KAFESİN İÇERİSİNDEKİ HAYAT-2
Sen diz çöktüğün için onlar büyük görünüyorlar. Silkelen ve ayağa kalk!
Risk almaktan korkmak
Yükseklerde süzülen kartalın dikkatini aşağıda bir şeyler çeker. Alçalmaya başlar. Gördüğü bir kafestir. Kafesin içerisinde bir hayat vardır. Kartal kafesin yanına usulca konar ve hayatı bir süre izler. Hayat ileriye doğru hareket eder, parmaklıklara çarpar. Geri gider, birkaç adım attıktan sonra tekrar parmaklıklara çarpar. Sağa gider,parmaklıklara çarpar, sola gider, parmaklıklara çarpar. Kartal Hayat’a sorar; ‘Orada ne yapıyorsun?’ ‘Ben mi?’ diye karşılık verir Hayat. ‘Ne yapabilirim ki?’ diye yakınır. ‘Dört bir tarafım çevrili, hapsolmuş durumdayım. Dışarı çıkmayı denedim, ama olmuyor işte.’ ‘Peki gerçekten dışarı çıkmak istiyor musun?’ diye sorar Kartal. ‘Evet!’ der Hayat. Kartal, güçlü pençeleri ile kafeste Hayat’ın dışarı çıkabileceği kadar bir yer açar ‘Artık özgürsün, hadi dışarı gel!’ der. Hayat tedirgin bir şekilde içeride kalmaya devam eder. ‘Gelmek istemiyorum’ der. ‘Neden hep özgür olmak istemiyor muydun?’ ‘Evet ama…’ ‘Ama ne?’ ‘Burada ne kadar özgür olmasam da, mutsuz olsam da, yine de güvendeyim. Dışarıda bilinmeyen bir dünya var. Dışarıda beni neyin beklediğini bilmiyorum. Bura da kısıtlanmış da olsam mutlu bir mutsuzluğum var, burada her şeye alıştım.’ ‘Ben sana dışarıda yardım ederim.’ ‘Hayat ürkek adımlarla kafesin açılan kısmına gelir. Aralığı tam geçmek üzereyken birden kafesin en uzak köşesine geri kaçar. Kartal içeri girip Hayat’ı dışarı çıkarır ve pençeleriyle kavrayıp yükselmeye başlar. Hayat öylesine korkar ki, kalbi neredeyse dışarı fırlamak üzeredir. Kartala sıkı sıkıya tutunmanın ve güvenmenin dışında yapabileceği başka bir şeyi kalmamıştır artık. Yükseldikçe yükselirler. Dağların zirvelerini aştıktan sonra Kartal Hayat’a, ‘Hadi atla, şimdi tek başına uçacaksın’ der. Hayat artık bu korkuya daha fazla dayanamayacağını hisseder. ‘Ne uçması! Ben hayatım boyunca kafesin içerisinde yaşadım, dışarı bile çıkmadım.’ diye kekeler. Bir yandan da Kartalın bu derece emin ve soğukkanlı bir şekilde bunu kendisinden istemesine bir anlam vermeye çalışır. Birden bire Kartal Hayat’ı bırakır ve Hayat düşmeye başlar. Kafesten dışarı çıkmak istemenin ne kadar büyük bir hata olduğunu düşünür. Tam yere çakılmak üzereyken, Hayat kanat çırpıp uçmaya başlar ve yere süzülerek iner. Kartal da ardından büyük bir ustalıkla süzülerek yanına konar. Hayat olup bitenlere hala inanamıyordur. Kafesin dışına çıkıp uçan o muydu, yoksa bu bir rüya mıydı? O neredeyse yüreğini durduracak korku geçmiştir artık. Kendini dışarının daha rahat hissettirmeye başladığını düşünürken, karşılarında bir aynanın olduğunu fark eder. Aynada iki kartal görür. Yanına bakar Kartal oradadır. Diğer yanına bakar, arkasına bakar ama ikinci kartalı göremez. Aynaya tekrar tekrar bakar. Kartal kanat çırparak batmakta olan güneşin kızıla boyadığı gökyüzünün enginliğinde kaybolur. Hayat aynaya tekrar bakar, bir kartal. Yanına bakar, kartal yoktur. Gözleri herhalde o gün yaşadığı heyecanın etkisiyle üzerinde oyunlar oynuyordur diye düşünür. Gözlerini ovuşturur ama hala aynı şeyi görüyordur. Sonunda gerçeği kavrar o bir Kartaldır. Ama daha önce bunun farkına varamamıştır.
