Yastığın Altında Hazine Var !
Herhalde gerçek dünya çok sığ geliyordu hayallerimi yüzdürmek için.Gökyüzünde yüzmek vardı şimdi. Denizde uçurtma uçurmak. Biraz hayalperest olmanın kime ne zararı vardı ki ? Sen hayatında bir kez olsun bostan korkuluğuna adres sordun mu? Veya kırmızı bir Ferrari ile minik bir kaplumbağanın yarıştığını gördün mü ? En basitinden en son ne zaman bir kuşa ‘’ hey dostum nereye ? ” diye sordun ? Şimdi anladın mı dostum ? Şimdi anladın mı ?
Yazıyorum çünkü içimden bir şeyler anlatmak geliyor. Kelimelerle ifade edemiyorum bu isteği. Çünkü çok kararsızlar. Sanki her an tetikte bekleyen kara bulutlar gibi yağdı yağacak. Biraz da sancılı bir süreç. Güya içinde fırtınalar kopuyormuş gibi hissediyorsun ama yazıya dökünce bir iki satırı geçmiyor çoğu zaman. Onu da yazıp yazıp siliyorsun zaten. Yağmurun ardından doğacak gökkuşağını görebilmek için kendini zorluyorsun.Ve bir şeyler yazıyorsun. Güzel veya çirkin ama kendi içinden. Her doğumun biraz sancılı olması normal bence. Yine de yazmak güzel şey…
Elbette yazdıklarının da okunmasını istiyorsun. Hani küçükken bir şeyin çok olduğunu göstermek için kolumuzu iki yana doğru açardık ya, işte o kadar kişi okusa fena olmaz yani . Ama yine de bir kişi dahi okusa değer bence. O nedenle iki kişi olduğumuzu farz edelim. Sen ve ben baş başa, daha özel, daha samimi ve sana dostum diye hitap edeceğim bu yazımda. 😊
Yazmakla başladım ama konumuz okumak dostum! