3. Koğuş 9. Ranza Bölüm 1
3. Koğuş 9. Ranza
“Son dilek bir Fatiha’ysa”
- Bazen düşünüyorum. Lakin devamı yok. İzninle bir merakımı gidermek istiyorum. Neden her öykülerinizdeki baş karakterin ismi Bahar?
- Bunu soran bilmem kaçıncı yüz ve duyuşum.
- Bir Öyküsü var mı? Lütfen anlatır mısın? Bu kadar kişi bilmemesi… Nasıl olsa bizler “yağmurdan önceki rüzgarlarız” gidip ve gelici.
- Tamam. Öyküsü biraz hüzünlü.
Henüz 18 yaşıma girmemiştim. Birisi ile tanıştım. O sıralar ufak da olsa yazmaya çalışıyordum. Yazdıklarım ile onu etkilemeye başlamıştım. Zaman ilerlerdi, geceyi gören gözlerim güneşin doğuşu ile uyudu. Biz ikiz gibiydik. Her olası tat, duygu ve benzeri ne varsa aynı severdik.
Bir gün okulun bahçesinde onu bekledim. Yeni yazdığım bir şiiri ona sunacaktım. Onun okuduktan sonraki gülüşü… çok güzeldi. Aynı yerde beklerken arkadaşları ile geldi. Arkadaşlarının yanında vermek istemedim. Tek okumasını isterdim. Sadece ona yazdım. Başkası okusun diye değil.
Arkadaşlarından birisi “Yine mi yazdı? Çok şanslısın kızsın” dedi. İlk başta anlamadım. Sonra onun yüzündeki telaşı görünce anladım. Arkadaşları gidince elimdeki yazdığım şiiri almak istedi. Vermedim. “Neden böyle yaptın? Ben bir tek senin okumanı isterdim. Başkaları okusun diye değil!” gözlerini aşağı doğru indirince sarıldım. Üzgün olmasını istemezdim. Bir bankın demirlerine oturduk. İkimiz de konuşmadık. Sanki sessizliğimiz konuşuyordu. Bir an gözlerini bana dikti.
- Bana böyle davranman yanlıştı.
- Biliyorum. Özür dilerim.
- Yazdıkların çok güzel ve başkalarıyla paylaşmakta bir sakınca görmedim.
- Ben onları bir tek sana yazdım. Başka okusun diye değil.
- Sen bana söylemiyor muydun ki” şiir psikolojik bir ilaç. İhtiyacı olan istediği zaman okur. Ne reçete ne de bir yere gitmek gerekir. Birisi yazacak ki ilaç olsun okunsun. “
- Haklısın.
Ona bakarak gidelim mi? dedim. Çok zeki bir kızdı. Hala ona kızgın olduğumu biliyordu. Evet diyerek eve geçtik. Yolda yürürken elimi tuttu.
- İlerde büyük bir yazar olduğunda ellerin kalem mi? yoksa benim ellerimi mi tutacak?
- Benim kaleminde senin gibi güzel ve zeki birisi çıkmazdı. Sen tanrının en güzel varlığı olmalısın ki benim gibi bir fakir şaire geldin.
- Ya abart abart.
- Bir daha sakin yazdıklarımı kimseye gösterme
- Tamam. Sende söz ver bir gün herkes için yazacaksın.
- Zamanı gelince yazarım.
- Ya zamanı gelince göremezsem?
- Bir daha böyle deme. Sakin.
Durdu ve sarıldı. Bende. Evine yaklaşmıştık. Kız çocuğu olduğu için belli uzaklıkta ayrıldık. Giderken eve varana kadar bakardım. Kapıya geldi. Ellerini sallayarak sessiz bir şekilde güle güle dedi. İçeri tam girerken son kez baktı ve büyük bir gülüş yaptı. Ben de ona sağ elimi kalbime götürerek ona doğru uzattım. “Kalbim bir tek senin “gibi bir anlamı vardı. Onu en son o gece gördüm.
Yarın olmuştu. Okul yarım gündü. Sonrasında gezi mi ne varmış. Hiç bilmiyorum. Onu orada görmedim. Mesaj attı. “Şairim, geziye gidiyorum. Arkadaşlarım ile olacağım. Beni merak etme. Senin gibi mesaj atamıyorum lakin eve geldiğimde deneyeceğim.”
Eve geldim ve uyudum. Ne de olsa beni arayınca uyanacağımı biliyordum. Uyandığımda etraf karanlıktı. Saate baktım 19.23’ü gösteriyordu. Ne bir mesaj. Ne de bir arama. Şüphelendim. Aradım. 5 saniye çaldı sonra kapattım. Kız çocuğu olduğu için ailesi görünce zor durumda kalmasını istemedim. Mesajlar attım. Uyuyordur diye düşündüm. Şimdi uyanır ne de olsa dedim. 1.30 saat geçti geri dönmedi.
