<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Seslendirilmiş Yazılar arşivleri - Mercek Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/category/seslendirilmis-yazilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/category/seslendirilmis-yazilar/</link>
	<description>KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama kulübüne ait dergidir.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Jun 2023 09:12:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2020/03/cropped-LOGOSSS-e1585067809948-32x32.png</url>
	<title>Seslendirilmiş Yazılar arşivleri - Mercek Dergisi</title>
	<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/category/seslendirilmis-yazilar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sesimi Duyan Var mı?</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sesimi-duyan-var-mi/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sesimi-duyan-var-mi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Yağmur, Rüveyda Şanlı, Nazlıcan Varan, Nida Yaşılak, Çiğdem Bora, Satınur Emir ve Aleyna Yenigün]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2023 16:59:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Seslendirilmiş Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=5138</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değerli Mercek Dergisi okurları ve KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü üyeleri, 06.02.2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli depremden kulüp ve dergi olarak bizler de etkilendik. Tüm ülkemizi derinden etkileyen bu olayın ardından dergi ekibi olarak hislerimizi, yaşadıklarımızı bir kez daha kâğıda dökme kararı aldık ve “Sesimi Duyan Var Mı?” yazısını oluşturarak o anları anlattık. Bu vesileyle bir kez daha tüm ülkemizin başı sağ olsun diyoruz ve işte yazarlarımızın hisleri ile sizleri baş başa bırakıyoruz…</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sesimi-duyan-var-mi/">Sesimi Duyan Var mı?</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/onuryagmur/">Onur Yağmur</a> | Kahramanmaraş</strong></h2>



<p>06.02.2023 / 04.17 / Kahramanmaraş</p>



<p>Uykusu çok ağır olan bir insan olarak derin bir uğultu, kapı gıcırdaması gibi bir sallantı ve ailemin çığlıkları eşliğinde gözlerimi açmıştım. Başta başım dönüyor sandım. Kaldığım odadan çıkıp ailemin yanına gitmek, yürümek bile çok zordu benim için. Sevdiğim insanların en korktukları halini gördü gözlerim. Yukarıdan kafama düşen beton parçaları neyin ne olduğunu anlamamı sağladı. Annem ve kardeşime sarıldım, öleceğiz sandım ve sakince beklemeye başladım…</p>



<p>Gündüz yaşadığımız ikinci depremde baktığım duvarların arkasını görmemin ardından tedirginliğim ise artıyordu. Dışarıda yıkılan bina seslerini duymam ise iyiden iyiye korkutmuştu. Evlerimizden kaçışımızın ardından itfaiyeye sığınmıştık. Orada gördüklerim yaşımı biraz daha büyüttü. Kuru ekmek için birbirini ezen insanlar, sandalyesini ayağı kırık bir insan ile paylaşamayacak kadar gaddar olanlar, 6 kişinin iki battaniye ile oturduğu ortamda tek başına iki yorgan sahibi olanlar… Anladım ki herkes kendisini düşünüyor. Uzaklardan bize yardım tırları gönderenlerin yanında, yardım tırlarını gizlice kendi lehine boşaltanlar da var bu hayatta. 6 Şubat günü lahmacun yemeyi planlamıştım, bir parça kuru ekmeğe şükrettim; o gün üniversite ders seçimim vardı ama yapamadım; misafir olduğum Kahramanmaraş’ı gezecektim, sadece yaşadığıma şükrettim; 7 şubatta çok sevdiğim Malatya’ya dönecektim, memleketimin halini bile göremedim. 3-4 gün sonra karanlık, yağmalanmış bir otogardaydım. Pis bir koku vardı. Garaja gelen nadir otobüslerden bir tanesiydi, daha kapıdan girmeden herkesin yalvar yakar binmek istediği. Kahramanmaraş otogar manzarası çok güzeldir, geceleri şehrin ışıkları çok güzel görünür. Orası o gece duman altı ve şehirde tek bir ışık yok… Onur Yağmur, o gün kendi memleketlerinden Trabzon’a kaçtı…</p>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/ruveydasanli">Rüveyda Şanlı</a> | Malatya</strong></h2>



<p>Van depremini hatırlıyorum. Hemen sonrasında Malatya&#8217;da da küçük depremler olmuştu sanırım. O zamandan kalan bir deprem korkum vardı. Hatta lazım olur diye düdüklü bir anahtarlık almıştım o günlerde. Hep yanımda bulundururum. Şu an bile yanımda. Ama 6 Şubat’ta yanımda değildi.</p>



<p>Alışkanlıktan sık aralıklarla bulunduğum ortamda deprem olursa yaşam üçgenini nerede, nasıl oluştururum diye planlar yaptım hep. Ama 6 Şubat’ta yapamadım, sadece bekledim.</p>



<p>Yıllarca hazırlıklı olduğum şeye en savunmasız halimle yakalandım. En güvende hissettiğim yerde, evimde, en büyük korkuyu yaşadım. Ve gün sonunda birçok şeyimi kaybettim.</p>



<p>Şu an hem acımı yaşıyorum, hem kendimi iyileştirmeye çalışıyorum hem de yeni bir hayat için yeni planlar yapıyorum. Hayat beni, bizi beklemiyor. Kısaca&nbsp;devam&nbsp;ediyorum.</p>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/cigdembora">Çiğdem Bora</a> | Tekirdağ</strong></h2>



<p>Her şeyden habersiz, bir günü daha bitirmiştik. Sonraki güne merhaba demek için yine kapatmıştık gözlerimizi. Ama bu bazılarının son gözlerini kapatışları olacağını kimse bilemezdi. Saat tam 04.17’yi gösteriyordu. Gece gerçekleşen ve ülkemizde derin yaralar bırakan bir felakette uyanışımızın birinci günü… O güne uyanışımın ve arkasından gelen kötü haberlerin karşısındaki şaşkınlığım, “neler oluyor” diyerek yataktan fırlayışım, nasıl bir güne uyanmaya çalıştığımın hafif sersemliği. TV’lerde, sosyal medyada, gazetelerde; can kayıpları, anne ve babaların yürek yakan haykırışları, enkazlardan çıkarılan yaralı insanlar, bir enkazdan diğer enkaza koşan yardım ekipleri. Tüm bu olanlar 6 şubatta… Bizim için, ülkemiz için kötü anılarla dolu olan 6 Şubat günü gerçekleşti.</p>



<p>Tüm ülke olarak ekranlardan gözümüzü ayırmadık, enkazdan çıkan, çıkarılmayı bekleyen insanlar için gece gündüz dualar ettik. Elimizden hiçbir şeyin gelmemesi, sadece uzaktan acılarına ortak olmaya çalışmamız daha da çok acıttı canımızı… Yaşanan tüm acıların dinmesi dileğiyle. Geçmiş olsun.</p>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/nazlicanvaran">Nazlıcan Varan</a> | Eskişehir</strong></h2>



<p>Deprem olduğu sırada yakın arkadaşımla yaptığımız tatilden dönüyordum.</p>



<p>Otobüs oldukça sessizken etrafıma baktığım insanların uykulu hallerini görmekteydim. Ben de yarı uyanık vaziyette ve bir anda otobüsün ani fren yapmasıyla uyandım.</p>



<p>Etrafta çok fazla kar vardı, ben de yol kapandı zannetmiştim. Konuma baktığımda Eskişehir yolu üzerinde olduğumuzu gördüm. Bir anda otobüsteki bütün ekranlar açıldı ve yan tarafımda oturan adamın ekranında yanıp sönen kırmızı son dakika yazısı dikkatimi çekti.</p>



<p>Daha sonrasında adamın sıçrayarak kalktığını gözlemledim. Önümdeki ekran açılmıyordu ve aynı zamanda ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. İçimden şöyle bir şey geçirdim gerçekten çok kötü bir şey oldu galiba dedim ve bi anda yanımdaki adamın telefonla konuşmasına şahit oldum. Sadece şöyle bir cümle duydum. “Nerdesiniz, ölü var mı?“ O kadar korkunç bir cümle ki ne olduğunu anlamamakla birlikte aklıma gelen tek şey ailem oldu.</p>



<p>Annemle iletişime geçtim hemen ve sadece şunu söyleyebildim “Anne galiba büyük bir şey olmuş, iyi misiniz?“ Annem de yarı uykulu yoldan gelmemi beklediği için çok korkarak açtı telefonumu ve şunu söyledi; “kızım deprem olmuş sakin ol, anlamaya çalışıyorum” dedi, kapattı.</p>



<p>Sonra otobüsten ağlama sesleri geldi, telefonla konuşma sesleri yükseldi. Yalnızım ve depremin nerde olduğunu bile bilmiyorum, etrafımdakileri dinlemeye çalışıyorum. Sonra otobüsteki koridorda ayağa kalktım ve boş bir koltuk önünde de açık bir ekran gördüm hemen oraya doğru yöneldim ve anlamaya çalıştım Görür görmez kanım dondu ve buz gibi kesildim.</p>



<p>Sadece bir tane arkadaşım geldi aklıma Hatay’dan. Hemen onu aradım ve bana tek söylediği söz şuydu “Dışardaydım iyiyiz çıktık, Allahtan uyanıktık annemle babamı uyandırdık ve bir kaç mont alıp çıkabildik, şarjım çok az beni merak etmeyin ama sende dikkat et“ dedi. O yol nasıl bitti, o yoldan ben nasıl eve geldim gerçekten hatırlamıyorum ve benim için çok tedirgin edici bir yolculuktu.</p>



<p>Tam 2 gün sonra da bulunduğum şehirde yardımlar yapılmaya başlandı, bulunduğum şehirdeki stadyuma 3 gün yardıma gittim. Koliye her bir şey koyduğumda oradaki insanlara yardım ettiğimiz için mutlu, böyle bir felaket yaşandığı için içim buruktu.&nbsp; Yapabildiğim sadece daha fazla ne yapabilirim diye düşünmek ve elimden geleni yapmaya çalışmaktı. Çok üzüldüm, çok empati kurmaya çalıştım bu süreçte bir kez daha şükretmem gerektiğini anladım.</p>



<p>Bu süreçte yardım eden, enkazın altında belki de son umudu nefesiyken siz koca yürekli insanlar yer üstünde onların nefesi oldunuz. Döktüğünüz her alın teri için, uyumadığınız her gece için binlerce kez teşekkür ederiz. Tüm milletimize geçmiş olsun.</p>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/nidayasilak">Nida Yaşılak</a> | Malatya</strong></h2>



