Wabi Sabi Felsefesi
Biliyorum biliyorum, ilk okunduğunda wasabi ya da suşi gibi bir ismi andırıyor olabilir.
Ya da bir dövüş sanatı hakkında çağrışım yaptırıyor da olabilir. Lakin aslında o kadar lezzetli olmayan bir felsefeden bahsedeceğim.
Nesnelerin nasıl göründüğü ele alındığında batı dünyası mükemmellik, simetri ve ideal oran konusunda takıntılıdır. Bu evrensel olarak kabul edilen yasalar, mükemmel ve sonsuz olana duyulan arzu tarafından biçimlenen bir güzellik anlayışıdır. Hepimizin de bildiği üzere bunu zaten sosyal medya bizlere çok net ezberletmektedir.
Tüm bunlara rağmen Japon estetiği çok farklıdır.
Farklılığın özü batı dillerinde doğrudan karşılığı bulunmayan bir terim ile anlaşılabilir. Tahmin ettiğiniz üzere bu felsefeye; Wabi-Sabi Felsefesi denmektedir.
Wabi-Sabi: daimi olmayan, kusurlu, gösterişsiz ve melankolik güzelliğe işaret eder.
Yenilmez, taze ve kusursuzun sevgisinden değil geçici olan, kırılgan, biraz eksik ve gösterişsiz olana duyulan saygıdan kaynaklanır.
Bu felsefeye göre yılların eskitmediği ve kendine özgü olan daima daha güzeldir.
Bir vazonun kırıldığını ele alırsak, vazodaki kırılmış yeri gizlemek yerine ön plana çıkarmak onu süsleyen bir özelliktir ve daha değerlidir.


Wabi-Sabi’nin tarihi Budizm’in bilgeliğin geçici, eksik ve hatta kahramanlık içermeyen bir huzura ulaşmaktan geldiği düşüncesi ile yakından ilgilidir.
İki kelimenin anlamı : Wabi(侘) ve Sabi(寂) geçmişteki anlamlarına kıyasla günümüzde daha olumlu anlamlara sahiptir.
Wabi: Aslında insan tesellisi olmaksızın doğada yaşamanın sefaleti ve yalnızlığını karşılamaktaydı. Fakat şimdiki anlamı kişinin kendinde olan acı-tatlı büyük bir melankoliyi işaret eder şekilde değişmiştir.
Sabi: Ürperti, eğilme, solma anlamlarına gelirken şimdilerde yıllara meydan okumayı ve bir objeyi güzelleştirebilecek bir yıpranmayı işaret etmeye başladı. Tarihi bir eşyada ki hasar, onu ön plana çıkaracak şekilde onarıldığında Sabi olarak adlandırılmaktadır. Anlaşılan o ki, olumlu bir geçiciliği ve zamanın hoş karşılanan izlerini işaret etmektedir.
Wabi-Sabi şimdilerde beğenmeyip attığımız birçok şeye ikinci şansı verip tekrar bakmamızı sağlayan bir sanattır.
Aslında mükemmel olanın her zaman güzel olmadığını, her şeyin şatafat ve parıltı gerektirmediğini, kusur olarak görülen özelliklerimizin nadir olduğumuzu göstermesi ve bizden bir tane daha olmadığını kabullenmektir.
Çok olana değil az bulunana değer vermek ve sıradanlaşmamak dileğiyle…
Bu konu hakkında bir şeyler araştırıp, yazmak istememe sebep olan podcasti bu linkte bırakıyorum.💫

Merhabalar ben Gülnur. İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri okuyan minik bir Adanalıyım. Öğrenmeyi ve anlatmayı sevdiğim için bundan sonra sık sık karşılaşacağımıza eminim. Pozitif olmayı ve neşe saçmayı hobi olarak sizlere sunmaya geldim. Her neyse ben kısacası bu kadarım. Uzuncasını öğrenmek için yazılarımı takipte kalınn. Hoşçakalınn.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim