Bir Ağustos Gecesi bölüm 4
Bir Ağustos gecesi
Bölüm 4
“Olmayacak düşlerin peşinde koşmak bile güzeldi”
- Merhaba
- Rica etsem yanınıza oturabilir miyim?
- Tabii ki!
Bir anda yanıma oturması çok garipti. Etrafta kuru oturak sadece burada olması, bir şans mı? Yoksa tesadüf mü?
Konuşsam mı acaba? Yoksa sadece beklesem mi? Hiç bu kadar kararsız kalmamıştım. Bekleyeceğim.
Elimdeki defteri gördü. Bana baktığını anlaya biliyordum, ama cesaret edip bakamıyordum.
- Yazar mısınız?
- Efendim?
- Diyorum ki…Elinizde defter var. Bu sahil kenarına gelip elinde defter ve kalem olan birisi. Anca yazar olur. Sizde yazar mısınız?
- Hıı şey ben… Yaşanan olayları karalayan bir anıcıyım.
- Anıcı derken? Anı biriktiren mi?
- Yani öyle de denilene bilinir. Kimisine göre yazarım. Bazılarına göre zaman kaybından başka hiçbir şeyim.
- Ya size göre?
Yüzümde biraz gülümseyerek ona baktım. Bir şey demeyerek kafamı salladım.
O da sustu, bende. Konuşan sadece dalga ve rüzgârdı. Saçları rüzgarla dans etmesini görmek istiyordum. Lakin bakamazdım.
- Demek buradasın!
Dedi, kadının yanına gelen bir adam. Ben sadece baka kalmıştım.
- Hoş geldin.
Kadına bakıp bana doğru işaret ediyordu. Ne yapıyorsun veya kim bu diyerek.
- Hiç kuru bir yer yoktu. Bende buraya oturdum. Hadi gidelim.
İkisi de arkasına bakmadan gitti. Bir an olsun yanlışlıkla olsa bile dönmediler. Olmayacak düşlerin peşinde koşmak bile güzeldi.
Onlar, el ele yürürken bana sorduğu “ya sen hangisini?” sorusuna şu cevabı vermek isterdim;
İlaç üretiyorum. İhtiyacı olan insanların kolayca bulabileceği, hekime gitmeden, eczaneden alınmayan bir ilaç üretiyorum. Ben insanlara, insan olduğunu anlatan, o ruha ilaç üretiyorum. Karşılığında hiçbir şey almıyorum. Bunu yaparken hiç pişman olmadım. Çünkü: ihtiyacım olduğunda bende alıyorum. Gözlerimle okuyup ruhuma dinlendiriyorum. Ben yazarım. Sadece bir yazar.
Bunları yaparken pişman olduğum oldu tabii. En kötü, en zalim ve en gariban insanlarda sevdi. Kötü ve zalimi bilmem ama: Garibana, bir düş hayal ettirdiğim için pişmanım.
Ben yazarım. Sadece bir yazar.
Evime doğru yürüyordum. İçimde bir kırgınlık yüzüm de soğuktu. Neden gariplerin sesleri kırgın yüzü soğuk olur ki. Aklıma bir an evdeki kedim geldi. Kapıya geldim. Acaba o an olacak mı?
O an olsun diyerek ses yaparak kapıyı açtım. Kedim beni karşıladı. Uzun zamandır kapıyı açtığımda beni karşılayan bir mutluluk vardı. Onu aldım sevdim. Halinden çok mutlu idi. Bende mutluydum. Elimi cebimdeki yazdığım defteri aldım. Artık son halini yazabilirim.
“Belki bir gün bir şiirde buluşuruz.
Ben yazarım, sen tanrısı olursun.”
“Şiirlerimin tanrısının da öldüğünü gördüm.
Hepsini bu satırlara gömdüm”
Artık bitmiş idi. İçeri girdim ve o, fotoğrafı kaldırdım. Özür dilerim. Artık siyah not defterimi rafa kaldırma zamanı geldi.
Defteri koymadan önce bir satırı okudum.
İnsanlar kaybettiklerini şarkılarda, yaşayamadığı hayatları ise kitaplarda arar. Kimisi bulur, Kimisi ise aramaya çalışır. Bazen ne şarkıların ne de kitapların tadı yoktur. Her şey tatsız ve keyifsiz gelir. Arayışlar çaresiz olur.
Son-Bir ağustos gecesi
Birinci Bölüm : Bir Ağustos Gecesi bölüm 1
İkinci Bölüm : Bir Ağustos Gecesi bölüm 2
Üçüncü Bölüm : Bir Ağustos Gecesi bölüm 3
Dördüncü Bölüm-son : Bir Ağustos Gecesi bölüm 4
Fotoğraf : İnanç Akyazı arşivinden bir videodan alınmıştır. (5846 kanunu ile korunmaktadır.)

Merhaba, ben İnanç Akyazı. Karadeniz Teknik, Atatürk, Trabzon ve İstanbul üniversitesinde okumaktayım. Felsefe, edebiyat , teknik-bilim pazarlama, reklamcılık ve sanat ile uğraşmaktayım.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
“Olmayacak düşlerin peşinde koşmak bile güzeldi.” Bir ağustos gecesi daha bitti. Bir hayal daha kırıklıklarla son buldu ama bak her şeye rağmen sonunda iyi şeyler de oldu. Sanırım en çok bu bölümü beğendim. Gerçekten kalemine sağlık. Çok keyifliydi