Ünlü yazar Shakespeare, şöyle der: “İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor… Düşünmekten korkuyor,sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için.”
Risk almaktan korkarız,bu durum bizi yaşamdaki maceralardan,yaşanılmamış,keşfedilmemiş tatlardan alıkoyar hep. Risk almadığımızda rahat ve güvendeyizdir fakat sade,monoton bir hayat bizi beklemektedir. Aldığımız nefeslerimizin dahi sayılı olduğunu düşünürsek,kaçırdığımız güzelliklere dur demenin zamanı gelmedi mi? Dünyada ölümden başka her şeye bir çare vardır,muhakkak. Karşılaştığımız büyük sorunlar karşısında yapabilecek bir şey yok deyip oturmak,bizi sadece cesaretsizliğe itecektir emin olun. Oysa ki sorun yerine çözüme odaklansak belki de olayı çoktan çözmüş olacağız.
Kolay olacağını sanmak
İnci nasıl oluşur diye hiç merak ettiniz mi ?
O göz kamaştıran, sahip olmak için servetler ödenen muhteşem mücevher aslında değer biçilemeyecek bir şeydir. O diğer mücevherlere benzemez. Çünkü diğerleri taştır, cansızdır ve hiçbir zaman canlı olamamışlardır. Ama inci öyle değildir. O aslında önemsenmeyen, istiridyenin tutunduğu kaya parçası üzerinde yıllarca hatta on yıllarca uğraşarak ufacık bir kum tanesini kendi bedeninin özleri ile kaplayan muhteşem bir güzelliğe dönüştürme çabasının ürünüdür. İstiridye’nin içerisine giren kum tanesi, istiridyenin karnında dayanılmaz acılar yaşatır yıllarca. İstiridye tam varlığının ortasında, kendi benliğini ekleyerek, binbir kalp sızısı çekerek oluşturduğu o muhteşem güzelliği korumak ve göstermemek için kapatır kabuklarını çevresinde bir şeyler varsa. Çoklarının önem vermediği bir kum tanesini yüreğinin tam ortasına koyup tüm dünyayı kendine hayran edecek bir güzelliğe dönüştürmek için. Dayanabildiği kadar dayanır. Ama dayanacağı sınır aşılıp da kabukları ayrıldığında herkesin gözünü kamaştıran, kendi özü ile binbir zahmetle beslediği yürek sancısı inci çıkar ortaya. İnci olabilmek kolay mıydı kum tanesi için? Aynı hayallerimiz gibi. Ya o sancıları çekmek kolay mıydı istiridye için? Hayallerimizi gerçekleştirmek için gösterdiğimiz çaba gibi.
Edison ampulü bulmadan önce kimi rivayete göre 1.000 kimine göre ise 2.500 deneme yapmış ve başarısız olmuştur. Hatta laboratuvarında yangın çıkmış ve tüm çalışmaları kül olmuştur. Birçok kişi olmaz artık bu iş bitti derken, Edison amacıma ulaştırmayacak 1000/2500 yanlış bilgiden kurtuldum. Şimdi artık yeniden başlayabilirim demiş ve çığır açan bir buluşa imza atmıştır.