<p>Annemin okula bağlı olayım diye, düşen dişlerimi ektiği ilkokulumun bahçesindeyim. Her yeri çocukluk anılarımla dolu. Bir yandan gözümde anılarım canlanırken, bir yandan halimize üzülüyordum&#8230;</p>



<p>Saat 03.46 korkuyorum, uyuyamıyorum. Dışarıda öyle bir yağmur var ki sanki üzerimize yıldırım düşecek gibi. Bizi koruyacak bir çatımız da artık yok. Evsiz kaldığım hiç bu kadar yüzüme çarpmamıştı. Bende yağmur ile birlikte gözyaşlarımı içime akıtıyorum. Dilimden düşmeyen dualar&#8230; Bu nasıl bir imtihandı? Tohum eker gibi insan ektik bu topraklara. Yazı yazayım derken deprem dakikaları geliyor gözümün önüne, şimdiye kadar hatırlamamak için kaçtığım anılar. Dün gibi aklımdaymış meğer, yüzümde süzülen sıcacık gözyaşlarım da dökülmek için bu anı bekliyormuş gibi. Kendimi hiç bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Gecenin en puslu saatinde yıkılan evlerin çığlık atan insanların sesiydi duyduğum. Yan odadan bağıran annemin sesiydi.</p>



<p>Korkudan gözlerimi açamamıştım. Öyle şiddetliydi ki kalkamadım ayağa, “buraya kadarmış Nida” deyip ölümü bekledim. Bir şekilde çıktık dışarı, sonra da hep sokaklardayız. Karda, selde, fırtınada. Ve inanın bu anlattıklarım yaşadıklarımızın binde biri bile değil. Her şeyden korkar oldum. Karanlıktan, kapalı ortamdan, sessizlikten, çok sesten, binalardan, rüyalarımdan. Bu korkularımı nasıl atlatacağımı bilmiyorum. Kalbim ve ruhum evimin enkazındaydı ama bu süreçte yanımızda olmasalar bile, her anını bizimle geçiren, acılarımıza ortak olan, destek olmak için freni kopmuş gibi tır süren güzel yürekli ülkemin insanları ruhumu enkazdan çıkarmak için el uzattı. Bu süreçte yalnız olmadığımızı, unutulmadığımızı hissettirdiniz, bizlere güç kuvvet oldunuz. Bir mesajınız bile çok değerliydi. İyi ki varsınız…</p>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/satinuremir">Satınur Emir</a> | Trabzon</strong></h2>



<p>Endişe&#8230; İnsanları zayıf düşüren bir duygu… İnsanı zayıf düşüren her duygu gibi, endişenin de kalpten geldiği düşünülür. Oysa öyle değildir, endişe kalpten değil akıldan gelir. İnsan ihtimaller dâhilinde düşünür. Olabilecekleri aklından geçirdikçe telaşı artar, o sebeple endişe akıl işidir. Endişeliyim, çünkü aklımda bir yığın düşünce var.</p>



<p>O… Şu an nerde… Ne yapıyor… Ne hissediyor… Korkuyor mu?</p>



<p>Ben… Korkuyorum… Onun için…</p>



<p>Haber gelmesini hem deli gibi bekliyorum, ufacık bir sese ihtiyacım var ama aynı zamanda gelecek haberden korkuyorum…</p>



<p>Siz, hiç yediğiniz ekmekten utandınız mı, boğazınızdan geçen çorbadan utandınız mı? Ben utandım. Yemeği bıraktım. Yardım edebileceğim ne varsa, elimden gelen ne varsa onu yapacağım. Çünkü içimdeki bu korkulu ve endişeli sesi ancak bir şeyler yaparak duymayabilirim.</p>



<p>Hava soğuk… Hava çok soğuk… Yardım kolilerini paketlemekten başka bir şey yapamıyorum, işim bitince eve dönüyorum, ben sıcak odama girerken onun hissettiği soğukluğu düşünüyorum. Hep sıcak olan bedeni, acaba şimdi de sıcak mıdır?</p>



<p>Dönmesini bekliyorum sadece… Oradan bir an önce çıkabilmesini… Korkumun, duygularımı yok ettiğini sanıyorum… Derken öyle bir titremeyle beraber ağlamak geliyor…</p>



<p>Kalbimin üzgünlüğünü o an anlıyorum… Ağlamaya başladığımda hissediyorum kendimi, hıçkıra hıçkıra ağladığımda fark ediyorum kalbimdeki acı feryadı… Nefes alamamak ne demek, biliyor musunuz siz? Ben biliyorum.</p>



<p>Gel… Sağ salim… Yıkık döküksün biliyorum…</p>



<p><em>Sana söz öpeceğim yaralarından…</em></p>



<h2 class="has-medium-font-size wp-block-heading"><strong><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/aleynayenigun">Aleyna Yenigün</a> | Trabzon</strong></h2>



<p>Doğa ananın varlığının gerçek olduğunu düşündüğümüz anlar yoktur belki de, hiç olmamıştır hayatımızda.</p>



<p>O anlardan birini yaşamama sebep oldu bu olay; tabiatın, doğanın çektiği acıyı düşünmeme sebep oldu.</p>



<p>Dünyayı esir ettiğimiz nefret, öfke duygusu ve şükürsüzlüğün bir uyarısı mıydı yerin göğün inlemesi bilemem.</p>



<p>Ama o an, yatağımın bedenimi sarsmaya başladığı anda düşünmeye çok da vaktim olmadan, öleceğime kesinlikle inanmıştım. Yapacak, kendimi savunacak zamanım yoktu belki de. Korkunun bedenimi tutsak etmesi mecazi anlamını aşmıştı. Hareket etmeden neler olacağını ve ne yapacağımı düşündüğüm saniyeler içinde aynı zamanda bu niteliksiz ve eski binadan zaten sağ çıkamayacağımı anlayıp dışarı koştum. Ilık bir hava ama sert bir telaş vardı. Benim binam yıkılmadı fakat yıkılan on binlerce ev vardı. Ölmedim fakat ölen on binlerce insan vardı.</p>



<p>Hayalleri vardı o insanların ve yarım kaldılar. Ben ise geride kalan olarak, hayallerimin peşinden koşacak mecali ve bu canları kaybetmenin sebebini sığdırabileceğim bir mantık arıyorum!</p>



<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/03/sesimi-duyan-var-mi.mp3"></audio></figure>



<div class="wp-block-group has-global-padding is-layout-constrained wp-block-group-is-layout-constrained">
<div class="wp-block-group has-global-padding is-layout-constrained wp-block-group-is-layout-constrained"><div class="sabox-plus-item"><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/12/ruveyda-sanli.jpg" width="100"  height="100" alt="Rüveyda Şanlı" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/onuryagmur/?mab_v3=5138" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Onur Yağmur, Rüveyda Şanlı, Nazlıcan Varan, Nida Yaşılak, Çiğdem Bora, Satınur Emir ve Aleyna Yenigün</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div></div></div></div></div>
</div>


<div class="sabox-plus-item"><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2021/11/Cigdem-Bora.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/onuryagmur/?mab_v3=5138" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Onur Yağmur, Rüveyda Şanlı, Nazlıcan Varan, Nida Yaşılak, Çiğdem Bora, Satınur Emir ve Aleyna Yenigün</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div></div></div></div>

<div class="sabox-plus-item"><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2024/10/naz-scaled.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/onuryagmur/?mab_v3=5138" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Onur Yağmur, Rüveyda Şanlı, Nazlıcan Varan, Nida Yaşılak, Çiğdem Bora, Satınur Emir ve Aleyna Yenigün</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div></div></div></div>

<div class="sabox-plus-item"><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/10/nida-yasilak.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/onuryagmur/?mab_v3=5138" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Onur Yağmur, Rüveyda Şanlı, Nazlıcan Varan, Nida Yaşılak, Çiğdem Bora, Satınur Emir ve Aleyna Yenigün</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div></div></div></div>

<div class="sabox-plus-item"><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/02/Satinur-Emir-1.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/onuryagmur/?mab_v3=5138" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Onur Yağmur, Rüveyda Şanlı, Nazlıcan Varan, Nida Yaşılak, Çiğdem Bora, Satınur Emir ve Aleyna Yenigün</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div></div></div></div>

