ESTETİK DÜŞÜNMEK…
ESTETİK…
Kusurlu bir organı düzeltmek ya da güzelleştirmek için uygulanan yöntemler olarak aklımıza gelse de hayatımızda önemli bir yer kaplayan ama tam anlamıyla tanımlayamadığımız, güzel olarak nitelendirdiğimiz ESTETİK kavramını ele almak istiyorum Mercek Dergisindeki ilk yazımda… Estetik düşünmenin öneminden bahsedeceğim sizlere…
Zannımca estetiği anlamak için önce güzeli tanımlamamız gerekiyor…
Güzel, estetikte önemli bir yer tutar. Hatta bir zamanlar estetiğe güzelin bilimi bile denilmiştir. Ne var ki güzeli doğru tanımlayabilmek en az estetiği doğru tanımlayabilmek kadar zordur. Asıl zor olan şey belki de güzeli bulmaktan ziyade güzelin neden güzel olduğunu söylemektir. Hayatımızda karşılaştığımız ‘güzel’ler çeşitlilik gösterir. Beğenilen bir tablo, doğa manzarası ya da hayatımızı kolaylaştırabilecek pratik bir nesne de güzel olarak nitelendirebileceklerimizin arasındadır. Güzel kimi zaman öznel olurken kimi zaman nesnel olabilir. Örneğin sınıfın en güzel kızı kişiye göre farklılık gösterirken minik bir bebeğin gülümsemesi çoğumuza güzel gelir.
Maddeci estetik ve idealist estetik güzel hakkında karşıt görüşler benimsemişlerdir. Maddeci estetik gerçeklikteki olguların insan bilincinden bağımsızlığını vurgular. İdealist estetik ise güzelin kaynağının bilincin derinliklerinde yattığını ve hiçbir nesnel temelinin olmadığını savunur.Güzele dair önemli bilgileri bir de Aristoteles verir: ona göre güzelin başlıca biçimleri düzen, oran ve açıklık ile dile gelir. Başka bir ifade ile Aristoteles’e göre güzeli belirleyen ölçü insanın kendisidir, onun oranları, olanakları ve gerçekliği algılayışıdır.
Sanattaki güzellik konusuna gelecek olursak: sanat, güzelin tikel bir alanıdır. Hayatımızda güzel ve çirkin bir arada iken sanatta her şey güzeldir. Sanat güzeldir dedim fakat salt yaşamdaki güzelliği gösterdiği için değil gerçeklikteki herhangi bir olayı, olguyu çirkin olsa da güzellikle, sanatsal bir yolla dile getirdiği için güzeldir.
Peki Sizce Güzel Nedir?
Gülümseyebilmek güzeldir… İlkbaharda açan çiçekler güzeldir… Annemize sarılmak güzeldir… Denizi seyredebiliyor olmak güzeldir… Siyasi görüşümüze hak veren insanların varlığı güzeldir… Karakalem resim çiziyor olmak güzeldir… Uzayın görüntüsü güzeldir… Fikirlerimizi ifade edebiliyor olmak güzeldir… Edebiyat güzeldir… İstediğimiz bölümde okumak güzeldir…Uyumak güzeldir…Müzik dinlemek hatta bağıra bağıra şarkı söylemek güzeldir… Model alabildiğimiz insanlar güzeldir… Müze gezmek güzeldir… Charlie’nin Diktatör filmi güzeldir… Bir kulübün dergisinde yazıyor olmak güzeldir… (:
İnsanların güzelliği tanımlayabilmeleri için duygular (duygusal bağ), akıl (yorumlama gücü) ve yaşanmışlık gereklidir. Charlie’nin Diktatör filminden örnek verecek olursak şahsen benim filmi güzel buluyor olmamın sebebi filmde geçen sahneleri yaşamımda da görmektir. Bu sayede film ile aramda duygusal bir bağ oluşurken filmi istemsizce yorumluyorum.
Ancak bu noktada şunu sorgulamak gerek: film güzel bir olayı işlemiyor ki aksine kötü olan diktatörlüğü işliyor. Hayatımda da bunun örneğini görüyor olmak güzel midir? Benim güzel dediğim bu şey aslında gerçekten güzel midir?
İşte tam da bu noktada estetik devreye giriyor…
Estetik Nedir?
Estetik, duyusal bilginin bilimidir der estetiğin kurucusu Baumgarten.
Sanatın özünü, genel yasalarını, sanatsal yaratıcıyı inceleyen bilim dalıdır der Ziss.
Estetik, güzelin sağladığı duyusal hazzın incelenmesidir der Pospelov.
Estetik, insanda bir şeyin güzel olduğu duygusunu neyin uyandırdığını belirlemeye çalışan felsefi bir teoridir der Kant.
Yazımın başında da belirttiğim gibi estetik özellikle güzel olanı incelediği için güzelin bilimi olarak isimlendirilmiştir başlarda. Fakat estetiğin temel değeri sadece güzellik olarak sınırlandırılmamalıdır. Yüce, zarif, ilginç, çocuksu, komik, soylu, trajik, çekici ve hatta çirkinlik bile estetiğin inceleyeceği değerler içine girebilir.
Estetiği bağımsız bir bilim olarak ele alan Alexander Baumgarten, estetiğin konusunun duyusal yetkinlik olduğunu söyler. Estetik “gözle gördüğümüz şeyler” değil “ruhumuzda meydana gelen özel duygular” dır. Estetik kelimesi de zaten Yunanca duygu ve hassasiyet,duymak anlamına gelen “Esthesis- Aeshetikos” kelimesinden türemiştir. Bu açıdan bakıldığında, savunmasız bir kasabaya yapılan saldırıyı anlatan, insanlığın çığlığı olan Guernica’yı estetik kılan, bu tablonun bir güzellik olmasından çok, Picasso’nun o dönemde yaşanan vahşetin ortaya çıkardığı duyguyu en çarpıcı şekilde ifade edebilmiş olmasıdır.