Ali Baba’nın kurucusu Jack Ma ‘’ Üniversitede 3 yıl sınıfta kaldım. 30 iş başvurusu yaptım ve hepsinde reddedildim. KFC Çin’e geldiğinde 24 kişi başvurduk ve yalnız beni reddettiler. Harvard Üniversitesi’ne 10 kez başvurdum ve hepsinden red cevabı aldım.’’ Jack Ma asla vazgeçmeyi düşünmemiştir ve dünyanın en zengin işadamlarından biri olmuştur.

Walt Disney; bu noktaya gelene kadar birçok başarılı insan gibi sayısız eleştiriye maruz kaldı. Öyle ki yaratıcılıktan yoksun olduğu söylenerek bir zamanlar çalıştığı gazeteden atıldı.

Phil Knight, bugün spor ayakkabı denilince ilk akla gelen markalardan birinin kurucusudur. Nike’ı kurmak onun için hiç de kolay olmadı. Başlangıçta elinde sadece 50 doları ve hayalleri vardı.

Fabrika İşçiliğinden Premier League Şampiyonluğuna uzanan Jamie Vardy, ünlü futbolculardan alışkın olduğumuz başarı hikayelerinden farklı bir hikayeye sahip. Kısa zamanda kendisini kanıtlamak zorunda olan ve hatta bir kış gecesi çıplak antrenman yapmak zorunda bile kalan futbolcu, azmin başarının anahtarlarından biri olduğunu gösteriyor.

Fiziksel engellerine rağmen zihinsel dehasıyla büyük bir ilham kaynağı olan İngiliz bilim insanı Stephen Hawking başarı hikayeleri denildiğinde hayatının tamamı bir başarı hikayesi olan insanlardan biridir.

Hayatı ‘Umudunu Kaybetme’ filmine konu olanAmerikan iş adamı Chris Gardner, hayatıyla birçoğumuzun hayranlıkla ve ağlayarak izlediği bir filme konu oldu. 80’li yıllarda oğluyla beraber sokaklarda yaşayan Gardner, şimdilerde ise yaklaşık 60 milyon dolarlık servetiyle bize “Umudunu Kaybetme” diyor.

Gerçek hayatın Tony Stark’ı olarak adından söz ettiren Elon Musk Zip2,PayPal, SpaceX, Tesla Motors, SolarCity, Hyperloop, OpenAl, Neuralink, The Boring Company gibi farklı alanlarda projeler yürütmüştür. Mask birçok kez iflas tehlikesiyle karşılaşmıştır.

Dünyanın en büyük otomobil üreticilerinden Ford’u kuran Henry Ford’un sektördeki ilk iki girişimi iflasla sonuçlandı. Üçüncü denemesinde hayal ettiği başarıyı yakaladı ve günümüze kadar gelen o dünya çapındaki efsaneyi yarattı.

Zara’nın kurucusu olarak bilinen Amancio Ortega servetiyle dünyanın ilk 10 zengini arasında bulunuyor. Ancak bu konumuna çok da kolay ulaşmadı. İş hayatına bir terzinin yanında çırak olarak adım atan ve yoksulluk içinde büyüyen girişimcinin hikayesinden çıkarmamız gereken birçok ders bulunuyor.

Udemy’nin kurucusu Eren Bali Malatya’da bir dağ köyünde doğdu. Harvard ve MİT’ten gelen teklifleri geri çevirdi. Üniversiteyi yarıda bırakıp Silikon Vadisi’ne gitti. Fikri 57 yatırımcı tarafından reddedildi. Şimdi milyar dolarlık bir şirketin kurucusu.

Japonya’nın Bill Gates’i olarak görülen Masayoshi Son internet balonu patlak verdiğinde 1 gecede tam 70 milyar dolar kaybederek tarihe geçmiştir. Ancak yapmış olduğu akıllı yatırımlarla tekrar milyarder olmayı başarmıştır.

Jeff Bezos, üvey babası tarafından yetiştirildi. 16 yaşında kadar babasının çiftliğine gidip çobanlık yaptı. Küçük yaşta güneş enerjisiyle çalışan tava ve robot icat etti. İnternetin %2300 büyüdüğünü görünce mükemmel işini geride bırakıp evinin garajında Amazon’u kurdu. Günümüzde servetiyle dünyanın en zengin insanı.

