86400 Kere Günaydın
“Hoş geldin güneş. Günaydın dünya. Merhaba gökyüzü. Sabah ezanından sonra ötüşmeye başlayan kuşlar, hepinize kucak dolusu selamlar. Önce sabahın serin havasında, kısa bir yürüyüş. Sonra da sıcacık bir ekmek, taze peynir ve yeni demlenmiş bir bardak çay. Muhteşem bir kombinasyon değil mi? Tam bir lezzet şöleni. Ne büyük zenginlik. Tam 3 çeşit besin var soframızda. Çok şükür, bunlara sahibiz. Karnımı büyük bir keyifle doyurduğuma göre, artık güne hazırım. Bugün de yapacak çok şey var…”
Bu cümleleri sadece, filmlerdeki pozitif karakterler söylemiyor. Öyle bir kural yok. Filmlerde değiliz belki ama bizler de pozitif karakterler olabiliriz. Bu pozitiflik, her şeyi tozpembe görmek gibi değil. Sadece kendini mutlu etmek. Hayata baktığın yerden, mutluluğu görmek. Aslında mutlaka yapmamız gereken bir şey. Hayatta kalmanın görünmez bir kuralı bu.
Saat 11:00 “Of! Yine sabah olmuş. Güneşliği kim açtı be? Niye bu kadar aydınlık? Dolapta dünden kalan yemek var, hemen iki dakika atıştırayım. Bıktım bunları da yemekten. Aman neyse. Günaydın…”
İşte anlatmak istediğim tam da bu. “Gün aymadı.” Gün ayalı çok oldu, evet. Aslında gün saat 6-7 sularında aydınlanıyor. Ama bu cümlelerle, sen aydınlanmadın. Güneşlik açık olsa ne olur. Senin ruhun kararmış. Bu şekilde içine bir aydınlık doğmasını beklemek, hayal bile olamaz.
Bir günaydın bekler insan. Kendisini önemseyen bir günaydın. Ama kendine o esenlenme sözünü vermez ya. En çok da buna kızıyorum. Her sabah ilk iş kendine iyi dileklerini iletmeli insan. “Günaydın ben. Bu dünyada herkesten çok, kendime değer veriyorum ben. O yüzden, herkesten önce günaydın ben!” İşte şimdi oldu. Gün gerçekten aydınlandı şimdi. Gün ile sen de aydınlandın. O beklediğin günaydını aldın. İçini tatlı bir huzur ile kapladın. Şimdi gerçekten günaydın.
Peki bir insan için, gün kaç defa aydınlanabilir? Cevabı sayıyla vereceğimize göre, bu bir matematik sorusu. Hayat da öyle işte. Her şeyin bir matematiği var. Basit bir matematiksel işlemin ardından şu sonuca vardım ki; bir insan günde 86400 kere aydınlanabilir.
Hadi bunun 28800 saniyesini uyuyup dinlenerek geçiriyoruz. 57600 saniyemiz kaldı. Bakın söylerken bile yoruluyorum, çok uzun bir sayı. Muhtemelen siz de içinizden bu sayıyı okumayıp, direk sonraki kelimeye geçiyorsunuz. 😊Peki bu sürelerde neler yapılır biliyor musunuz?
Yemek yenir; Yenilen yemeğin lezzeti gerçekten alınır ve buna sahip olduğumuz için şükredilir.
Araştırma yapılır; Hiç duyulmayan ilginç bilgiler öğrenilir.
Yürüyüş yapılır. Temiz havayı akciğerlerimize çekerek, müzik eşliğinde güzel bir spor.
Ders çalışılır. İstemesek de bize getireceği şeyleri düşünerek, onun hayaliyle motive olarak ders çalışılır.
Gün ayar. O kadar uzun bir zaman ki. O sürede, gün bile ayar. İçimize sıcacık bir güneş doğarak, tüm karanlıklarımızdan kurtarır. Dedim ya. Her sabah ilk önce kendine selam verir, en çok kendini seversen o aydınlıklar senin içine doğar. 57600 saniyenin içerisinde, bunu yapması çok zor olmasa gerek.
Tekrar günaydın. Kendini aydınlatmanın sınırı yok. Sen istersen akşam bile gün aydınlanır. Her gün, sana ait 86400 saniyen var. Her birinin kıymetini bilerek, her birine güzel anıları sıkıştırarak ve en çok da kendini mutlu ederek yaşa lütfen. O kadar çok saniyenin içinde, buralarda olduğuna göre mutlaka sen de o anlarını kıymetlendirmek istiyorsun. Bana yaklaşık 180 saniyeni ayırdın. Bunun için sana minnettarım. Her saniyene, gün ışığı sığdırman dileğiyle. Gözlerin kamaşana dek, aydınlık kal…

Onur Yağmur konuşuyor. (Kendisini merak edenler için kısa bir bilgilendirme.) Lise yıllarımda Bilişim Teknolojileri bölümünü okumanın ardından sektöre devam etmek istedim ve lisans eğitimi için KTÜ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü ile Trabzon’a geldim. AÜ Medya ve İletişim bölümü mezunu ve İÜ Grafik Tasarımı öğrencisi olarak da eğitimlerime devam ediyorum. KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü başkanlığını devam ettirmekle beraber, Mercek Dergisi departman sorumluluğunu üstlendim. Hayallerimi hedeflere dönüştürerek yaşayan bir Malatyalıyım ve beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Bu satırları okurken kendimden parça gördüm nedense, katılıyorum pozitif olmak toz pembe yaşamak değildir, genelde insanlar hep bardağın boş tarafını görür ama pozitif insanlar; evet işte o bardağın hep dolu tarafından bakarlar, çünkü hayat o taraftan çok daha güzel ve mutluluk gülümser, ellerine sağlık yazın çok güzel olmuş..
…Günaydın…
Günaaaaydınn
Günlerden Pazartesi
Mevsimlerden kış
Zamanın ortasında bir kurşun
Bizde saat yaralı