<div class="sabox-plus-item"><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/10/958C0300-0F33-47F4-8455-664ADED1D710-scaled.jpeg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/onuryagmur/?mab_v3=5138" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Onur Yağmur, Rüveyda Şanlı, Nazlıcan Varan, Nida Yaşılak, Çiğdem Bora, Satınur Emir ve Aleyna Yenigün</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div></div></div></div><div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/03/Onur-Yagmur-scaled.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/onuryagmur/?mab_v3=5138" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Onur Yağmur, Rüveyda Şanlı, Nazlıcan Varan, Nida Yaşılak, Çiğdem Bora, Satınur Emir ve Aleyna Yenigün</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"></div></div><div class="clearfix"></div><div class="saboxplugin-socials "><a title="Instagram" target="_self" href="https://www.instagram.com/onuryy.99/" rel="nofollow noopener" class="saboxplugin-icon-grey"><svg aria-hidden="true" class="sab-instagram" role="img" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 448 512"><path fill="currentColor" d="M224.1 141c-63.6 0-114.9 51.3-114.9 114.9s51.3 114.9 114.9 114.9S339 319.5 339 255.9 287.7 141 224.1 141zm0 189.6c-41.1 0-74.7-33.5-74.7-74.7s33.5-74.7 74.7-74.7 74.7 33.5 74.7 74.7-33.6 74.7-74.7 74.7zm146.4-194.3c0 14.9-12 26.8-26.8 26.8-14.9 0-26.8-12-26.8-26.8s12-26.8 26.8-26.8 26.8 12 26.8 26.8zm76.1 27.2c-1.7-35.9-9.9-67.7-36.2-93.9-26.2-26.2-58-34.4-93.9-36.2-37-2.1-147.9-2.1-184.9 0-35.8 1.7-67.6 9.9-93.9 36.1s-34.4 58-36.2 93.9c-2.1 37-2.1 147.9 0 184.9 1.7 35.9 9.9 67.7 36.2 93.9s58 34.4 93.9 36.2c37 2.1 147.9 2.1 184.9 0 35.9-1.7 67.7-9.9 93.9-36.2 26.2-26.2 34.4-58 36.2-93.9 2.1-37 2.1-147.8 0-184.8zM398.8 388c-7.8 19.6-22.9 34.7-42.6 42.6-29.5 11.7-99.5 9-132.1 9s-102.7 2.6-132.1-9c-19.6-7.8-34.7-22.9-42.6-42.6-11.7-29.5-9-99.5-9-132.1s-2.6-102.7 9-132.1c7.8-19.6 22.9-34.7 42.6-42.6 29.5-11.7 99.5-9 132.1-9s102.7-2.6 132.1 9c19.6 7.8 34.7 22.9 42.6 42.6 11.7 29.5 9 99.5 9 132.1s2.7 102.7-9 132.1z"></path></svg></span></a><a title="Twitter" target="_self" href="https://twitter.com/onuryy99" rel="nofollow noopener" class="saboxplugin-icon-grey"><svg aria-hidden="true" class="sab-twitter" role="img" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 30 30"><path d="M26.37,26l-8.795-12.822l0.015,0.012L25.52,4h-2.65l-6.46,7.48L11.28,4H4.33l8.211,11.971L12.54,15.97L3.88,26h2.65 l7.182-8.322L19.42,26H26.37z M10.23,6l12.34,18h-2.1L8.12,6H10.23z" /></svg></span></a></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sesimi-duyan-var-mi/">Sesimi Duyan Var mı?</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sesimi-duyan-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/03/sesimi-duyan-var-mi.mp3" length="15447975" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Şahmeran Efsanesi Nedir?</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sahmeran-efsanesi-nedir/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sahmeran-efsanesi-nedir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Satınur Emir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2023 21:23:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Seslendirilmiş Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=4985</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşadığımız coğrafyanın asırlardır bize getirdiği hikâyeler, efsaneler, olaylar serisi bildiğimiz gibi pek çoktur. Yaratılış efsanelerinden tutun Ferhat ile Şirin’den Kız Kulesi efsanesine kadar uzanan derin</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sahmeran-efsanesi-nedir/">Şahmeran Efsanesi Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yaşadığımız coğrafyanın asırlardır bize getirdiği hikâyeler, efsaneler, olaylar serisi bildiğimiz gibi pek çoktur. Yaratılış efsanelerinden tutun Ferhat ile Şirin’den Kız Kulesi efsanesine kadar uzanan derin bir anlatım silsilesi… Kimisi hala anlatılıyor, yaşanıyor, inanılıyor kimisi de tarihin derin dehlizlerinde unutulmaya başlanmış. İşte bunlardan birini konuşacağız bugün. Şahmeran efsanesini… Peki, Şahmeran efsanesi nedir?</p>



<h3 class="wp-block-heading">Şahmeran Efsanesi Nedir?</h3>



<p>Şahmaran ya da Şahmeran sözcüğü Farsça kökenlidir. “Maran” kelimesi Farsçada yılan anlamına gelir ve kelime, yılanların şahı anlamına gelen, efsaneye konu olan yarı yılan yarı kadın figürünü temsil eder. Ülkemizde Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaygın bilinen bir efsane olurken aynı zamanda Orta Asya, İran, Afganistan, Pakistan gibi bölgelerde de bu hikâyeye benzer efsaneler bulunuyor. Efsaneler arasında, hikâyenin özellikleri ve detayları farklılık gösterebiliyor ancak ortak nokta şu ki Şahmeran, mitolojik bir yaratıktır. Kimisine göre yılan, kimisine göre kuş ya da kertenkele… Birçok söylem var görünüşü konusunda. Ama en ağır basan ve bilinen şekli bir yılan görüntüsünde olduğudur. Tabi ki yılan deyince aklımıza kötülük ya da fenalıklar gelse de efsaneye göre Şahmeran, iyilik, akıl, güç, bilgelik ve şifa ile eşleştiriliyor. Bu da anlatılan tüm efsanelerin büyük bir ortak noktasıdır. Şahmeranın iyileştirici gücüne inanılır ve hatta onun etini yiyen bir hastanın tüm hastalıklarının iyileşeceği düşünülür.</p>



<p>Peki, bu kadar efsane haline gelmiş Şahmeran’ı görebilmek mümkün mü? Efsanelere göre Şahmeran kendisini insanlardan sakınır ve birçok gizli bilgiyi saklar. Hatta bu nedenle insanların gelemeyeceği kadar sıcak alanlarda yaşar. Bu konuyu araştırdığımda yılanların zaten sıcak bölgelerde yaşamayı sevdiklerini öğrendim. Yani aynı insanlar gibi onlar da sıcak alanlarda konforlu bir yaşamı seviyorlar. Yanii bir düşünmek lazım bunuu…</p>



<p>Evet, görmek demiştim… En bilindik Şahmeran efsanesi bizim topraklarımızda geçen bir efsanedir. Mersin’in Tarsus ilçesinde gerçekleşen bu hikâyede Cemşab adında bir gencin Şahmeran’ı gördüğü söylenir. Bu hikâyede olay, yerin yedi kat altında yaşayan yılanların barış içinde olduklarını anlatmakla başlar. Bu yılanların kraliçesi, güzel ve alımlı bir kadın olan Şahmeran ve odunculukla geçinen bir ailenin oğlu Cemşab arasında geçen olaylarla devam eder. Rivayete göre  Cemşab ve arkadaşları ormana odun toplamaya gittikleri bir gün, bal dolu bir kuyuya rastlarlar. Cemşab tüm balı çıkarmak için kuyuya iner (bal dolu kuyuya da nasıl iniliyorsa) ve balı çıkarır. Ancak arkadaşları ona ihanet eder ve balı alıp Cemşab’ı kuyuya atıp kaçarlar. İhanete uğrayan Cemşab yanındaki çakıyla toprağı delerek bir tünel açar. Tünelden ilerledikten sonra kendini çok güzel bir bahçe içerisinde bulur. Bahçe yılanlarla dolu yemyeşil çok güzel bir bahçedir. Bahçenin sahibi olan Şahmeran&#8217;ı ilk kez orada gören Cemşab, başına gelenleri bir bir Şahmeran’a anlatır. Bu ihaneti öğrenen Şahmeran, Cemşab’ı yanına alır ve söylenenlere göre ya dost ya da sevgili olurlar. Bir süre Cemşab Şahmeranla yaşar ancak ailesine olan özlemi ağır bastığından yukarı çıkmak ister. Bunun üzerine Şahmeran, Cemşab’ ı ailesine geri gönderir ancak ona iki tane şart koşar. Kendisi ile ilgili tek kelime etmeyeceğine dair söz alır ve ona hamama girmemesi gerektiğini söyler. Çünkü Şahmeran’ı bir kez gören kişinin yıkandığında derisi pul pul olacaktır. Bu her ikisi için de tehlikelidir.</p>



<p>Yıllar geçer ve Cemşab kimseye bir kelime dahi etmez. Ancak bir gün dönemin kralı hastalanır (bazı rivayetlerde kralının kızının hastalandığı da söylenir). Hekimler iyileşmesinin tek yolunun Şahmeran eti yemesinden geçtiğini söyler. Bunun üzerine çare olarak tüm halkı hamamda kontrol etmeye karar verirler. Cemşab böylelikle yakalanmış olur ve Şahmeran’ın yerini söylemesi için ona işkence edilir. En sonunda işkencelere dayanamayan Cemşab, Şahmeran’ın yerini söyler. Yakalanan Şahmeran öldürülür ve eti krala yedirilir. Eti yiyen kral sağlığına kavuşur.</p>



<p>Ölürken Şahmeran’ın en çok bu ihanete üzüldüğü söylenir. Bu esnada kraliçelerini bekleyen yeraltındaki yılanlar bu ölüm üzerine ülkeyi istila etmek isterler, ancak Şahmeran’ın onlara şu cümleleri kurduğu söylenir : “savaşa başlamayın ben yeniden dirileceğim ve hep beraber savaşacağız o güne kadar dünyanın dört bir tarafına dağılın ve bekleyin”.</p>



<p>Kimi söylentilere göre yine de yılanlar Tarsus’u işgal etmiştir kimi inanışa göre de yılanlar kraliçeleri olan Şahmeran’ı bekler ve kıyamet günü geldiğinde hamamlardan başlamak üzere her yeri istila edeceklerdir. Hangisi doğru bilinmez, ancak bir gerçek vardır ki o da her şeyin bir ihanetle başladığıdır.</p>



<p>Yılanların kendi içlerinde bu inanışları umut vericidir ama bütün hikâyelerin büyük bir birleşim yeri vardır ki o da, Şahmeran’ın öldüğüdür.</p>



<p>Şahmeran efsanesi nedir, nasıl ortaya çıkmıştır, neden böyle bir olay anlatılmıştır bilinmez, her ne kadar farklı anlatımları farklı hikâyeleri ve birçok bilinmeyen yönü olsa da bizim topraklarımızın bir efsanesidir. İnsan bunları duyunca o zamanlarda yaşamak istemiyor değil açıkçası. Mesela ben gerçekten Cemşab’ı (varsa eğer) görmek isterdim. Neden asıl karakteri Şahmeran’ı değil de Cemşab’ı mı görmek istiyorum? Çünkü yılanlardan korkarım ben. Tabi ki benim gibi olmayan birçok insan vardır. Efsane diye anlatılmasına bakmayın, bu efsane yalnızca dillerde değil evlerde de yer etmiş. Evlerin duvarlarını süslemiş, çeyizlere motif olmuş.</p>



<p>İnanması da bize kalmış. Bir sonraki görüşmemize kadar sizler de şöyle bir kendi yörenize ait ne efsaneler ne hikâyeler var bir araştırın, tartışın, konuşun. Çünkü önemli olan inanmak ya da inanmamak değil, geçmişten gelen yaşanmışlığı, efsanevi inançları geleceğe aktarmak. Bir sonraki hikâyelerde görüşmek üzere…</p>



<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-16-at-11.14.51.mp3"></audio></figure>



