MATMAZEL SİYAH-Eski bir Tragedya
…beni üzen bir mesele vardı: Ne ben kimseye benziyordum ne de herhangi biri bana.”Tek başımayım ama onlar hep birlik.” diye düşünmekten kendimi alamıyordum. - Yeraltından Notlar, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Bir gün genç bir adam ormanda yürürken uzun, taştan bir kuleye rastlamış. Kule o kadar uzun ve sivriymiş ki sanki göğü deliyormuş ve gecenin tüm karanlığı içine akıyor gibiymiş. Kuleye daha dikkatli baktığı zaman üstteki balkon boşluğunu görmüş ve orada biri olduğunu fark etmiş. Oradaki siluetin gözlerini kendi üstünde hissetmiş ve başta aşağı ürpermiş. Biraz daha yaklaşınca ay ışığının, balkonun bir kısmını aydınlattığı yerde bir kadın görmüş. Üzerinde bir leydinin kıyafetleri varmış, bu gizemli kadın genç adamı görünce olduğu yerden öne çıkıp genç adama seslenmeye başlamış:
-Benim adım Matmazel Siyah. Gördüğün gibi…Ne gülümsüyorum ne kahkaha atıyorum ne de yaşıyorum.
Tüm söylediği sadece buymuş Matmazel Siyah’ ın. Genç adam bu, uzun siyah saçlı, soluk benizli, ruhu gibi dışı da siyaha bürünmüş kadının söylediklerini de anlayamayınca büyük bir korku hissetmiş ve kasabaya doğru koşmaya başlamış. Kasabaya varınca gördüğü köylülere ormanın içinde eski taştan bir kule olduğunu, kulenin içinde anlayamadığı bir dili konuşan uzun siyah saçlı bir kadın gördüğünü ve onun cadı olabileceğini söylemiş. Bunun üzerine köylüler çok korkmuşlar, kılıçlarını ve tüm silahlarını alıp kuleye doğru koşmaya başlamışlar. Kuleye vardıklarında Matmazel Siyah aynı yerde o hüzünlü hali ile duruyormuş. Köylüler onun görüntüsüne bakıp ürpermişler ve yaşayan bir ölü olduğunu düşünmüşler. Matmazel Siyah köylüleri görünce sevinmiş ve onlardan birinin belki onu anlayabileceği umuduyla tekrar seslenmiş:
-Benim adım Matmazel Siyah. Gördüğünüz gibi…Ne gülümsüyorum ne kahkaha atıyorum ne de yaşıyorum.
Ve tüm söylediği buymuş. Köylüler de onun dilini anlayamamışlar ve onun kötü bir cadı olduğunu düşünmüşler. “O kesinlikle cehennemden gelen bir iblis ve onu yakmalıyız”, demiş köylülerden biri. Bütün köylüler bu fikre katılmış ve kalenin dibine doğru uzanan saçlarını ateşe vermişler ama Matmazel Siyah, cadı değilmiş. Sadece kalbi kırık, anlaşılmayı bekleyen yalnız bir ruhmuş ama onu ne sevmeyi denemişler ne de anlamayı. Matmazel Siyah’ ın istediği tek şey onu anlayan birinin gelmesi ve ruhunu karartan bu kuleden onu kurtarmasıymış. Yalnızlığına son verilmesiymiş. Bu yüzden gördüğü insanlara kendini ifade etmeye çalışmış ve yardım istemiş ama nafile, insanlar onun dilini anlayamamışlar ve anlamak istememişler. İnsanların onu farklı ve kötü bir cadı olarak göreceğini hiç düşünmemiş Matmazel Siyah. Saçları yanmaya devam ederken adı gibi koyu olan ruhundaki; tek ümit zerresiyle son kez seslenmiş:
– Benim adım Matmazel Siyah. Gördüğünüz gibi…Ne gülümsüyorum ne kahkaha atıyorum ne de yaşıyorum.

