Kahramana Mektup
Nereden başlamam gerektiğini değil, bir an önce başlamam gerektiğini biliyorum. Artık mide bulantılarıma son vermeliyim. Ağzımı açsam sözcük kusacak gibiyim, konuşmaya ihtiyacım var. Fakat günlük konuşmalar dışındaki tüm kelimelerime mühür vurulmuş gibi. Ben de yazmaya karar verdim bu yüzden. Nasıl başlasam beni etkileyen birini etkileyebilirim diye çok düşündüm, sonra sevdiğim bir arkadaşımın bir sözü geldi aklıma: yazmak bir merhaba ile başlar…
Merhaba sevgili kahramanım,
İnsan, yüreğinden geçenlerin gözlerinden düşen yaşlar misali pıtır pıtır dökülmesini diliyor. Ben de böyle bir beklentiyle yazıyorum sana. Konuşmaya ihtiyacım var diyorum ya, işte orada yalan söylüyorum. Benim konuşmaya değil anlaşılmaya ihtiyacım var sevgili kahramanım. Ruhumun kararsızlığı zihnimi daha çok karartıyor. Son zamanlarda, düşünmekle görevli olan aklım oyunlar oynuyor bana; rüyalarımda hep anlaşıldığımı görüyorum, tarafından. Oysa böyle aldatmacalardan kaçmak için gece lambası almıştım odama. Fakat zihnimin karanlığından kaçamıyorum işte.
Daha iyi günleri beklerken bir de yeni bir oyuna başladım; iki yüzlü olduğu söylenen insanların ikinci yüzünü arıyorum. Daha herhangi birinin ikinci bir yüzüne ulaşamadım. Fakat denemeye devam edeceğim zira kendi gerçek yüzünü saklamayan hiç kimse başkalarının iki yüzlü olduğunu savunamaz. Öyle değil mi?
Söylemeden geçmeyeyim; geçenlerde bir maratona başladım. Şimdi diyeceksin ki sen hiç koşmadın ki? Evet koşmadım haklısın zaten ben de kendi isteğimle maratona başlamadım, başlattırılmışım. Mutlu olmak adına yalnızlığımla koşuyorum. Ben hızlandıkça hızlanıyor ben yavaşladıkça yavaşlıyor gerçi kerata. Bu yüzden bu koşunun sonucunu öngöremiyorum. Sonucunda ben kazanırsam benzer yeteneklere sahip olduğum insanlarla koşmaya başlayacakmışım. Kulağa korkutucu geliyor, aklıma geldikçe geriliyorum ve gerilmekten ne kadar gerileyeceğimi düşünüyorum. Yeni aldığım ikinci el kitapları karıştırırken kitapların arasında bir afiş buldum, bu maratonla ilgili. Aslında her an yapılan bir yarışma imiş, öyle yazıyor. Amacı da ben’liği öne çıkarmakmış. Biraz kapitalist bir oyun gibi geldi bana. Önce çekilmek istedim bu yarıştan ancak çıkılmıyormuş. Yani daha deneyip de çıkabilen olmamış. Yoruldukça denerim artık ben de çıkmayı. Olmadı kaçarım, kolay olana.
Buralarda havalar da iyice soğudu, insanın kemikleri sızlıyor. Severim soğuğu, bilirsin. Yüreğimin sızısını unutturuyor bana. Sadece bir yönünü sevmiyorum: özlem yüklüyor insanın omuzlarına. İnsan her türlü yükü kaldırıyor da özlem, özlem bambaşka bir şey. Neyi özlediğimi de anlayamıyorum ki! Dalgın bakışlarım sayesinde uyarıldığımda fark ediyorum özlem yüklendiğimi. Gariptir ki büyüdükçe artıyor. Gerçi insanoğlu doğarken ölmeyi, hissederken hissizliği, ağlayabiliyorken gülmeyi, nefret ediyorken sevmeyi özlemiyor mu? Sanıyorum insan en çok yetinebilmeyi özlüyor da farkında değil. Özlemlerimiz de adaptasyon geçirmiş: geliştikçe uzakta olana değil bir adım önümüzde olana özlem duyuyoruz. Nasıl böyle bir hale geldik?
Sayende yazmaya olan özlemimi giderirken sevgili kahramanım, güvenmeyi özlediğimi fark ediyorum. Evet özlüyorum güvenmeyi.
Ben sana bu satırları yazarken bol bol derin nefesler aldım, bol bol soluklandım, iyi de geldi. Neyse! Hep ben’den bahsettim. Sahi sen en çok neyi özlüyorsun?

Merhaba, ben Ayşe Hanım AŞIK. (Kod adım: AHA :D) Karadeniz Teknik Üniversitesi İçmimarlık öğrencisiyim.Kız kardeşimle vakit geçirmeyi, kendi çapımda sulu boya resim yapmayı, ne kadar zorlasa da bölümümü, maviyi, denizi (malum Ankaralı olmak bunu gerektirir) ha bir de okumayı çok seviyorum. Okuyarak doğru ve kibar düşünmeyi öğreniyorum. Biraz da yazmayı deneyeyim dedim…Heyecanlıyımmm… Yazılarımda görüşmek dileğiyle…

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
En büyük kahramanı kendisidir insanın bu yüzden en çok kendini özler insan . Ellerine sağlık çok güzel bir yazı olmuşş
En çok küçükken kış zamanı kaloriferin kenarında minderde yatarken jangumun rüyalarını izlemeyi ve bana kahvaltı hazırlayan annemi, babamla cumalara giderken bana altın çikolatalar veren vefat eden dedeyi çok özlüyorum.