>



<div class="wp-block-group has-global-padding is-layout-constrained wp-block-group-is-layout-constrained">
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/03/hanimeline-mektuplar-son.mp3"></audio></figure>
</div>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/08/inancakyazi-e1661352147224.png" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/inancakyazi/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">inanç Akyazı</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p><em style="color: #4a4a4a;font-size: 14px;background-color: #ffffff">Merhaba, ben İnanç Akyazı.  </em><em style="color: #4a4a4a;font-size: 14px;background-color: #ffffff">Karadeniz Teknik, Atatürk, Trabzon ve İstanbul üniversitesinde okumaktayım. Felsefe, edebiyat , teknik-bilim pazarlama, reklamcılık ve sanat ile uğraşmaktayım. </em></p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/hanimeline-mektuplar-son/">Hanımeline Mektuplar Son</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/hanimeline-mektuplar-son/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/03/hanimeline-mektuplar-son.mp3" length="3414919" type="audio/mpeg" />

			</item>
	</channel>
</rss>
