Uzayda Mangal Yakmak mı?
Şimdi kalkıp gitsem uzaya; internet çekiyor mu? Yok!
Demli tavşankanı çay var mı? Yok!
Böyle lop lop etleri ızgaraya atıp mangal yapabiliyor muyuz? Yok!
Eeee o zaman ne işim olur benim uzayda.

Top bile oynanmaz orada. Düşünsenize çift kale maç oynuyorsunuz, kendini İbravimoviç sanan bir arkadaşımız topa bir değişik vuruyor ki sormayın top nereye gidiyor. Atan getirir dememişmiydik, bekleyin de getirsin şimdi.😊
Topu da biz getirmedik zaten uzaya. Bir rivayete göre Sabri reyisin ortaları dünya atmosferini aşarak bazen ay’a bazense mars’a düşüyormuş.
Hatta Türk bilim adamlarına göre; buralardaki bazı kraterlerin bu ortalar yüzünden oluştuğu söyleniyor. Benim mantığıma göre o zaman uzaylı diye de bir şey yoktur. Yoksa çoktan ellerinde topla gelmişlerdi bizi ziyarete. 😄

Boş verin dostlar, gitmesem de uzayın çok eğlenceli bir yer olmadığını düşünüyorum. Belki ‘’onu asla bir daha görmek istemiyorum’’ diyorsanız çekip gidebilirsiniz. Çünkü bazen de yıldızlar bakar insanlar kayar hayatımızdan. Of be yakıyoruz yine…🔥
Bizimkisi de züğürt tesellisi, değil mi? Kedi uzanamadığı ciğere murdar dermiş ya, aslında uzaya gidebilmek bir ayrıcalıktır ve gerçekten de eşsiz bir manzarası vardır. Zaten dünya üzerinde kaç kişi var ki uzaya giden. Bir gün kısmet olur da gider miyiz bilmem ama (hiç sanmam) bu yazımızda sizlere uzayın ve evrenin büyüklüğünü anlatarak bir gün gerçekten gitmeden önce şaşırmanızı sağlayacağız ve sanki oradaymışız gibi hayaller kuracağız.
Evrenin büyüklüğü hayallerimizin de ötesindedir dostlar.
Hani fizikte bazı formüller vardır ya, mesela G (yer çekimi ivmesi) aslında 9,81 m/s² olmasına karşın sorularda bize 10 m/s² almamız söylenir ve aradaki küçük fark ihmal edilerek bizlere işlem kolaylığı sağlanır. Veya π(pi) sayısı, 3.14 diye başlar Ağrı Dağı’na kadar uzanır ama biz genelde pi ’yi 3 alırız.
Hatta biz öğrencilerin meşhur bir sorusu vardır:
Hocam pi’yi kaç alıyoruz?
-Evladım soruda yazıyor ya pi’yi 3 alacaksınız diye, oy oyyy şimdiki gençler!
İşte, bizde aynı formüller gibiyiz. Uzay ile kendimizi karşılaştırırsak o kadar küçük kalıyoruz ki yok sayılabiliriz. Hatta yok saymaya bile gerek yok. Burhan Altıntop’un Avrupa Yakası dizisinde dediği gibi ben aslında yoğummm, biz aslında yoğuzzz. 😊
Hadi şimdi gelin sizlerle beraber bir karşılaştırma yapalım ve sonsuzluk kavramını iliklerimize kadar hissedelim.
1. Everest gerçekten büyük ancak sadece Mars’ta Everest’ten yaklaşık 3 kat daha büyük bir dağ bulunuyor. (Olympus Mons, 26400 metre)

2. Her gün yaklaşık 500 bin insan doğuyor veya ölüyor buna karşın her gün 275 milyon yeni yıldız doğuyor veya yok oluyor.

3. Hiç yakıt ikmali yapmayacak tipik bir uçakla saatte 900 km hızla Dünya’nın çevresini dolaşmanız 2 günden az sürer. Aynı hızla Güneş’e ulaşmanız ise tam 19 yıl alır.