<h4 class="wp-block-heading">Kaynakça:</h4>



<p><a href="https://boboscope.com/icerik/yilan-govdeli-kadin-sahmeran-efsanesi?gclid=Cj0KCQiAq5meBhCyARIsAJrtdr76ggh5_TC71mV0n24zW-FyhK7UlaIISYe_BaFyJwBWVbdLjPgg_d8aAjv_EALw_wcB">Yılan Gövdeli Kadın: Şahmeran Efsanesi (boboscope.com)</a><br><a href="https://www.ziyaefendi.com.tr/blog/icerik/sahmeran-efsanesi?gclid=Cj0KCQiAq5meBhCyARIsAJrtdr7e6uMg6tp_ffLxpQH0l7XOIjbeNMYHKJ96JxDrJj3BQLiEtY-jfXYaAvLJEALw_wcB">Şahmeran Efsanesi &#8211; Ziya Efendi Cezerye</a><br><a href="https://www.miniyol.com/blog/sahmaran-efsanesi">https://www.miniyol.com/blog/sahmaran-efsanesi</a></p>



<p></p>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/02/Satinur-Emir-1.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/satinuremir/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Satınur Emir</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Merhabalar, ben Satınur Emir. KTÜ’ de İç Mimarlık öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. Ankara’nın güzel olmadığını iddia eden herkese karşı durup, güzel olduğunu savunuyorum çünkü burayı gerçekten seviyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi çok seven, tiyatroya-sinemaya gitmeye bayılan, arkadaşlarımın söylediğine göre neşeli biriyim. Ha ama eklemeden duramayacağım bir şey var ki o da geceyi çok sevmemdir. Geceyi çok severim, geceleri cama balkona çıkıp yıldızları izlemeyi çok severim. Işıkları çok severim, çünkü neden sevmeyeyim? Işıklar bize yolumuzu gösterir. Kaybolduğumuz anda bizi evimize ulaştırır. Siz de ışıkları sevin. Eğer kaybolmuş hissederseniz onları takip edin, size evinizin yolunu gösterecektir. :’)</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sahmeran-efsanesi-nedir/">Şahmeran Efsanesi Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/sahmeran-efsanesi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-16-at-11.14.51.mp3" length="11517453" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Hanımeline Mektuplar Son</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/hanimeline-mektuplar-son/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/hanimeline-mektuplar-son/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[inanç Akyazı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Dec 2022 22:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Seslendirilmiş Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=4947</guid>

					<description><![CDATA[<p>HANIMELİNE MEKTUPLAR SON &#8220;Senin güzelliğin, hanımeli çiçeği gibi parlak ve ışıltılıdır.&#8221; &#160;Tarih bilinmiyor. Yıl 2002 1. Basamak Umarım sana iyi bir hatıra olmuşumdur. Kötü anılmaktansa,</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/hanimeline-mektuplar-son/">Hanımeline Mektuplar Son</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"><strong>HANIMELİNE MEKTUPLAR SON</strong></p>



<p class="has-text-align-center"><em>&#8220;Senin güzelliğin, hanımeli çiçeği gibi parlak ve ışıltılıdır.&#8221;</em></p>



<p class="has-text-align-right">&nbsp;<em>Tarih bilinmiyor. Yıl 2002</em></p>



<p><em><strong>1. Basamak</strong></em></p>



<p>Umarım sana iyi bir hatıra olmuşumdur. Kötü anılmaktansa, hiç anılmak daha iyi ve acı.</p>



<p>Hep anı yaşadım. Yarını düşünmeden önce hep seni düşündüm. Uzun sohbetlerimiz oldu ama hiç anımız olmadı. Birkaç kez rüyama misafir olmuştun. Bir daha misafir olursun ümidiyle bir yanımda sevdiğin çiçeğin saksısı, diğer yanımda sana hiç veremeyeceğim bir hediye.&nbsp; Sana layık olacağını düşündüğüm bir hediye almıştım. Benim kör dünyamı varlığın ile içten aydınlanmıştın bense sana içten aydınlatıcı bir yerküre almıştım. Hiç verebilme fırsatım olmadı. Üstüne sana yazdığım şiir kitabını da ekleyecektim. Bence en iyisi ne biliyor musun?</p>



<p>Bir insana kalem ile kâğıt ilişkisi olan bir hediye vermek daha iyi. Eğer bir ressam ya da şair isen zamanını harcıyorsun. Zaman, geri alınamayan ve yaşamın en değerli döngüsüdür. Aynı senin gibi. Zaman gibi kutsal ve geri dönülemiyor.</p>



<p><em><strong>2. Basamak</strong></em></p>



<p>Güzelliğin, bir akşam ve güneşin batışı kadar hoş.</p>



<p>Sesin, yaz ayının en tatlı rüzgârı.</p>



<p>Gülüşün, yağmuru haber eden sıcak bir esinti.</p>



<p>Tutkun, dağın başında uçmağa uçan bir kuş.</p>



<p>Sevgin, iki çift kuğu</p>



<p>Gidişin, güneşin denize doğru batışı&#8230;</p>



<p><em><strong>3. Basamak</strong></em></p>



<p>Sevgili hanımeli,</p>



<p>Sana karşı hoşgörülü oldum. Kırılmadım hiçbir lafına.&nbsp; Cevap vermeyişini içime atsam da merak etme içimde bir nefret duymadım. Kader bizim için birlik olmadı. Yanlış zamanda, yanlış yerde doğan bir canlı gibi olduk. Ya zaman bizi ezdi geçti. Ya da ben senin için hiçbir zaman orada doğmaması gereken bir canlı oldum. Sen beni ezdin geçtin.</p>



<p><em><strong>4. Basamak</strong></em></p>



<p>Ah hanımeli! Güzel bir bahçede açar kökleri ve insanları mutlu eder. Sen de benim gönlüme köklerin ile sardın. Belki de farkında bile değildik. Üzgünüm, ne kadar koparmak istesem de köklerin hala yüreğimin içinde. Kökleri koparırsam seni, koparmazsam beni acıtıyor.</p>



<p><em><strong>5. Basamak</strong></em></p>



<p>Sana yazılmış bir şiir kitabına sahip olan ender bir gönülsün.</p>



<p>Seni rahatsız etmek istemiyorum. &nbsp;Bu son mektubum. Son sevgimi dile getirişim.</p>



<p>Beni iyi hatırla.</p>



<p><em>Esen ola.</em></p>



<div class="wp-block-group has-global-padding is-layout-constrained wp-block-group-is-layout-constrained">
<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/03/hanimeline-mektuplar-son.mp3"></audio></figure>
</div>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/08/inancakyazi-e1661352147224.png" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/inancakyazi/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">inanç Akyazı</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p><em style="color: #4a4a4a;font-size: 14px;background-color: #ffffff">Merhaba, ben İnanç Akyazı.  </em><em style="color: #4a4a4a;font-size: 14px;background-color: #ffffff">Karadeniz Teknik, Atatürk, Trabzon ve İstanbul üniversitesinde okumaktayım. Felsefe, edebiyat , teknik-bilim pazarlama, reklamcılık ve sanat ile uğraşmaktayım. </em></p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/hanimeline-mektuplar-son/">Hanımeline Mektuplar Son</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/hanimeline-mektuplar-son/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/03/hanimeline-mektuplar-son.mp3" length="3414919" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Geri Dönüş</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/geri-donus/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/geri-donus/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Onur Yağmur]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2022 13:01:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Seslendirilmiş Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=4883</guid>

					<description><![CDATA[<p>En son sessizlik demiştim sizlere. Şimdi “Geri Dönüş” diyorum, kısa bir ara vermiştim şimdi geri dönüyorum. Kapkara bir gecenin ortasında atıyorum bu adımları. Çünkü, karanlık</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/geri-donus/">Geri Dönüş</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>En son <a href="http://mercekdergisi.ktugipak.com/s-e-s-s-i-z-l-i-k">sessizlik </a>demiştim sizlere. Şimdi “Geri Dönüş” diyorum, kısa bir ara vermiştim şimdi geri dönüyorum. Kapkara bir gecenin ortasında atıyorum bu adımları. Çünkü, <em>karanlık geceler ulaştıracak beni aydınlık sabahlara…</em></p>



<p>Yıllar hep böyle geçti, yolum hep taşlı dikenliydi zaten. Hiçbir şey, hiçbir zaman kolay olmamıştı. “Beyaz Bir Sayfa” dedikçe karalandım. Karalandıkça, yaralandım. Hep sakladım, hep sakındım kendimi. Ben beyazlarını açtıkça zorla girdiler sayfalarıma.</p>



<p>Karanlık gecelerden biri daha. Öyle olduğundan bir haber yürüyorum umutlarımda. Umut; bir otobüs durağıydı o gece için. Bazen bir otobüsün götüremediği umutlara, bir otobüs durağı götürebilirdi çünkü. Bir dönüm noktasıydı bu. Dönüm noktalarından sadece bir tanesiydi bu. Karanlık bir gece, umut dolu bir otobüs durağı ve çocukluktan kalan son kırıntılardan, bir eksiliş daha.</p>



<p>Yaşadığım sayısız acının üstüne, hiç bilmediğim bambaşka bir acı daha. Sol yanım acıyor derler ya hani, sol yanı hiç tutmayabiliyormuş insanın. Sonrası uzun bir gece, acıyla geçen günler, soğuk bir odada bayılmak, korkup üşüyerek uyanmak, sıcak günlerde avuçlarını parçalamak…</p>



<p>Bir kış geçti, yediğimiz ayazı unutmadan. Bir de yaz geçti üstüne, acıları toplamaya çalışarak. Şimdi eksilenleri de topluyorum, fazlalıkları da. Acım azaldı ama bitmedi, bitmeyecek. Acıyan canım tetikliyor hırsımı. Acılar azaldıkça, öfke artıyor. Geçen zaman, daha da körüklüyor içimdeki öfkeyi. Bir gün. İşte bir gün vakti gelecek. İçimdeki hırs çıkaracak beni en yukarılara. Seni vuracağım diyorum, başardıklarımla, kazandıklarımla vuracağım seni. Benden çaldığın adımlarımı da bana kattığın koşuları da göreceksin. İşte diyorum, buraya yazıyorum. Bir gün gelecek. Karanlık geceler ulaştıracak beni aydınlık sabahlara. Çünkü güneş, uzun gecelerin ardından daha berrak doğar.</p>