Evine doğru gittim. Evin ışıkları yanmıyordu. Yakın bir arkadaşı vardı. Onu aradım. Açtı ona “nerede olduğunu biliyor musun gibi sorular soracaktım” lakin ağlamaklı sesi ile hastanede olduğunu söylemeye çalıştı. Düşüncem, onun yanında olduğu ve arkadaşına destek amaçlı yanında kaldığını düşündüm. Onu rahatsız etmeden hangi hastanede olduğunu söylemesi istedim. Sonra direkt kapattım.
Sarıyer Hamidiye etfal’e geldim. Merdivenlerden çıktım. Merdivenin basamaklarında sınıf arkadaşlarını gördüm. Hepsi bana bakıyordu. Kafamdaki bandana ile ilgili sandım. Merdivenin sonuna doğru arkadaşını gördüm. Bana bakınca daha çok ağlamaya başladı. Çok saçma idi. Ben ona bir şey yapmamıştım. Aramızda 2 metre uzaklık vardı. Sağa baktım yok. Sola baktım yoktu. Su almaya gitmişti diye düşündüm. Telefonunu aradım. Telefonu, bir polisin elinde çalıyordu. O an kaldım. O andan tek hatırladığım şey polis memurunun bir kaza sonucu hastanede olduğunu söylemesiydi. Başımı öne eğdim ve aklımda onunla ilgili her anı geliyordu. Kimsenin olmadığı bir yere geçtim, yere oturdum. O an ailesinin gelmesi ile içeriden hekimin çıkması bir oldu. Öldüğünü söyledi. Bunu söyledikten sonra gözümü yatakta açtım. Hemen uyandım başımda onu sınıfında bir erkek vardı. Olan biteni ondan dinledim. Gezi turu bittiğinde hediyelik eşyalara bakıyormuş. Ben hangisini severim diye. Karşı yolda bir sahaf görmüş ve ona doğru giderken ehliyetsiz bir çocuk ona çarpmış. Çocuk bana sarıldı. Elime onun bana aldığı boş defteri ve kalemi verdi. Bunu sana almıştı dedi. Biraz teselli etti ve gitti. Yarın öğle ezanında cenazesi vardı. İçim kan ağladı. Kör gözlerim yolları bulamayacak kadar yorgun ve ıslaktı. Cenaze yerine geldiğimde kalabalık pek yoktu. Mezarın yanına gidemedim. Olan biteni uzak bir ağacın yanında izledim. İmam önde bir tabut ile geliyorlardı. Son kez ona dokunamadım. Göremedim. Mezara yerleştirdiler. Toprağın onu kabul etmeyeceğini biliyordum. O çiçekti. Ama gömdüler. Yanına gidemedim. Herkes gitti. Bir tek o ve imam kaldı. Arkamı döndüm. Bekledim bitsin diye. Ayak sesleri geliyordu. Arkamı döndüğümde imam geliyordu. Bana başın sağ olsun dedi. Birkaç söz etti ve gitti. Mezarına gittim. Toprağına sarıldım. Kokladım. Rüya ise hiç güzel değil dedim. Umarım yanlış kişidir dedim. Ağladım. Bir tek buna gücüm yetti. Toprağını göz yaşım ile suladım. Sonra gece oldu. Son kez öptüm ve gittim.
- Affedersin dostum. Böyle bir öyküsü olduğunu bilmiyordum. Tekrar başın sağ olsun. Bahar için üzgünüm.
- Adı bahar değildi.
- Pekiyi adı bahar değilse neden bahar? Bahar olayı ne?
- Yanarsın bahar olur, Donarsın bahar. Ya ilk olur ya da son. Sadece Bahar olur. İlkimdi bahar oldu. Sonumdu kış oldu. O benim baharımdı. Soldu.

Merhaba, ben İnanç Akyazı. Karadeniz Teknik, Atatürk, Trabzon ve İstanbul üniversitesinde okumaktayım. Felsefe, edebiyat , teknik-bilim pazarlama, reklamcılık ve sanat ile uğraşmaktayım.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Göz yaşlarıma gerçekten çok zor hakim oldum. Sonu hiç de beklediğim gibi bitmedi. Belki biraz hüzünlendirdi ancak duygusal derinliği ve verdiği his tarif edilemezdi… Çok güzeldi kalemine sağlık…
Ne yazacağımı bilemiyorum.
Umuyorum ki yeryüzünde açan her çiçek, onun güzel ruhundan bir parça taşıyor.
Emeğine sağlık:)