Bir Sorum mu Var?
Ölüm gerçekten her şeyin sonu mu? Öyleyse ne bu gırgır şamata, bu hengameler? Neden bu etrafına ördüğün küçük, tatlı ve sanki senin değilmiş gibi davrandığın zindan? Kaldıramadığın yükler neden omuzlarında? Neden masken yüzüne yapışmış gibi? Değişebilir misin?
Dünyaya sorduğumuz sorular bizi ve hayatımızı şekillendirir. Ne kadar çok soru sorarsak o kadar karmaşık ve zor yollar bizi bekler çünkü cevabı bulunan sorular seni yeni sorulara, cevabı bulunamayan sorular ise yerinde kalmaya zorlar. Soru sormak için bazen yeni şeyler görmemiz gerekir, uzaklara gitmek hatta denizler aşmak lazımdır bazen ise sadece oturup kendine uzaktan bakman yeter.
Her şey bir soru olabilir. Mesela neden bu kadar çok çalıştığını sorabilirsin kendine: Yaşamak için mi çalışıyorsun yoksa çalışmak için mi yaşıyorsun? Mesela doğa bir soru olabilir senin için: Doğa benim için mi yaşıyor yoksa ben doğa için mi yaşıyorum? Mesela en yakın arkadaşın: Çok sevdiğin için mi en yakının yoksa en yakının olduğu için mi çok seviyorsun.
Soru sormanın temeli merak etmekten başlıyor. Biz insanlar doğuştan o kadar meraklı canlılarız ki sorduğumuz sorular ve bulduğumuz cevaplar sayesinde binlerce yıldır sürekli medeniyetler inşa edip birçok icatlar yaptık. Soru sordukça gelişiyoruz geliştikçe de daha çok soru buluyoruz kendimize. İnsanlığın gelişimi bu döngüde sonsuz gibi gözüküyor.
Sorular ile başarılı ve barışık olmak hem kendimizi ve etrafımızı tanımamızı sağlayacağı gibi çağımızdaki gelişim ve bilgi yarışında bizi en önde götürür. Bu yüzden bir sorun mu var? Hemen sor ve asla çekinme.
Soru sormakta en çok çekindiğimiz konular arasında en başta kendimiz geliriz. Kendi sorularımızdan kaçarız ya da hiç sormak istemeyiz. Kendimizi tanımak için sorduğumuz sorulardan kaçmak kendimizi yanlış anlamamızı bile neden olur. Çok zor olsa da kendi kişilik özelliklerini bir kağıda tamamen gerçek bir şekilde sırala. Ardından kendini heyecanlandıran ya da tutku uyandıran şeyleri belirleyerek devam edebilirsin. Sonra nelerden hoşlanmıyorsun ve son olarak az önceki yazdıklarını düşünerek de kişisel başarıların neler bunları yaz. Bunları sakla çünkü kaybolduğunu hissettiğin zamanlarda sana bu sorular yolunu bulmana yardım edecek.

Ben Furkan Namal, Burdurlu bir hayalperestim. Önce astronot sonra ise mimar olmayı istedim ve şimdiyse Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde mimarlık ve Anadolu Üniversitesi’nde işletme okuyorum. Yapmayı en sevdiğim işler ise derin düşüncelere dalmak, bağlamamın tellerini tıngırdatmak ve doğanın içinde kaybolmak. İnsanların büyümemiş ve hala çocuk taraflarını görmek gibi de bir özel gücüm var.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Peki , soru sormak için denizleri aşmamız gerekiyor ve aşamıyorsak ?
Belki boğulmaktan korkuyoruzdur ve hala bizi olduğumuz yere bağlayan sorularımız vardır. Ama yine de vazgeçmek önümüzdeki en büyük engel olmaya devam ediyor.
Emeğine sağlıkk:)) Daha çok böyle güzel yazı isteriz efendimm