<p>Bu bir geri dönüşün ayak sesleri olsun. Şimdi sesimi herkes duysun. Gece bitti, sessizlik geçti. Bu bir geri dönüş…</p>



<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/03/geridonus.mp3"></audio></figure>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/03/Onur-Yagmur-scaled.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/onuryagmur/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Onur Yağmur</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p><em>Onur Yağmur konuşuyor. (Kendisini merak edenler için kısa bir bilgilendirme.) Lise yıllarımda Bilişim Teknolojileri bölümünü okumanın ardından sektöre devam etmek istedim ve lisans eğitimi için KTÜ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü ile Trabzon&#8217;a geldim. AÜ Medya ve İletişim bölümü mezunu ve İÜ Grafik Tasarımı öğrencisi olarak da eğitimlerime devam ediyorum. KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü başkanlığını devam ettirmekle beraber, Mercek Dergisi departman sorumluluğunu üstlendim. Hayallerimi hedeflere dönüştürerek yaşayan bir Malatyalıyım ve beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum. </em></p>
</div></div><div class="clearfix"></div><div class="saboxplugin-socials "><a title="Instagram" target="_self" href="https://www.instagram.com/onuryy.99/" rel="nofollow noopener" class="saboxplugin-icon-grey"><svg aria-hidden="true" class="sab-instagram" role="img" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 448 512"><path fill="currentColor" d="M224.1 141c-63.6 0-114.9 51.3-114.9 114.9s51.3 114.9 114.9 114.9S339 319.5 339 255.9 287.7 141 224.1 141zm0 189.6c-41.1 0-74.7-33.5-74.7-74.7s33.5-74.7 74.7-74.7 74.7 33.5 74.7 74.7-33.6 74.7-74.7 74.7zm146.4-194.3c0 14.9-12 26.8-26.8 26.8-14.9 0-26.8-12-26.8-26.8s12-26.8 26.8-26.8 26.8 12 26.8 26.8zm76.1 27.2c-1.7-35.9-9.9-67.7-36.2-93.9-26.2-26.2-58-34.4-93.9-36.2-37-2.1-147.9-2.1-184.9 0-35.8 1.7-67.6 9.9-93.9 36.1s-34.4 58-36.2 93.9c-2.1 37-2.1 147.9 0 184.9 1.7 35.9 9.9 67.7 36.2 93.9s58 34.4 93.9 36.2c37 2.1 147.9 2.1 184.9 0 35.9-1.7 67.7-9.9 93.9-36.2 26.2-26.2 34.4-58 36.2-93.9 2.1-37 2.1-147.8 0-184.8zM398.8 388c-7.8 19.6-22.9 34.7-42.6 42.6-29.5 11.7-99.5 9-132.1 9s-102.7 2.6-132.1-9c-19.6-7.8-34.7-22.9-42.6-42.6-11.7-29.5-9-99.5-9-132.1s-2.6-102.7 9-132.1c7.8-19.6 22.9-34.7 42.6-42.6 29.5-11.7 99.5-9 132.1-9s102.7-2.6 132.1 9c19.6 7.8 34.7 22.9 42.6 42.6 11.7 29.5 9 99.5 9 132.1s2.7 102.7-9 132.1z"></path></svg></span></a><a title="Twitter" target="_self" href="https://twitter.com/onuryy99" rel="nofollow noopener" class="saboxplugin-icon-grey"><svg aria-hidden="true" class="sab-twitter" role="img" xmlns="http://www.w3.org/2000/svg" viewBox="0 0 30 30"><path d="M26.37,26l-8.795-12.822l0.015,0.012L25.52,4h-2.65l-6.46,7.48L11.28,4H4.33l8.211,11.971L12.54,15.97L3.88,26h2.65 l7.182-8.322L19.42,26H26.37z M10.23,6l12.34,18h-2.1L8.12,6H10.23z" /></svg></span></a></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/geri-donus/">Geri Dönüş</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/geri-donus/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/03/geridonus.mp3" length="4892157" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Herkese Benden Bi Çorba</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/herkese-benden-bi-corba/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/herkese-benden-bi-corba/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Satınur Emir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Nov 2022 14:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Seslendirilmiş Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=4872</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir mekândayım. Burası bir kafe. On iki tane dikdörtgen masanın doldurduğu bir yer burası, rahat koltuklarla beraber. On iki masa ve küçük bir mutfak. Yağmur</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/herkese-benden-bi-corba/">Herkese Benden Bi Çorba</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir mekândayım.</p>



<p>Burası bir kafe.</p>



<p>On iki tane dikdörtgen masanın doldurduğu bir yer burası, rahat koltuklarla beraber. On iki masa ve küçük bir mutfak.</p>



<p>Yağmur yağıyor, gök delinmiş gibi. Bir şeyler yazmayı deniyorum. Bu açtığım kaçıncı yazamadığım sayfa bilmiyorum. Yazmam için en uygun zamanlardan biri oysa. Yağmur, kahve, müzik… Kulaklığım kafedeki televizyon sesini bastırıyor, yanımda bitmiş kahve bardağı. Ve ben yazmayı, konuşmayı, içimden gelenleri dökmeyi istiyorum, içim çok gürültülü&#8230; Oğuz Atay’ın “yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı.” dediği kısımdayım aslında. Kulağımda hüzünlü bir şarkı var, veremem ismini sizlere, bir benim kulağıma yakışır bu kadar hüznü duymak. En çok bana yakışır, bu hüzün, bu keder, bu üzüntü. Benim gözüme, benim kulağıma, benim ellerime, benim gönlüme, benim ruhuma… Bir benim bedenime yakışır bu kadar acı. Acıdan taşan bir bedenim ben, ruhum onunla yoğrulmuş, sahte neşeme kanmayın. Binlerce kırgın çocuktan biriyim ben de, beni avutacak sözcükler bulmaya çalışmayın. Hiçbir sözcük yaşanılanları değiştirmeyecek, acımı geçirmeyecek. İçinizden biriyim ben de. Ne çok mutlu ne çok umutlu, ne çok neşeli, ne de çok mutsuz. Sizinle benzer mutluluğum da mutsuzluğum da. Sadece belki canım sizden biraz fazla yanmıştır. Ortalama acıların üstünde görüyorum kendiminkileri, ah incinmeyin bana sizinkileri küçük görmüyorum. Ben çığlıklarımı büyük görüyorum sadece. Boyumdan büyük, kilomdan fazla, haddimden çok. Kaç kiloyum söylemem ama.</p>



<p>Mutfağı görebiliyor gözlerim, ev gibi geliyor burası bana. Yemekler istediğimiz zaman yapılıyor, kişi sayısına göre, sıcak sıcak. Ev gibi bir his doluyor işte içime. Ben evin ne demek olduğunu da bilmem pek. Eve dönmek, eve gitmek, evde olmak nasıl şeylerdir bilmem. <em>Bu,</em> kelimenin tam manasıyla bilmemek. Ben işte bazı şeyleri hiç bilmem. İnsanlar geliyor, yağmurdan kaçıyorlar, öyle bir şiddetle yağıyor ki, belki göğün de gönlü bir şeye kırıldı da döküyor bu kadar yağmurlarını. Bilemem. Kim kırgın, kim üzgün, kim dertli bilemem. Anlatılmazsa bilemem. Söylenmezse duyamam. Gösterilmezse göremem. Aciz bir kulum ben. Beklentileriniz büyük olmasın benden. Gücenmeyin bana, kırılmayın. Sizin kadar insanım bende, ancak sizden çok benim sevgim, biliyorum. Sizin gibi sevmiyorum ben, sizden çok, sizden farklı. O yüzden incinirim sizin alınganlıklarınıza, gözümün görmediğine alınmayın. Sessiz akar benim yaşlarım, kimseler bilmeden. Ruhunuz duymadan. Benim duymadıklarıma kızmayın o sebeple. Bir sizi mi görmediler sanıyorsunuz, bir sizi mi sevilmedi sanıyorsunuz, bir siz mi akıtıyorsunuz inci yaşlarınızı? Bende öyleyim. Söylemiyorlar ama yanınızdakiler de öyle. Siz de duymuyorsunuz, siz de görmüyorsunuz, siz de bilmiyorsunuz. Bilmedi diye kızmayın başkalarına. Kimse bilemez kimsenin acılarını. Öfkenize sahip çıkın, hayata olan kırgınlıklarınızı başkalarından çıkarmayın, kırgın ruhlarımız var bizim, <em>inciniriz. İncitmeyin.</em></p>



<p><em>Yağmur yağarken dökülüyor gönlümden bu cümleler. Ellerim titriyor yazarken, nedendir bilmem. Pek mi üzüldüm acaba? İnsanlar geldi, insanlar gitti. Yağmur hala yağıyor, ben oturuyorum on iki masanın birinde. Birazdan sıcak bir çorba isteyeceğim, içim ısınır, iyi gelir. Hem ihtiyaç var sıcak şeylere, içimizi ısıtacak şeylere. Siz de gelirseniz bu on iki masalı, küçük mutfaklı kafeye bir sıcak çorba için benim gibi. Ve beni hatırlayın bu yerde, gözleriniz beni göremez belki ama hatırınıza geleyim. Bu arada hesaplar benden…</em></p>



<p></p>



<p class="has-text-align-right">04.01.2021</p>



<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-21-at-03.00.42.mp3"></audio></figure>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/02/Satinur-Emir-1.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/satinuremir/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Satınur Emir</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Merhabalar, ben Satınur Emir. KTÜ’ de İç Mimarlık öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. Ankara’nın güzel olmadığını iddia eden herkese karşı durup, güzel olduğunu savunuyorum çünkü burayı gerçekten seviyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi çok seven, tiyatroya-sinemaya gitmeye bayılan, arkadaşlarımın söylediğine göre neşeli biriyim. Ha ama eklemeden duramayacağım bir şey var ki o da geceyi çok sevmemdir. Geceyi çok severim, geceleri cama balkona çıkıp yıldızları izlemeyi çok severim. Işıkları çok severim, çünkü neden sevmeyeyim? Işıklar bize yolumuzu gösterir. Kaybolduğumuz anda bizi evimize ulaştırır. Siz de ışıkları sevin. Eğer kaybolmuş hissederseniz onları takip edin, size evinizin yolunu gösterecektir. :’)</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/herkese-benden-bi-corba/">Herkese Benden Bi Çorba</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/herkese-benden-bi-corba/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-21-at-03.00.42.mp3" length="8076717" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Toplamın Sonunda</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/toplamin-sonunda/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/toplamin-sonunda/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Satınur Emir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2022 12:10:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Seslendirilmiş Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=4840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sen, Beni bilirsin dostum. Seninle daha önce çok defa karşılaştık. Önce “şehrin ışıkları” altında, sonra “çıkmaz bir sokağın” ortasında “Bilmediğim bir köşe başında”. Seninle “Bir</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/toplamin-sonunda/">Toplamın Sonunda</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sen,</p>