Yoksul bir ailenin çocuğu olan Ingvar Kamprad, 6 yaşındayken kibrit satarak ailesine destek olmaya başladı. 10 yaşındayken de kapı kapı gezerek yılbaşı süsleri satıyordu.Disleksiye sahip olan Kamprad, babasının okuldaki başarısı nedeniyle ona verdiği parayı IKEA’nın kuruluşuna harcadı ve öldüğünde yaklaşık 60 milyar dolarlık bir servetin sahibiydi.

Harland Sanders, 6 yaşında babasını kaybetti. 16 yaşında okulu bıraktı. 17 yaşına geldiğinde 4 farklı işten çıkarıldı. Hukuk fakültesine başvurdu ancak reddedildi. Trenlerde, sigorta işinde, aşçı ve bulaşıkçı olarak birçok işte çalıştı. 65 yaşında intiharın eşiğinden döndü.Tavuk tarifi 1009 kez reddedildi ve 70 yaşında Kfc’nin kurucusu oldu.

Dünyanın ilk torbasız süpürgesinin mucidi olan James Dyson bunun için 5126 deneme yapmış ve hayatından 15 yıl feda etmişti.

Sadece ketçap şişesini ters çevirerek ve kapağını tekrar tasarlayarak 13 milyon dolar kazanan Paul Brown, basit gibi gözüken fikirlerin aslında ne kadar da büyük fark yaratabileceğini bize kanıtlıyor.

Vietnamlı genç bilgisayar programcısı olan Dong Nguyen, ailesi günlük 1 dolar kazanırken yaptığı Flappy Bird oyunu sayesinde günde yaklaşık 50 bin dolar kazanıyor.

Stephen’in ilk romanı neredeyse her basımevinden geri çevrildi ve o da romanını çöpe attı. Karısı ise romanı çöpten alarak, ona yeniden başvurması konusunda ısrar etti ve tekrar tekrar yapılan başvurular sonrasında da bizim bildiğimiz Stephen King haline geldi.

Willbur ve Orville Wright Kardeşler herhangi bir üniversite eğitimi almamıştı. Ne sermayeleri vardı ne de devlet tarafından destekleniyorlardı. Küçük mütevazı bir bisikletçi dükkanında çalışarak uçabilen ilk uçağı tasarladılar. 17 Aralık 1903’te bir avuç kadar insan uçan bir adamın varlığına şahit oldu.

Kimi bilimadamı, kimi işadamı, kimi yazar, kimi oyuncu, kimi yönetmen,kimiyse futbolcu bu liste böyle uzar ve gider. Hikayeleri ve başardığı işler farklı olsa da hepsinin ortak özelliği bu noktalara kolay gelmedikleridir. Zaten kolay olmayacaktı çünkü hayattı bu. Hayat hak edenlerle etmeyenleri, gerçekten isteyenlerle istemeyenleri eleyecekti ve bu uğurda her şeyini verenleri, asla pes etmeyenleri seçecekti.
Şimdi sana soruyorum sonucu ne olursa olsun savaşmadan pes etmeyi kendine yakıştırıyor musun?
Sen diz çöktüğün için onlar büyük görünüyorlar. Silkelen ve ayağa kalk! Ve şimdi benim söylediğimi tekrar et ‘’ Onlara kim olduğumu göstereceğim’’
KAYNAKÇALAR
Cengiz Erşahin ‘SIR’ sayfa:13-15
Uzm.Psk.Dnş.Eyüp SARI | Yayın Mayıs 2012
http://www.yeniisfikirleri.net/ilham-veren-basari-hikayeleri/






SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Özellikle şu Koronalı günlerde insanın içinde bir şeyleri kıpırdatan güzel bir yazı olmuş. Emeğine sağlık… Umarım bunları bilmeye ihtiyacı olan her insana ulaşır yazın…
Öncelikle güzel yorumlarınız için teşekkür ederim 🙂 Dediğiniz gibi inşallah daha fazla insana ulaşabiliriz ve onlarında kalbinde ufakta olsa bir kıpırtı oluşturabilirsek ne mutlu bize. Bir insan bile gerçekten çok değerli bizim için.