Birkaç Gün Ötede
Kargaşadan, kaostan, kötülüklerden kaçıp geldim buralara. Bilseydim karşılaşacağım mutluluğun ardından gelecek hüznü yine de aynı yolları ayaklarıma batarken çeker miydim arkadaş? Sitemim bizzat sana. Böyle bırakacaksan niye tuttun ki kanatlarımı, sen hiç kırmayacakmışçasına? Bilseydim kat ettiğim yolları avucuma sıkıştırıp koyacaksın beni kapıya, yorar mıydım bende şu canımı. Benim de canım pek kıymetlidir ya.
Sahi, hangi sokak arasında, hangi sırada, hangi kantinde karşılaşmıştık seninle? Hangi acının ucundan tuttuk da yakın ettik anıları birbirine? Hangi dersin arasına sıkıştırdık ufak tefek sohbetleri, ufacık gülümsemeleri, büyük konulu kocaman kahkahalı anıları? Hep büyük büyük meselelerimiz oldu değil mi seninle? Dünyanın tüm yükünü ben yüklenmişim gibi dökerdim hepsini sana, kaç defa oturduğumuzu bilmediğimiz masalarda. Kaç defa adımladığımız yollarda döktüm gözyaşlarımı sana. Bir bilge gibi dinlerken sen, benim gözümde bir taş olmuştun. Benim sırtıma taş olanları tek tek alırken ben taşa çevirmiştim seni. Hani bir dağ vardır, sırtında o taşlarla tırmanırsın oraya, gücün yetmez düşersin geriye, ama kalkar devam edersin. Bin defa da düşsen yine kalkıp devam edeceksindir ta ki kendi elinle kendi sırtına bindirdiğin bir taş olana kadar. Arkadaş, ben seni sırtıma taş ettim, daha da çıkamadım o dağa. Sen koca bir taş oldun sırtımda, alaşağı ettin beni. Benim gücüm en yakınıma yetecek kadar değildi. Şimdi, aramıza dağlar koyduk, yollar koyduk, tepeler koyduk. Bir bir attığımız ne varsa şimdi kendi elimizle kendimiz için inşa ettik. Attığımız taşları, yıktığımız tuğlaları tek tek koyduk aramıza ince iş ustası gibi. Şimdi iki ayrı uçta neyi beklediğimizi bilmeden duruyoruz. İki ayrı uç…iki uç…ayrı… Kelimeler bir araya geldiğinde bizi ayırıyor, peki biz de ayrıldık mı gerçekten?
Kelimeler darağacında asılı kaldı, boğazı acıttığından yutkunulmuyor, ipi de kesip atamadık. Durumun vahimliğinden haber veriyorum: ipte asılı kalmayı atılmaktan daha önde tercih edenlerdeniz, senle ben. Bu yüzden öylece kaldık asılı, yaralı yaralı. Nereye dönüp dursak nafile. Bizi iflah edecek bir şey bulunmaz bundan gayrı. Ateşböcekleri gibi yanıp duracağız kendi etrafımızda, dışardan bakanlar ışığımızı görüp mutlu olurken biz kendimizi yaka yaka sona ulaşacağız. Ancak yine de ayrı ayrı. Artık ayrı ayrı. Birleşimi mümkün olamayacakmışçasına, ayrı. Ayrı.

Merhabalar, ben Satınur Emir. KTÜ’ de İç Mimarlık öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. Ankara’nın güzel olmadığını iddia eden herkese karşı durup, güzel olduğunu savunuyorum çünkü burayı gerçekten seviyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi çok seven, tiyatroya-sinemaya gitmeye bayılan, arkadaşlarımın söylediğine göre neşeli biriyim. Ha ama eklemeden duramayacağım bir şey var ki o da geceyi çok sevmemdir. Geceyi çok severim, geceleri cama balkona çıkıp yıldızları izlemeyi çok severim. Işıkları çok severim, çünkü neden sevmeyeyim? Işıklar bize yolumuzu gösterir. Kaybolduğumuz anda bizi evimize ulaştırır. Siz de ışıkları sevin. Eğer kaybolmuş hissederseniz onları takip edin, size evinizin yolunu gösterecektir. :’)

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Kuvvetli kalemin her geçen gün daha da güçleniyor. Seni tebrik ediyorum. Güzel yazılarının devamını diliyorum… 🙂
teşekkürr ederiiimm, inşallah
Böyle derin böyle harika…
Tek kelime ile muhteşem, eline sağlık…
Hayatımdaki iki mükemmel yazardan biri..