<p>Beni bilirsin dostum.</p>



<p>Seninle daha önce çok defa karşılaştık. Önce “<strong><em>şehrin ışıkları</em></strong>” altında, sonra “<strong><em>çıkmaz bir sokağın</em></strong>” ortasında “<strong><em>Bilmediğim bir köşe başında</em></strong>”. Seninle “<strong><em>Bir yaz gecesi</em></strong> ’de” karşılaştık. “<strong><em>Birkaç gün ötede”</em></strong> bir “<strong><em>hiçlik kuyusu</em></strong>nda” da. Hem hayallerimizin birleştiği yerlerde, hem de “<strong><em>hayallerimizin sınırı’</em></strong>nda”</p>



<p>Tek başıma çıktığım bu yolda destek verirken bana sen, kimi zaman en tepede olduk, kimi zaman en dipte. Şimdi, sona geliyormuşum gibi hissediyorum. Zamanımın doluyor oluşunu derinlerde bir yerde biliyorum. Vaktimin geçtiğini, artık yerime yeni gelenleri bırakmamın zamanının geldiğini. Sevgili dostum tam anlamıyla ifade etmek zor. Nedendir bilmem, ancak dünyaya buradan devam etmeyi bırakmalıymışım da kendimi başka yerlere taşımam gerekiyormuş gibi bir his işte, içime gelip yerleşen… “<strong><em>Varlıkla yokluk arası’</em></strong>ndaki” kalın çizgide, yokluğa yaklaşılan kısımdayım. Parmaklarım ilk defa klavyede tuşlara dokunurken yazmak, anlatmak, konuşmak bu kadar zor ve kaçınılası.&nbsp;</p>



<p>Yolculuğum uzun, yolum meşakkatli, etrafımdakiler birer açgözlüydüler. Sevgili dostum, bu yolculukta kendimden vazgeçmeyerek devam ederken, sözlerin hep benimle oldu. Daima dürüst, iyi bir insan olmak için çabaladım. Ama bilirsin, şahı yıkmak için yola çıkanlar her daim daha acımasız ve saldırganlardır. Satrançta şahı korumak için onu her taştan uzak tutar ve kaçırırsın. Kaçmak kaderimde varsa şah olmaktan kendi rızamla vazgeçiyorum.</p>



<p>Zirveye çıkmanın zor olduğunu söylerler. Bunu reddediyorum. Asıl zor olanın zirvede kalabilmek olduğunu düşünüyorum. Zirvede kalabilince gerçekten başarmış oluyorsun. Ancak, benim de bilmediğim bir gerçek varmış, yaşayınca öğrendiğim! Devir değişirmiş. Başarı bazen bir nesilde belki birkaç nesilde olabilirmiş. Ancak, her gelen nesilde kalıcı değilmiş. Yeni gelenlere izin vermek gerekiyormuş. Durduğun yerleri değiştirmek, farklı gemilerde yola devam etmek ve başkalarının da alacağını almasına müsaade etmek gerekiyormuş.</p>



<p>Yani, bana başka limanlar lazım, başka diyarlar. İşte sevgili dostum, kulağıma fısıldanıyor, “zamanın doldu, bırak artık.” İçimde tuttuklarımı, “<strong><em>gözlerimdeki sır</em></strong>rı” bir sen okursun.&nbsp; Ben de sana fısıldıyorum, buraları bırakıyorum, buralar onların olsun, ben başka yelkenlere gidiyorum. Geçenlerde okuduğum bir kitapta yazıyordu, “Savaşçı olmak, daima savaşı kazanmak anlamına gelmez”. Nedendir bilmem, aklıma geldi öyle.&nbsp;</p>



<p>İnsanlar değişir, gelişir ve zamanları geldiğinde bir yerlerden gider. İnsanlar gider ve yerlerine mutlaka birileri gelir. Geldi, geliyor ve gelecek. Ancak bilinmelidir ki “her gelen de gideni mutlaka aratacaktır.”</p>



<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-21-at-04.23.38-_1_.mp3"></audio></figure>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/02/Satinur-Emir-1.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/satinuremir/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Satınur Emir</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Merhabalar, ben Satınur Emir. KTÜ’ de İç Mimarlık öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. Ankara’nın güzel olmadığını iddia eden herkese karşı durup, güzel olduğunu savunuyorum çünkü burayı gerçekten seviyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi çok seven, tiyatroya-sinemaya gitmeye bayılan, arkadaşlarımın söylediğine göre neşeli biriyim. Ha ama eklemeden duramayacağım bir şey var ki o da geceyi çok sevmemdir. Geceyi çok severim, geceleri cama balkona çıkıp yıldızları izlemeyi çok severim. Işıkları çok severim, çünkü neden sevmeyeyim? Işıklar bize yolumuzu gösterir. Kaybolduğumuz anda bizi evimize ulaştırır. Siz de ışıkları sevin. Eğer kaybolmuş hissederseniz onları takip edin, size evinizin yolunu gösterecektir. :’)</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/toplamin-sonunda/">Toplamın Sonunda</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/toplamin-sonunda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-21-at-04.23.38-_1_.mp3" length="6391965" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Gözlerdeki Sır</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/gozlerdeki-sir/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/gozlerdeki-sir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Satınur Emir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Sep 2022 11:41:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Seslendirilmiş Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=4711</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ağlayarak içeri girdi Matana. Niye bu dünyaya doğduğunu sorguluyordu, bu kadar sevilmemek onun için bile fazlaydı. Saf ve iyilikle dolu küçücük kalbini kinle dolduruyorlardı resmen.</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/gozlerdeki-sir/">Gözlerdeki Sır</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ağlayarak içeri girdi Matana. Niye bu dünyaya doğduğunu sorguluyordu, bu kadar sevilmemek onun için bile fazlaydı. Saf ve iyilikle dolu küçücük kalbini kinle dolduruyorlardı resmen. Sofada oturan ablası Liraz’ı gördü. Elinde aylardır olan ama asla bitiremediği iğne oyası vardı. Henüz 25 yaşındaydı ablası ama sanki yüz yaşındaki bir ihtiyarın dinginliğini taşıyordu üstünde. Ablası ile arasında on beş yaş vardı ve ablası bildi bileli hep böyleydi. Hep sessiz, hep sakin, hep üzgün. Kimse onun üzgün olduğunu düşünmezdi, herkes yaratılışının böyle olduğunu söylerdi onun için ama Matana biliyordu sanki, ablası üzgündü. Yaratılışı böyle değildi, çünkü Matana daha küçükken ablası onunla kimsenin olmadığı zamanlarda oynardı, gülerdi, şakalaşırdı bile. Ama başka zamanlarda o sessiz haline döner kimseyle konuşmazdı. Hele ki Matana ne zaman üzülse ve onun yanına gitse ablası hep onunla konuşurdu. Şimdi de öyle olacaktı. Matana, Liraz’ın dizlerine yatıverdi bir anda. Ne olduğunu anlayamadan şaşkınca kaldı ablası. Matana ağlıyordu. Matana neden ağlıyordu? Ellerini kardeşinin başına koydu sakince, saçlarını okşamaya başladı. Zaten yapabileceği başka bir şey yoktu.</p>



<p>“Abla ben neden geldim ki bu dünyaya? Babam beni hiç sevmiyor, annem desen ev işlerinden başını kaldırıp bakmıyor bile bana. Şeker almaya gideceğim diyorum para yok diyor sadece, git babandan iste diyor. Babama gidince babam bana vuruyor. Benim ne suçum var ki? Ben ne yapıyorum ki abla? Ben çok mu kötü bir çocuğum?”</p>



<p>Ablası yine suskundu. Hiçbir şey demiyordu. Yüzünde tek bir ifade bile değişmiyordu. Başını okşamaya devam ediyordu.</p>



<p>“Babam bana gerizekâlı dedi abla. Bir halta yaramıyormuşum. Ama ben anneme hep yardım ediyorum abla. Çamaşır yıkayacağı zaman dereden su taşıyorum ona, onun beli ağrıdığı için yerleri bezle ben siliyorum, diz kapaklarım çok acıyor ama annem kızar diye hiç sızlanmıyorum. Babamın ayakkabılarını temizliyorum hep, ne isterse getiriyorum. Niye bana öyle diyor ki? Babam hep çok kızgın abla. Niye hep böyle? Kaşlarının ortası hep birleşik, bir gün yüzü öyle kalacak diye korkuyorum.”</p>



<p>Matana gözlerini kaldırıp ablasına baktı. Artık bu suskunluk onu da bıktırıyordu. Çünkü onun suskunluğu Matana’yı yalnız bırakıyordu. Ablasının dizinden kalktı. Karşısına oturdu, dikkatlice yüzüne bakmaya başladı. Ellerini ablasının yüzüne koydu, yanaklarına, kaşlarına, burnuna, gözlerine dokundu. Liraz böyle incelenmekten rahatsız oldu, başını geriye doğru çekti. Matana bırakmadı ablasını.</p>



<p>“ Niye susuyorsun abla? Bir şey söylesene. Konuşsana benimle. Ağlama desene bana. Gözyaşlarımı silsene. Canım acıyor sen susuyorsun abla. Neden abla? Neden suskunsun?”</p>



<p>Liraz’ın gözleri doldu. Başını yan tarafa çevirdi. Bir şey var dedi Matana.</p>



<p>“Bir şey var abla. Üzgünsün. Hep çok üzgünsün abla. Bazen beni çok seviyorsun ama bazen nefret ediyor gibisin. Sen de sevmiyor musun yoksa annem ve babam gibi? Sen de sevmezsen kim sevecek ki beni?”</p>



