Her Gün Sayısız Tanrıça Doğar
Bütün arkadaşları aynı ayda doğan ve belirli dönem aralığında çok fazla doğum günü meselesine maruz kalan kişilerden biri olarak hep merak etmiştim bu doğum günü olaylarını. Yani ilk kimin doğum gününü neden kutladılar ya da ortaya atılmasındaki asıl mesele neydi? Veya bu mum üfleme olayı nasıl bir gelenekti? Son olarak neden pasta yiyoruz?
Gelin biraz inceleyelim şu doğum günleri meselesini…
Doğum günlerini neden kutlarız?
Doğum günleri M.Ö. 3000’li yıllarda Mısırlılar tarafından kutlanılmaya başlanmıştır. Hatta bugün bizlerin kutladığı gibi bir amaçları da yoktur. Doğum günleri, Eski Mısırda firavunlarının taç giyme törenlerinde yeniden doğduğu ve tanrı olduğu kabul edilen gündür. Bir insanın fiziksel olarak doğumundan daha üstün olduğu kabul görülen bugünde, tanrıları için kutlamalar yapılmaktadır. İlk kutlama Firavun hanedanından “kendisini kutsal tanrı olarak betimleyen” Kleopatra tarafından kutlanmıştır.
Günümüzde ise bu gelenek değişime uğrayarak, sevdiklerimizi doğdukları günlerde anmaya dönüşmüştür.
Gelelim Pasta ve Mum Olayına 😊

Araştırırken en şaşırdığım şeylerden birisi bu konu oldu. Nasıl oldu da Mısırlılar mum dikme olayını Yunanlılara kaptırmışlar dedirten bir hikâye bu. Hikâye şöyle. Yunanlılar Mısırdaki birçok geleneği topraklarına taşıyıp sürdüren bir millet olarak tanrıların doğum günlerini kutlama geleneklerini de toplumlarına kazandırmışlardır. Öyle ki, ay tanrıçaları Artemis’e övgü için sunulan bir ritüel haline gelen pasta, ay şeklinde yani yuvarlak bir halde pişirilmeyle doğum günü pastası olarak ilk kayıtlara geçmiştir. Mum detayı ise yıldız misali ışıltıyı sembolize etmek için kullanılmıştır. Pasta sunumu bir nevi haraç olarak tanrının gözüne girmeye çalışmak ve kötü bir şey yaşanılmışsa bunu unutturmak hatta cezalandırılmamak için kullanılmaya devam etmiştir. Mumları üfleme fikri ise putperestlerin birbirleri etrafında toplanarak mum yakması ve üfleyerek kötü ruhları kovmak fikrinden gelmektedir. Yaşımız kadar mum yakmak fikri ise yaşadığımız yılların bir bir söndüğü inancından doğmaktadır.
Doğum günlerinin hikayesi böyle başlasa da günümüzde insanlar artık hislerinin peşinden giderek kendilerini mutlu eden bir kutlamaya dönüştürmüşlerdir. Sembolik hiçbir anlam ifade etmemekle birlikte bir arada bir şeyler yapmanın güzelliğini yansıtmaktadır.
Kısa bir zaman önce bir arkadaşım başından geçen bir doğum günü hikayesinden bahsetti. Hayatımda duyduğum en yaratıcı fikirlerden birisiydi. Şimdi hikâyeye istinaden size bir soru sormak istiyorum.
“Doğum gününüzde yalnızsanız ve kocaman bir pastanız varsa ne yapmalısınız?

1) Pastayı tek başına ye.
2) Pastayı kedilere ver.
3) A, B, C adındaki yeni tanıştığın iş arkadaşlarından A’yı arayarak B’nin doğum günü için buluşacağınızı ve X yere gelmesi gerektiğini haber ver. Ardından B’yi arayarak C’nin doğum günü için buluşacağınızı ve X yere gelmesi gerektiğini haber ver. Son olarak C’yi arayarak A’nın doğum günü için buluşacağınızı ve X yere gelmesi gerektiğini haber ver. Veeeee X yerde arkadaşlarınla pasta yiyerek mükemmel bir doğum günü geçir😊”
Hikâyenin kahramanı 3. Önermeyi üreterek kendine doğum günü partisi planlamış ve bütün arkadaşlarını iyi ki doğdunuz diye karşılayarak hem onlara hem kendisine tatlı bir jest yapmıştır. Sizin de böyle jestin jesti olduğuna inandığınız yaratıcı hikayeleriniz varsa eğer, yorumlarda paylaşmayı unutmayın. Bütün iyi ki doğan ve hayatlarının tanrıçaları olan arkadaşlarıma sevgilerle 🎉

Merhabalar ben Gülnur. İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri okuyan minik bir Adanalıyım. Öğrenmeyi ve anlatmayı sevdiğim için bundan sonra sık sık karşılaşacağımıza eminim. Pozitif olmayı ve neşe saçmayı hobi olarak sizlere sunmaya geldim. Her neyse ben kısacası bu kadarım. Uzuncasını öğrenmek için yazılarımı takipte kalınn. Hoşçakalınn.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
O zamann bu yazının üstüne bugün doğan tüm güneş yüzlü insanlaraa sevgilerrr. Yüzünüz hep böyle ışıl ışıl olsun efenim. ❤️
Ayy teşekkürlerr