Hayat Yolculuğu
Doğuyoruz, büyüyoruz, ölüyoruz. Bu kadar basit mi? Bence basit görünüyor ama değil. İnsan yaşamı boyunca bir yolculuk halindedir. Doğmaktan başlayan, ölüme giden bir yolculuk ama çok farklı duraklardan geçen bir yolculuk… Hadi gelin. Bu eşsiz serüveni farklı bir gözle izleyelim.
İlk durağımız doğmak, evet en saçma ve en güzel evre bence bu. Gözlerimizi hayata açtık, sorumluluk yok. Zaten o günleri hatırlamayacağız bile. Bizim için oyun, uyku ve yemek ile geçecek, ancak beynimiz bir yandan öğrenme eylemine süratle devam edecek. Burada bizim hiçbir sorumluluğumuz yok, ancak ebeveynlere bu hamuru şekillendirmek ve hayata hazırlamak düşüyor. Bu dönemde ne görsek kapıyoruz, çünkü karakterimizin büyük bölümü burada oluşuyor
İkinci durağa geldik. Okula başlama ve ergenlik. Oluşan karakterimiz artık hayata karışacak. Aynı zamanda eğitimin büyük kısmını tamamladık, öğretime başlıyoruz. Bu evre bence en sıkıcı dönem çünkü ergenliğe kadar geçen, sıkıcı okul günleri. O yüzden oyunlar ve çizgi filmler bu dönemde kurtarıcımız oluyor. İyi ki varlar.
Ergenliğin bitimi ile birlikte, bizleri gençliğe bir adım atmak bekliyor. Bu da artık hayatın gerçek yüzünü tanımaya başladığımız bir dönem. Bu durakta hem sorumluluklarımız artıyor, hem de bir birey olmaya, kararlar almaya başlıyoruz. Bu dönemin sonunda ise evlilik ve yuva görünüyor.
Sorumlulukların katlanarak arttığı bu dönemde ilk durağımızda ailenin verdiği eğitim gün yüzüne çıkıyor diyebiliriz. Aldığımız eğitim ile karakterimiz belirlenmişti, o karaktere uygun eş seçtik ve çocuklarımız oldu. 🙂 Tanıdık bir durağa geldiniz değil mi? Evet, bizim ilk durakta karakterimizi oluşturan oldukça önemli bir evre vardı ve şimdi başka bir cana, karakter oluşturma sırası bizde değil mi? Allah yardımcımız olsun…
Tüm bu zorlu dönemlerin ardından sorumlulukların azaldığı; emeklilik, yavru kuşların yuvadan uçması ve daha durağan bir hayat görünüyor. Ve sonrasında da gerçek dünyaya geçişimiz olacak.
İnsanlar tüm bu yolculukları öyle okunduğu gibi değil; engebeli, taşlı, tozlu ve zorlu yollardan geçerek yaşıyor. Hayat bir yolculuk ve her zaman dümdüz otobanda gidemiyoruz değil mi? Peki, “bu Onur, neden bunları bana anlatıyor?” dediniz mi? 🙂
Evet. Hepimiz bir yolculuktayız, bazen yol ayrımları, bazen zorlu yollar çıkıyor karşımıza. Ama burada bir yolculuktan söz ediyorsak bir de şoföre ihtiyacımız var. Uzaklarda arama… Kendi hayatın, kendi yolun. Bu yolculuğun şoförü sensin. Gideceğin yollara sen karar veriyorsun. Sonunu bilemediğin yollar olabilir. Mecburi dönüşler olabilir. Asfalt sandığın yollar, dağbaşına çıkabilir. Ama şunu kabul et. Şoför sensin, sen!
Şimdi direksiyona geçme zamanı. Her zaman rüzgarın götürdüğü yere gitmeyi bırakma zamanı. Sıraladığım bu duraklardan geçeceksin muhtemelen, ancak seçtiğin yollar bu durakların farklı senaryolarına çıkıyor. Yorulabiliriz uzun süreler direksiyon sallamaktan. Ama durup dinleneyim dersen, kağnı sürüyormuş gibi olmaz mısın?
Sen hala duruyor musun? Kendini geliştiren insan bu yolculukta daha güzel duraklardan geçiyor anlamadın mı bunu hala? Hem, ben yolculukları çok severim. Hele de yollar güzelse… Hazırsan gazlıyoruz… Yolculuğumuz zamana karşı malum, ne kadar çok güzel yerler görürsek o kadar iyi. 🙂 iyi yolculuklar. (Emniyet kemerini takmayı unutma.)

Onur Yağmur konuşuyor. (Kendisini merak edenler için kısa bir bilgilendirme.) Lise yıllarımda Bilişim Teknolojileri bölümünü okumanın ardından sektöre devam etmek istedim ve lisans eğitimi için KTÜ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü ile Trabzon’a geldim. AÜ Medya ve İletişim bölümü mezunu ve İÜ Grafik Tasarımı öğrencisi olarak da eğitimlerime devam ediyorum. KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü başkanlığını devam ettirmekle beraber, Mercek Dergisi departman sorumluluğunu üstlendim. Hayallerimi hedeflere dönüştürerek yaşayan bir Malatyalıyım ve beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Bu yolda gayet başarılısın. Başarıların devamı dileğiyle umarım sende isteğin yerlere ulaşırsın
Çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık teşekkürler
Tebessüm ettiren ve düşündüren aynı zamanda insanı zamanla yolculuğa çıkaran güzel bir yazı olmuş. Tebrikler..
Kardeşim yine döktürdün. Sonunda kitap çıkaracağız sana
Ümitsizliğe kapılıp pes etmeye doğru giderken aslında ne kadar çok yol kat etmişim dedirten, sadece biraz yorgun olduğumu; hayatımın baş rolü olduğumu hatırlatan,her yorulduğumda tekrar okuyup beni dinlendirecek bir yazı olmuş. Teşekkürler:))