<p>Liraz dönüp hasretle baktı sanki ona. Matana’nın daha önce görmediği bir yüz ifadesiydi bu. Dikkatle inceleyince Liraz o kadar güzel bir kadın gibi göründü ki ona. Hiç odadan çıkmadığı, hiç gülmediği, hiç konuşmadığı için kimse onunla ilgilenmiyordu, herkes kendi haline bırakmıştı. O yüzden şimdi onu dikkatle inceleyince açık kahverengi gözleri ile kestane rengi saçlarının onu ne kadar güzel gösterdiğini fark etti Matana. Ama bir şey daha vardı. Hüzün dolu o gözleri. Matana’nın anlamını bilmediği ama Liraz’ın ona bakarken gözünde olan hep o ifade, hüzün. Gözünde bir hüzün, yüzünde bir acı hâkim. Suskunluğu belli ki bundan. Ağzını hiç açmayışı belli ki bundan. Bir sır mı sakladığı? İsminin hakkını veriyordu yani? Liraz, sır demekti. Sırdaş demekti. Liraz hem kendi bir sırrı saklıyordu hem de bir tek kendi kendine sırdaşlık ediyordu.</p>



<p>Mantana öylece ablasına bakarken ayağa kalktı Liraz. Arkasını döndü önce, nefesini kontrol etmeye çalıştı, sonra Matana’ya baktı ve eliyle kapıyı işaret etti. Çık diyordu. Çık dışarı! İşte o nefret dolu bakış yerleşmişti yine yüzüne. Üzgünce bakışlarını yere indirdi Matana. Annesi kızınca sen bu eve keder getirdin derdi hep. O zaman ne diye ismini Matana koymuşlardı ki. O kimseye hediye falan olmamıştı aksine kimse onu sevmiyordu. Ablası bile kovuyordu onu. Bir tek fazlalık o muydu yani bu dünyada? Hani dünya kocamandı? Kocaman dünyada küçücük kendisine yer yok muydu? Ellerine baktı Matana, elleri bile küçüktü onun. Herkesin derdi neydi onunla? Liraz’ a bir kere daha bakmadan attı kendini hızlıca kapıdan. Eğer bir kez daha baksaydı Liraz’ın yüzündeki pişmanlığı görecekti.</p>



<p>Liraz kendini koltuğa attı tekrardan. Bu sefer ağlayan oydu. Dışardan sesini duyan yoktu. Liraz ağlamayı bile sessizce gözyaşlarını akıtarak yapardı. Pencereden kendi kendine söylenerek avluya çıkan Matana’yı izledi. Annesi Matana’yı yıkayacaktı. Kazanlarda sıcak su kaynatılmıştı, bugün yıkanma günüydü. Matana’nın hala soyunmadığını gören annesi yanındaki sopayla onu kovalamaya başlamıştı. Bir yandan da bağırıyordu. Matana ondan kaçtı, “tamam” dedi, “hemen soyunuyorum anneciğim, ne olur kızma sen.”</p>



<p>Annesi yorgunluktan elini beline koyup eve doğru bir bakış attı. Penceredeki kızını gördü. Ona bakan gözleri kederle doldu. İkisinin buluşan gözlerinde bir sır saklıydı. Hayır, Liraz kendi kendine sırdaş değildi. Onun sırdaşları vardı.</p>



<p>Matana soyunup tabureye oturdu, annesinin onu yıkamasını beklemeye başladı. Annesi sıcak suyu başından aşağıya boşaltırken yandım diye kalkmamak için kendisini zor tuttu. Su çok sıcaktı ama annesinin kendisine kızmasını istemiyordu. Kendisini suya bıraktı. Annesi dalgın bir biçimde Matana’yı yıkarken, bir gün daha batmak üzereydi. Akşam güneşi penceresine vururken Liraz’ın aklından geçen tek şey, Matana’yı aslında çok sevdiğiydi. Çünkü herkes çocuğunu severdi. O da Matana’yı seviyordu.</p>



<p>Ama sevmek belki de tek başına yetmiyordu.</p>



<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-21-at-04.23.38.mp3"></audio></figure>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/02/Satinur-Emir-1.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/satinuremir/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Satınur Emir</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Merhabalar, ben Satınur Emir. KTÜ’ de İç Mimarlık öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. Ankara’nın güzel olmadığını iddia eden herkese karşı durup, güzel olduğunu savunuyorum çünkü burayı gerçekten seviyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi çok seven, tiyatroya-sinemaya gitmeye bayılan, arkadaşlarımın söylediğine göre neşeli biriyim. Ha ama eklemeden duramayacağım bir şey var ki o da geceyi çok sevmemdir. Geceyi çok severim, geceleri cama balkona çıkıp yıldızları izlemeyi çok severim. Işıkları çok severim, çünkü neden sevmeyeyim? Işıklar bize yolumuzu gösterir. Kaybolduğumuz anda bizi evimize ulaştırır. Siz de ışıkları sevin. Eğer kaybolmuş hissederseniz onları takip edin, size evinizin yolunu gösterecektir. :’)</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/gozlerdeki-sir/">Gözlerdeki Sır</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/gozlerdeki-sir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-21-at-04.23.38.mp3" length="12843645" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Varlıkla Yokluk Arası</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/varlikla-yokluk-arasi/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/varlikla-yokluk-arasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Satınur Emir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Aug 2022 09:31:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Seslendirilmiş Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=4660</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tam var olacağım bir yerlerde Bir şeyler oluyor sanki şehirde Tam yok olacağım diyorum sen geliyorsun benim şehrime Varlığımla yokluğum çelişirken mabetlerde Seninle birlikte son</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/varlikla-yokluk-arasi/">Varlıkla Yokluk Arası</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"><p> </p></p>


<p style="text-align: center">Tam var olacağım bir yerlerde</p>
<p style="text-align: center">Bir şeyler oluyor sanki şehirde</p>
<p style="text-align: center">Tam yok olacağım diyorum sen geliyorsun benim şehrime</p>
<p style="text-align: center">Varlığımla yokluğum çelişirken mabetlerde</p>
<p style="text-align: center">Seninle birlikte son buluyor şehrimdeki endişe</p>
<p style="text-align: center">Sen,</p>
<p style="text-align: center">Varlıkla yokluğa hükmederken</p>
<p style="text-align: center">Ben,</p>
<p style="text-align: center">Bir sihre kapılmışçasına giriyorum o emre</p>
<p style="text-align: center">Bir toprağa düşerken cemre</p>
<p style="text-align: center">Çevriliyorum sanki bilmediğim yerlere</p>
<p style="text-align: center">Bir hikâye yazıyorsun satırlarını ezbere</p>
<p style="text-align: center">Ben bilmeden oynuyorum sezgilerimle</p>
<p style="text-align: center">En nihayetinde buluştuğumuzda bir yerde</p>
<p style="text-align: center">Tutunuyor ellerimiz birbirine</p>
<p style="text-align: center">Ve o an,</p>
<p style="text-align: center">Çalınıyor müzik bilmediğimiz bir dilde</p>
<p style="text-align: center">Tutunduğumuz yerden başlıyor dansımız,</p>
<p style="text-align: center">Sen hayal et ben yaşıyorum o anı</p>
<p style="text-align: center">Sen, ben, ellerimiz</p>
<p style="text-align: center">Dönüyoruz etrafımızda,</p>
<p style="text-align: center">Havaya kaldırıyoruz tozu ve toprağı</p>
<p style="text-align: center">Devam ediyor müzik,</p>
<p style="text-align: center">Sen, ben, ellerimiz</p>
<p style="text-align: center">Bir ışık hüzmesi yayılıyor etrafımızdan</p>
<p style="text-align: center">Dönüyoruz,</p>
<p style="text-align: center">Dönüyoruz</p>
<p style="text-align: center">Az sonra içinde yok olacağız o ışığın ve toprağın göğsünde</p>
<p style="text-align: center">Sen hüküm veren bir yüceyken</p>
<p style="text-align: center">Yok olmaya razı oluyorsun benimle</p>
<p style="text-align: center">Sen, ben, ellerimiz</p>
<p style="text-align: center">Biz duruyoruz, dönüyor dünya</p>
<p style="text-align: center">Yok olmaya çok yakınken</p>
<p style="text-align: center">Son kez bakıyoruz semaya</p>
<p style="text-align: center">Ve yok oluyoruz göğüs kafesinde toprağın.</p>
<p style="text-align: center"><strong>&nbsp;</strong></p>


<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-16-at-11.14.47-_1_-1.mp3"></audio></figure>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/02/Satinur-Emir-1.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/satinuremir/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Satınur Emir</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Merhabalar, ben Satınur Emir. KTÜ’ de İç Mimarlık öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. Ankara’nın güzel olmadığını iddia eden herkese karşı durup, güzel olduğunu savunuyorum çünkü burayı gerçekten seviyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi çok seven, tiyatroya-sinemaya gitmeye bayılan, arkadaşlarımın söylediğine göre neşeli biriyim. Ha ama eklemeden duramayacağım bir şey var ki o da geceyi çok sevmemdir. Geceyi çok severim, geceleri cama balkona çıkıp yıldızları izlemeyi çok severim. Işıkları çok severim, çünkü neden sevmeyeyim? Işıklar bize yolumuzu gösterir. Kaybolduğumuz anda bizi evimize ulaştırır. Siz de ışıkları sevin. Eğer kaybolmuş hissederseniz onları takip edin, size evinizin yolunu gösterecektir. :’)</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/varlikla-yokluk-arasi/">Varlıkla Yokluk Arası</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/varlikla-yokluk-arasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-16-at-11.14.47-_1_-1.mp3" length="3491181" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Dengede Durma Meselesi</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/dengede-durma-meselesi/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/dengede-durma-meselesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Satınur Emir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jun 2022 12:51:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Seslendirilmiş Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=4468</guid>