4. Dünya Güneş’in etrafında 1 yılda dönüyor. Güneş’in Samanyolu Galaksisi etrafında tam bir tur atması içinse tam 225 milyon yıl gerekiyor.

5. Açık havada gökyüzüne baktığınızda en fazla 2500 yıldız görebilirsiniz. Yalnızca Samanyolu Galaksisi’ndeki yıldız sayısı bundan 80 milyon kat fazladır.

6. Dünyada yaklaşık 8 milyar insan var. Galaksimizdeki yıldız sayısı ise bundan 25 kat fazla. Yani sırf bizim galaksimizde kişi başına 25 yıldız düşüyor.

7. Türkiye’de 81, bütün dünyada ise 2 milyon 469 bin 501 şehir var. Evrendeki galaksi sayısı ise bundan 80 bin 988 kat daha fazla. Yani her şehir başına 80 bin 988 galaksi düşüyor.

8. Güneş Dünya’nın kütlesinin 330 bin katı kadar bir kütleye sahip. Galaksimizin merkezindeki Sagittarus A isimli kara deliğin kütlesiyse bundan tam 4 milyon kat daha fazla.

9. Bizim için dünyamız biricik. Buna karşın sadece galaksimizde canlı yaşama olanak tanıyabilecek tam 40 milyar gezegen var. Kişi başına 5 tane.

İsterseniz şimdi de uzay’ın ve evren’in büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki videoyu hep beraber izleyelim.
Sanırım bu videoyu da izledikten sonra Sarı Mikrofon kanalının röportajlarından birine denk gelirsek, bize ‘’Mars mı daha yakın yoksa Macaristan mı?’’ diye sorulduğunda gülünç duruma düşmeyiz. Efsaneyi tekrar hatırlayalım mı ne dersiniz?
Evet yazımızın sonuna geldik ama benim aklım hala uzayda mangal yakmakta. 🔥
Şimdi diyeceksiniz ki oksijensiz ortamda nasıl mangal yakacaksın? Bizde uzay mekiğinin içinde yaparız dostum, sen bizi götür de bir uzaya. 😄
Şaka bir yana benim de siz değerli okuyucularıma seviyelerine daha uygun bir sorum var:
Uzay araçları havasız ve sürtünmesiz bir ortamda nasıl hareket ederler ve yön değiştirmek istedikleri zaman bunu nasıl yaparlar? Yorumlarınızı bekliyorum…
KAYNAKÇALAR:
Bilgi kısmı https://onedio.com/haber/evrenin-akilalmaz-buyuklugunu-gosteren-9-karsilastirma-512288 adresinden alınmıştır.


SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Önce soruya cevap vereyim. Çok fazla araştırmadım ama etki-tepki olayının hâkim olduğu üzerinde kanım. bir şeyi itersek bir tarafa doğru (uzayda) biz de diğer tarafa doğru sürüklenebiliriz gibisinden. %100 hâkim olmamakla beraber cevabım böyledir 🙂
Öte yandan listeli içeriğin birebir kopya olması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Ve medyanın kullanımı da daha dengeli olabilirdi belki. Biraz fazla gibi geldi. Nice yazılarda buluşmak dileğiyle. Kalemine kuvvet gardaşım 🙂
Öncelikle yorumların için çok teşekkür ederim 🙂 eleştirel yorumlarda bulunman da yazıyı direkt okuyup geçmediğini, yazıya önem verdiğini gösterir. Bizde sizin yorumlarınızı dikkate alarak her yazımızda bir öncekinin üzerine koyup devam edeceğiz inşallah. Bazen bir an önce yayınlayıp diğer insanlarda görsün heyecanına kapılıp acele edebiliyoruz. Ama yorumuna katılıyorum az bir alıntı almış bile olsan ona da kendinden ufak dokunuşlar yapabilirsin. Cevabın içinse etki tepki olayı yanlış değildir kardeşim ama bir makinacı olarak daha teknik yorumlamalar beklerdim senden 🙂