Adı gibi karanlık olan bu tragedya genellikle Rapunzel masalına benzetilir. Masallardan gelmiş gibi görünen ormanın içerisindeki uzun kule ve kulenin en yukarısında kalan anlaşılmayı bekleyen iki kadın… Fakat bu iki hikâyeyi bir yerde bu kadar ayrıştıran ve farklılaştıran neydi? İnsanlar… İnsanların önyargısı… Ne zaman farklı, alışılmışın dışında bir şeyle karşılaşsak afallıyoruz ve anlamaya çalışmadan yargılamaya başlıyoruz. Yargılarımız o kadar keskin hatlı ve net ki yanılabileceğimize asla ihtimal vermiyor ya da karşımızdaki insanı nasıl derinden etkilediğimize dikkat etmiyoruz.
Bu müzikal tragedya bana farklı olma düşüncesinin sadece insanların yargılarından kaynaklandığını hatırlatıyor. Kendimle özleştirdiğim kahramanın bir suçu olmadığını ve elinden geleni yaptığına inanarak bu tragedyayı desteğim olarak görüyorum. Siz de isterseniz aşağıda sizin için önemli, kendinizle özleştirdiğiniz bir konudan veya müzikten bahsedebilirsiniz.

Merhabalar güzel insanlar 🙂 Benim adım Emine Demirci. 1999 yılında Trabzon’da doğdum. Dört çocuklu bir ailenin en büyüğüyüm. Karadeniz Teknik Üniversitesinde İç Mimarlık okuyorum. Hayvanları, doğayı (özellikle çiçekleri), müzik dinlemeyi, kitap okumayı ve sanatla ilgili her şeyi seviyorum. Her şeyi anlamlı yapanın sevgi olduğunu düşünüyorum. Güzel yazılarda buluşmak dileğiyle. Sevgiyle kalın 🙂

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Bu hikâye George Orwell’ın “İnsan sevilmekten çok anlaşılmak istiyor.” sözünü çağrıştırsa da buna düşmeyeceğim :))
Bence Matmazel Siyah aslında ne kadar şanslı olduğunu bilseydi göğü delen kuleden kahkahalarını duyardık…
Hem ne mi olur, belki de fahri iblis görevini şerefle yerine getirmiş olurdu.
Kalemine sağlık, her güne yeni bir bilgi….
Ah çok ilginçtir ki ilk baştaki Dostoyevski alıntısından önce George Orwell’ın tam olarak da senin bahsettiğin alıntısını yazmayı düşünüyordum ama sonra Yeraltından Notlar alıntısının daha uygun olacağına karar verdim. Zihnimi okumuşsun 🙂
Çok anlamlı ve güzel bir yazı olmuş. Bir sonra ki yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum.
Teşekkür ederim <3
Çok güzel ve etkileyici bir yazı olmuş ,bir sonraki yaratıcı yazılarını sabırsızlıkla bekliyorummm♥️♥️
Teşekkür ederim canımın içi ♥️♥️
Farkındalık oluşturan çok güzel bir yazı tebrik ederim
Ah çok teşekkür ederim 🙂 🙂
Çok güzel ve ilginç bir yazı olmuş. Diğer yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum. ♥
Bende yazımı ilginç ve güzel bulduğun için teşekkür ediyorum ♥️
Biraz önce bir şarkı dinledim, mademoiselle noir ismi hikayesi var mı diye bakarken bu yazı çıktı karşıma gerçekten şarkı benim için daha da anlam kazandı. Bir de birşey sormak istiyorum ben de ktü ye gelmek istiyorum bu sene uluslar arası ilişkiler okumak için ama çoğu kişi ktü önermiyor 2 senedir ktü istiyorum ama aklım sürekli karışıyor siz orda okuyan birisi olarak bana yardımcı olursanız sevinirim. 🙂
Ktü okul olarak gayet kaliteli bi eğitime sahip, bir tık öğrencileri zorlasa da mezun olunca donanımlı bir hale geliyorsunuz