					<description><![CDATA[<p>Denge nedir? Nasıl bulunur? İki tekerlekli bisiklete binmeyi öğrenmek aslında dengede olmayıöğrenmek midir? Bisiklete binmeyi çocukluğunda öğrenip büyüdüğünde unutanlar dengedeolmayı mı unutmuş olur? Dengede olmayı</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/dengede-durma-meselesi/">Dengede Durma Meselesi</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Denge nedir? Nasıl bulunur? İki tekerlekli bisiklete binmeyi öğrenmek aslında dengede olmayı<br>öğrenmek midir? Bisiklete binmeyi çocukluğunda öğrenip büyüdüğünde unutanlar dengede<br>olmayı mı unutmuş olur? Dengede olmayı bir kez öğrendiğinde unutmak mümkün müdür?<br>Büyümek unutmak mıdır? Büyümek dengede kalmanın zorlaşması mıdır? Büyümek bisikletten,<br>salıncaktan düşüvermek gibi bir his midir? Peki düşmek her zaman küçükken olduğu kadar can<br>yakıcı mıdır? Küçükken bisikletten düşünce ağlayan bir çocuk büyüdüğünde de buna ağlar mı?<br>Bir de ruhun düşmesi vardır, bilir misin? İçindeki dengeyi kaybettiğin an yaşadığın<br>kontrolsüzlük hissi ruhun düşmesidir işte. Bir çocuğun bisikletten düşmesi, salıncaktan düşüp<br>yaralanması nasıl can yakıcıysa, büyüdüğünde hissettiğin o “ruh düşüşü” bir o kadar can<br>yakıcıdır. Bir insanın kontrolünü kaybetmesi, dengesini bulamaması belki de yaşayabileceği en<br>acı deneyimdir. Acı her zaman gözle görülür değildir, bazen yaralar ruhunun içindedir. Bazı<br>darbeler içeriden alınır.<br>İç dünyam öylesine karmaşık ki… İçimde bir dünya var sanki. Ve orada işler çok karışmış , yollar<br>birbirine girmiş gibi. Sanki içimdeki sokakların tabelaları bir gece ansızın kaldırılmış ve haritasız<br>bırakılmışım. Nerede olduğumu da nereye gideceğimi de kestiremiyorum, gitmek istediğim<br>yerlere nasıl gidebileceğim ise tamamen bir gizem. Kendi dünyasında kaybolan birinin yol<br>sorabileceği tek kişi yine ve yalnızca kendisidir. Oysa ben kendimi de kaybetmiştim. Hem<br>kaybolmuş hem kaybetmiştim.<br>Bazen bir olay diğer birçok olayı peşinden sürükler. Sanki bir taş yıkılması yüzünden diğer<br>taşlar da tek tek yıkılır domino taşı gibi. İçimdeki bu kontrolsüz yıkıma dur diyemiyorum, engel<br>olamıyorum. Tüm taşlar üst üste yıkılıyor ve sanki bu yıkımın sona ermesinin tek yolu<br>tamamen yıkılmaktan geçiyor. Tek bir taş kalmayıncaya kadar, tamamen yıkılmak…<br>Her dert dermanıyla birlikte gelir, her derdin de mutlaka bir dermanı vardır derler. En<br>kolayından hasta olduğumuzda bile sıcak bir çay iyi gelir. Bazen diyorum ki keşke yalnızca<br>hasta olsam ve bir kış çayı içimde yaşanan her şeyi çözse, çözebilse. Bazı şeyler keşke bir tutam<br>ıhlamurun çözebileceği kadar basit olsaydı da ben çözümü bambaşka yerlerde arayarak<br>zorlaştırmış olsaydım…<br>Yine de,<br>bir çay alacağım kendime…<br>Balkona çıkıp, hava alıp, çay içeceğim. Birilerini izleyip beni bağlayan bu soyut iplerden<br>kurtulmaya çalışacağım. Bu dünyada herkesin onları tutan ipleri vardır değil mi? Kimilerini<br>bağlayan ve tutan ipler çok daha kalındır, bizimkiler gibi. Kimilerini bağlayan ipler ise o kadar<br>incedir ki tek bir harekette çözülür. Ama imkansız diye bir şey yoktur, her şeye rağmen<br>imkansız yoktur. Ortada bir düğüm varsa, çözümü de elbette vardır…<br>Öyledir mutlaka, değil mi?</p>



<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-16-at-11.14.49.mp3"></audio></figure>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/02/Satinur-Emir-1.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/satinuremir/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Satınur Emir</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Merhabalar, ben Satınur Emir. KTÜ’ de İç Mimarlık öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. Ankara’nın güzel olmadığını iddia eden herkese karşı durup, güzel olduğunu savunuyorum çünkü burayı gerçekten seviyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi çok seven, tiyatroya-sinemaya gitmeye bayılan, arkadaşlarımın söylediğine göre neşeli biriyim. Ha ama eklemeden duramayacağım bir şey var ki o da geceyi çok sevmemdir. Geceyi çok severim, geceleri cama balkona çıkıp yıldızları izlemeyi çok severim. Işıkları çok severim, çünkü neden sevmeyeyim? Işıklar bize yolumuzu gösterir. Kaybolduğumuz anda bizi evimize ulaştırır. Siz de ışıkları sevin. Eğer kaybolmuş hissederseniz onları takip edin, size evinizin yolunu gösterecektir. :’)</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/dengede-durma-meselesi/">Dengede Durma Meselesi</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/dengede-durma-meselesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-16-at-11.14.49.mp3" length="7079709" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Ateşböceği</title>
		<link>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/atesbocegi/</link>
					<comments>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/atesbocegi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Satınur Emir]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 May 2022 21:23:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Seslendirilmiş Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/?p=4408</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kimilerinin dilinde “ölüm meleği” diye bir tabir var, bilir misiniz siz de? Her şey çok kötü olmadan önce her şey çok iyi gider derler. Çok</p>
<p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/atesbocegi/">Ateşböceği</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kimilerinin dilinde “ölüm meleği” diye bir tabir var, bilir misiniz siz de? Her şey çok kötü olmadan önce her şey çok iyi gider derler. Çok hasta ve ölmesi beklenen bir insanın bir anda ayaklanması, sebepsiz bir iyiliğe bürünmesine kimileri “ölüm iyiliği” der. Bir anda iyi olur, bir anda ölür. Şaşırtıcı olan iyi olmasıdır, şaşırtıcı olan ölüm değildir. Ölüm beklenendir.</p>



<p>Peki, beni ne bekliyor?</p>



<p>Düşmek mi yoksa uçmak mı?</p>



<p>Düşersem veya uçarsam yeterince fark edilir miyim?</p>



<p>Bunu kendime neden yapıyorum? Ne yaptığımı bilmiyorsunuz, hayır bilmek istemezsiniz.</p>



<p>Aslında sorun değil, bu sonu kendi kendime hazırladım, şimdi de öngörülmüş sahnelerin içinde oynuyorum, olması gerektiği gibi. Eskiden, çok eskiden, çok fazla korkardım. Çoklu cümleleri de çokça kurar onlardan da çokça korkardım. Ne kadar fazla şey hissedersem o kadar ‘çok’ yığılırdı üstüme. İnce ruhlu bir insandım sanırım, bir zamanlar. Dünyaya sığmayacak kadar büyük kalbi olup, dünya düzeninde çokça sıkışıp kalmış insanlardan biri… Eski halimi çok özlüyorum ama tüm bu başıma gelenlerin altından eski halimle kalkamazdım, biliyorum.</p>



<p>Güçlenmek bile buruk bir his.</p>



<p>Kimse izin vermeden yolun sonuna geliyorum. Yolun başı tam olarak neresiydi bilmiyorum. Kendi başlattığım bir başlangıç değil ancak başını ve ortasını sevmediğim bir döngüyü sonlandırmak, bana kendi iplerimi kendimin tutabildiğini gösteriyor. Esarette bile olsam özgür kıldığım bir ruhum var benim. &nbsp;Sonuma gidiyorum, bu sefer hızlı hızlı. Kim bilir belki de kendi başlangıcımı da kendim yazmak için. Biliyorum bir yerlerde yeniden canlanacağımı, yeniden yanacağımı, yeniden külleneceğimi. Küllere dönüştüğümde ise savurun yangınımı bu şehrin üzerine, ruhum soğusun. Belki bilmediğim bir köşe başında belki bir sokak arasında, belki de bir gece Galata’ da çıkarım karşınıza. Küllenmiş halim anlatır size yangınımı. Ancak dostlar biliyorum ki, sizin elinize düştüğümde de sönmemiş olacağım. Çünkü ruhu tutsak bedenlerin hapsoldukları yerden çıkabilmeleri için kendilerini yakmaları gerekir. Kendini yakan her beden de bilir ki bir kere girdiği esaretten asla çıkamayacaktır. Daima yanacak ve daima sönmeye çalışacak…</p>



<figure class="wp-block-audio"><audio controls src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-16-at-11.14.50.mp3"></audio></figure>
<div class="saboxplugin-wrap" itemtype="http://schema.org/Person" itemscope itemprop="author"><div class="saboxplugin-tab"><div class="saboxplugin-gravatar"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2022/02/Satinur-Emir-1.jpg" width="100"  height="100" alt="" itemprop="image"></div><div class="saboxplugin-authorname"><a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/yazar/satinuremir/" class="vcard author" rel="author"><span class="fn">Satınur Emir</span></a></div><div class="saboxplugin-desc"><div itemprop="description"><p>Merhabalar, ben Satınur Emir. KTÜ’ de İç Mimarlık öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. Ankara’nın güzel olmadığını iddia eden herkese karşı durup, güzel olduğunu savunuyorum çünkü burayı gerçekten seviyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi çok seven, tiyatroya-sinemaya gitmeye bayılan, arkadaşlarımın söylediğine göre neşeli biriyim. Ha ama eklemeden duramayacağım bir şey var ki o da geceyi çok sevmemdir. Geceyi çok severim, geceleri cama balkona çıkıp yıldızları izlemeyi çok severim. Işıkları çok severim, çünkü neden sevmeyeyim? Işıklar bize yolumuzu gösterir. Kaybolduğumuz anda bizi evimize ulaştırır. Siz de ışıkları sevin. Eğer kaybolmuş hissederseniz onları takip edin, size evinizin yolunu gösterecektir. :’)</p>
</div></div><div class="clearfix"></div></div></div><p>The post <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/atesbocegi/">Ateşböceği</a> appeared first on <a href="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com">Mercek Dergisi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/atesbocegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.mercekdergisi.ktugipak.com/wp-content/uploads/2023/05/WhatsApp-Audio-2023-05-16-at-11.14.50.mp3" length="5304573" type="audio/mpeg" />

			</item>
	</channel>
</rss>