(7,76 * 3,49)
Benzer şekilde Goya’nın en önemli yapıtları arasında olan ve savaşın yıkıcılığını anlatan ‘Üç Mayıs Katliamı’ tablosuna da güzel demek güç ister. Ancak şiddeti ve ölümü, ölüm korkusunu çarpıcı bir şekilde anlattığı için son derece estetiktir.

Artemisia Gentileschi’nin Yudit Holofernes’i Katlederken tablosunda da güçlü kadın karakterine rağmen birini öldürmenin ne kadar zor olabileceği ve kadınların soğukkanlılığı adeta tabloya bakan insana aktarılmaktadır.

(158,8 * 125,5)
Rembrandt’ın tablolarındaki yaşlı kadın ve erkeklerin yüzleri de çoğu zaman çirkin olsa da karşıya geçirdiği duygudan kaynaklı estetik bulunmaktadır.

İKİ DAİRELİ OTOPORTRE – REMBRANDT VE TİTİAN (1665)
Anladık ki estetiğin güzelleştirmenin yanında duygularımıza dokunma, onları harekete geçirme gücü vardır. Yani estetik bir müzik bizi hüngür hüngür ağlatabilir.
Sanıyorum estetiğin güzelden farkını anlatabildim…
Gelelim estetik düşünmeye…
Estetiğin en güzel yanı belki de doğuştan geliyor olmamasıdır. Estetik bir yetenek meselesi olsaydı eğer hayatımızda bir çok şeyin anlamı olmazdı. Örneğin daha güzeli, daha zarifi, daha iyiyi hiçbir zaman öğrenemezdik.
Estetik sadece mekanlarda ve ürünlerde karşımıza çıkmaz: tavrımız, üslubumuz, düşüncelerimiz kısacası hayatımıza değen her şey estetik olabilir…
Her insan kendinin tasarımıdır der Sartre… Her insan kendi davranışlarından, kendi düşüncelerinden sorumludur. Unutmayalım ki bizleri diğerlerinden ayıran, ayıracak olan hayata bakış açımız olacaktır daima…
Théodore Jouffroy Estetik derslerinde şöyle der: “İki şeyden birini seçmek gerekir: ya gelişmek için acı çekmek ya da acı çekmemek için gelişmemek. İşte yaşamın seçeneği, işte dünyada olma koşulunun ikilemi.”
Hepimiz sanatçı olamayabiliriz. Fakat hepimizin gelişimi, gelişmeyi seçmesi oldukça önemlidir. Yaşamımızın sonuna kadar estetik bir bakış açısı kazanmalıyız.
Şimdi size ısrarla estetik bakış açısı kazanmamız lazım diyorum ya biraz da bunu nasıl yapacağımızdan bahsetmeliyim değil mi? Aslında bu hiç de zor değil. Yani en azından korkulacak kadar zor değil. Püf noktayı açıklıyorum… Hazır mısınız? Tavrınızı değiştirin, estetik tavır takının… Bunu açıklamam için lütfen aşağıdaki görsele bakın. Yerli otomobilimiz… Sizce de mükemmel değil mi? Bir soru daha: bu görsele baktığınızda aklınıza ilk ne geliyor? Aklınıza gelen ilk soru tarihsel bir bilgi ile mi alakalı? Yoksa parasal değerini mi sorguluyorsunuz? Sevgili okuyucularım hiçbir soru sormadan, salt seyretmek için, ondan haz duymak için alınan tavır, estetik tavırdır.

Değerli okuyucularım, hayata baktığınız pencereleri biraz açın, içeriye temiz hava dolsun. Hunharca içeriye akın eden temiz havayı ciğerlerinizde hissedin ve gülümseyin…


Merhaba, ben Ayşe Hanım AŞIK. (Kod adım: AHA :D) Karadeniz Teknik Üniversitesi İçmimarlık öğrencisiyim.Kız kardeşimle vakit geçirmeyi, kendi çapımda sulu boya resim yapmayı, ne kadar zorlasa da bölümümü, maviyi, denizi (malum Ankaralı olmak bunu gerektirir) ha bir de okumayı çok seviyorum. Okuyarak doğru ve kibar düşünmeyi öğreniyorum. Biraz da yazmayı deneyeyim dedim…Heyecanlıyımmm… Yazılarımda görüşmek dileğiyle…

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim