SOSYAL MEDYANIN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ?
MUHAMMED TALHA KUZU
Sosyal medya, sonlu hayatımızın sonsuz kısmı. Zamanın kum saatinden bağımsız olduğu, renklerin daha canlı daha göz alıcı kısmı. Olduğumuz gibi mi görünmeliyiz yoksa kurgu bir masalın karakteri mi olmalıyız? Kurgu bir masal daha cezbedici gibi görünüyor sanki. Hiçlik deryasında yüzmek için çok mantıklı. Ne de olsa yelkenlerimi alabora edecek bir rüzgar yok.
Peki ya olduğum gibi görünsem.. Aynalar ile barışık olmak kirpi kişiliğimi yok ediyor. O rüzgar yelkenlerime tüm kuvveti ile vuruyor lakin devrilmiyorum. Yaşamın yalın yüzüne alışkın olduğumdan olsa gerek. Anlamlı görünen karmaşık bir cümle. Bu cümleyi kalbimle açıklamam gerektiğini düşünüyorum. Çünkü zihnim yetersiz kalacak.
Acıyı özünden tattım bire bin katmamaktan ötürü. Huzura baharı bahşettim, çıplak ağaçlar haziranımdan ne götürür. Medya denen portreye koca bir gülümseme, sağanak bir yüz, karakterimden bir öz bıraktım. Aldatılan bir topluluk, tiyatro izleyen bir çoğunluk tüm gerçekliğim ile deray oldu. Kısa bir cümle ile sözlerimi bitirmek istiyorum.
Sosyal medyanın hayatınıza yansımayan kısmına savaş açın, yansıyan kısmına neşe saçın.
SEMANUR TARHAN
Hepimizin hayatının bir parçası olan ve gündelik bir iş gibi rutine oturttuğumuz sosyal medya bu toplumun gözbebeği,belki de ilk göz ağrısı gibi birşey.Peki sizce sosyal mecralar neden bu kadar bizden,hayattan? Çünkü dile getiremediğimiz, söyleyemediğimiz,sadece hayıflandığımız,belki de dile getirmeye çekindiğimiz her cümlenin,mimiğin,tepkinin dili olur sosyal medya.Toplumun çekinmeden dileklerini, şikayetlerini ortaya döktüğü yerdir, yaralayan acının cesaretlendiği yerdir.Bence çoğu insan için iletişimin kaynağı olan sosyal medyanın asıl değeri budur.Ağlarken sesimiz duyulmasın diye tuttuğumuz nefesin boğulmadığı yerdir sosyal medya.Hiç tanımadığımız insanların sevinçlerine,mutluluklerına,yaralarına hayatlarına ortak olup yalnız hissetmediğimiz,duygusal eksiklerimizi kapatmaya çalıştığımız yerdir.Her ne kadar farklı hayatları tanısakta, sosyal medya hiçbir zaman içimizdeki duygusal eksikliği,o kabuk bağlamamış yarayı kapatmaz,iyileştiğini sanarız ama o yara tekrar tekrar kanadığında anlarız o tür eksiklere sosyal medyanın deva olamayacağını.Çünkü sosyal medya bir terapi değil arkadaştır;iyi günde,kötü günde yanında olan,bazen güldüren,bazen ağlatan,bazen de yanında çok güvende hissettiğin arkadaştır.
MUKADDES ORUÇ
Günümüz sosyal medyasının içerisinde bulunan fenomenleri hayatımızın merkezine alıp her koşulda yapılanın ve bize gösterilenlerin doğruluğunu yanlışlığını düşünmeden tartmadan hayatımıza entegre ediyoruz. Yeni dünyanın koyun sürüsü haline geldik. İşin kötüsü bunu hayatımıza da tamamen uyguluyoruz. Sonucunda da etrafımız aynı yüz tipinde, aynı kıyafetleri giyen, aynı konuşan insanlarla dolup taştı. Fenomenlerin müşterisi haline geldik. Bize sundukları ürün ve hizmetleri tüketim çılgınlığı ile alıp kullanıyoruz onlar da bunun karşılığında bizden daha rahat daha lüks hayatlarına devam ediyorlar. Tabii bu işin sadece maddi tarafı. Bir de manevi tarafı var ki o da “bize nerede o eski günler” özlemini yaşatan tarzda. İnsan ilişkileri artık o kadar yapmacıklaştı ki ilişkiler sadece iş ve para üzerine kurulur oldu. İnsanlar artık gerçek duygularını saklayıp iletişimi oldukça bozuk ve kısa tutmaya çalışır oldu.
İnsanlar birbirlerinin gözlerinde o samimiyeti ararken samimiyetsizliğe gömüldü. Durum böyleyken nasıl önüne geçeriz diye düşünecek olursak artık bunun pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Ama en azından azaltmak için bir şeyler yapabileceğini söyleyebilirim.
NAZİRE KÖKSAL
Sosyal medyanın bizlere dayattığı bir algı var. Dıştan her şeyin mükemmel ve kusursuz gözüktüğü ortamda içtenliğe girince aslında bizlere işlerin bu denli olmadığını gösterir. Peki aslı böyle gözükmeyen algının nedenleri nedir? Misal arkadaşlarımızla içtiğimiz bir kahveyi düşünelim. Çok mutlu, güler yüzlü fotoğraflar paylaşırız. Peki o masada geçen hayatın derinliklerinde konuştuğumuz konular… Sadece görselde kalan bir kare ve paylaştığınız kafenin hoş görüntüsünden ortaya çıkan yorum kalır. “Yaşıyorsun bu hayatı” çok sık duyulan bir cümledir. Sosyal medyanın insan üzerindeki bir nevi olumsuz etkisini gözler önüne sermiştir. Bu olumsuzluğun yanı sıra tabili olumlu etkiler de vardır. Olumlu yanlarının etkisinden bahsetmek gerekirse sesini duyuramayan insanımızın sesi olur. Üstü kapanıp gidecek davaların savunucusu olur. Sosyal medyayla birlikte birbirini tanımayan insanlar birbirine yoldaş, kardeş olur.
ZEHRA BAŞOĞLU
Sosyal medyanın her zaman insanları birbirinden uzaklaştırdığından yakınılır. Çoğu kişi sosyal medyada geçirdiği dakikaları sayar. Çok fazla vakit geçirmenin insanlarla iletişimine engel olduğu sanılır. Aslında tam tersi insanlarla iletişim olanağı yaratmaz mı? Yıllardır görmediğin bir arkadaşından sosyal medya sayesinde haberdar olmaz mısın? Aranızdaki kilometreler birbirinize attığınız bir video ile kapanmaz mı? Onun da seninle aynı şeye güleceğini bilip onu düşünüp atmaz mısın o komik videoyu? Sosyal medya sayesinde birbirinizi düşünür, hatırlarsınız. Birlikte olmanızın imkanı olmadığı durumlarda karşında değil ama yanındaymış gibi hissedersin. Herkes her zaman yanımızda olamayabilir ama sosyal medya sayesinde iletişimde kalıp içimizin sıcaklığını birbirimizde hissedebiliriz. Yani sosyal medya insanları uzaklaştırmak yerine tam tersi uzaklaşmış insanlara birbirini hatırlatıp daha da yakınlaştırabilir. Yakın olmak isteyen , iletişime girmek isteyen için sosyal medya dezavantaj değil fırsattır. Bu fırsatı değerlendirmek de herkesin kendi elindedir.


SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim