Bir Bulut Yaklaşıyor
Her sabah olduğu gibi bu sabahta çok sıcak bir güne uyanmıştım. Mevsimlerden yaz. Hoş bir Ağustos sabahı. Dışarıdan gelen kuş sesleri pencereden odaya doluyor. Yatakta doğrulup uzun bir süre masadaki bilgisayara bakıyorum. Sahi ya ne kadar da toz tutmuş. Uzun bir süre tatilin hızına kendimi kaptırdığım için orda olduğunu bile unutmuşum. Zihnimin içinde en son ne zaman kullandığımı ve ne yaptığımı hatırlamaya çalışıyorum. Şu an bu yaptığım, rüyalarımı hatırlamaktan bile zor geldiği için, vazgeçerek ayaklarımı yataktan aşağı atıp inmeye çalışıyorum. Halının biraz kabarmış, biraz sert olan yüzeyi ayaklarımı gıdıklıyor. Hızlıca terliklere yöneliyorum. Sonunda ayağa kalktım. Kafamın içinde yapmam gereken bir yığın şey var ve aylarca aynı şeyleri her sabah planlasam da bu sabahın farkı, artık o şeyleri yapacak olmama kendimi inandırmam. Kısa bir süre bu garip ruh halime tebessüm ediyorum. Ardından pencereye yönelip içeriye ışık girmesini sağlayacak o hamleyi yapıyorum.
Evet evet, perdeyi açmak sanki ruhuma da ışık vurmasına sebep oldu. Derin bir nefes alıp odadan çıkmaya yönelecekken penceredeki çiçeklere takıldı gözüm. Uzun zamandır onlarla da görüşememiştik. Nasıl bu kadar canlı ve renkliydiler? Onların tek umudu olan ben, ihmal ettiğim için solmuş solabileceklerini düşünmüştüm. Hayatı böylesine renkli yaşamanın yorucu olması gerekmez miydi? Gerçekten azimli canlılarsınız sevgili yıldız çiçekleri.
Çiçeklerden de almam gereken dersi aldığıma göre bir şeyler yemek için mutfağa yönelmeliyim. Sağlıklı olduğuna inandığım ve beni çok uğraştıran kahvaltımı bitirdikten sonra tozlardan kurtulabilmek için bir şeyler aramaya başladım. Her mutfakta olan o sarı renkli bezi bulduğumda, işe yarar olmasına kanaat getirerek mutfaktan ayrıldım.
Pek kısa sürdüğünü söyleyemesem de tozlardan kurtulmayı başardım. Evet şimdi tam motivasyon bilgisayarı başlatma düğmesine basma zamanı.
Yarım bırakılmış bir şeylerle karşılaşacağımı sanmıştım. Öyle oldu da. Üzerinde çalıştığım bir resmin hikayesini bitirmeyi gerçek anlamda ertelemişim. Erteleme hastalığım 3 yıldır benimle bir organımmış gibi yaşamaya devam ettiğini böylelikle tekrar hatırlattı.
Gelelim hikayeye; Hikâye, bir bulutun rüzgarla savaşından bahsediyor. İnatçı rüzgârın öfkesine yenilmemek için direnen pamuk bulutumuzun savaşı. Vermek istediğim mesajın ne olduğunu saatlerce düşündüm. Çünkü galiba yazmaya başladığımda hissettiğim şeyle şimdiki hissettiklerim aynı değil. İnsan duygusu ne kadar da değişken. En son, ben ve bulutun arasında ortak bir nokta bulduğumda anlam savaşımı bitirdim. Benim duygularım bir bulutun rüzgâra kapıldığındaki şekilleri gibiydi. Bu değişimin, bulutun isteği doğrultusunda olmadığı gibi duyguların değişiminin kaynağı da kesinlikle ben değildim. Sahi biz izin vermeseydik değişim olabilir miydi? Bulut da zaten buna direnmiyor muydu? Bulutun terk ettiği diyarları özlemesi onu ulaştığı yerlerde ağlatmayacak mıydı? Rüzgâr, elalem gibi çok acımazsızdı.
Pencereden baktığımda tek bir bulut parçasının bile olmadığını görüp, bir yerlerdeki bulutların buraları özlediğini hissettim. Çünkü ne zaman uzaklaşsam bu engin denizleri ve uzun kırları özlerdim. Kendimi bulutla kıyaslamam ne kadar ilginç gibi görünse de bulutlara yağmur yağdıran olayların insanları ağlatan olaylardan pek farklı olmadığını hissettim. Biriken her şey birer damla oluyor. İster bulut ol ister insan…
Bulutların gelme mevsimleri yaklaşırken benim de buraları terk etme mevsimimin geldiğini fark etmem uzun sürmedi. Birileri her zaman bir yerlerden gidiyor. Arkada kalana değil de bizi karşılayana baktığımızda bir bulut her zaman yaklaşıyor.

Merhabalar ben Gülnur. İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri okuyan minik bir Adanalıyım. Öğrenmeyi ve anlatmayı sevdiğim için bundan sonra sık sık karşılaşacağımıza eminim. Pozitif olmayı ve neşe saçmayı hobi olarak sizlere sunmaya geldim. Her neyse ben kısacası bu kadarım. Uzuncasını öğrenmek için yazılarımı takipte kalınn. Hoşçakalınn.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Yaklaşık üç yıldır düşünce yazılarıma yaptığın yorumlarının yazılara eklenecek kadar güzel olmasından kaynaklı, güzel düşünce yazıları çıkarabileceğini biliyordum. Ancak bu kadar beklememiştim… Gözyaşı döken bulutlar dahi arkalarında güneşi taşırlar. Güneş görünmese de o bulutların arkasındadır ve bence dökülen gözyaşlarında dahi bulutlara destek olurlar. Yeryüzünü kurutmak, dökülen yaşları silmek de yine güneşin görevidir. Aştığın yollarda, seni karşılayacak, hayatında güneş olmaya çalışacak insanlar mevcut 🙂 güzel yazılarının devamını bekliyor olacağım, özellikle hikaye kısmı beni içine çok çekti hatta hikayeye farklı benzetmeler getirebilmemi bile sağladı. Eline emeğine kalemine sağlık güzel dostum…
Çok güzel düşünen arkadaşlara sahip olduğum için hayatıma teşekkür ediyorum.
Yorumunu okuyunca gözlerim yaşardı bir teşekkürde sana efenim. Hep olun ve eksik olmayın
Bir bulutun hikayesi bu güzel bu kadar anlamlı anlatılması kelimelerin gücü mü yada parmakların marifeti bilemiyorum tek bildiğim düşünce tarzı muazzam derecede muhteşem… ☺️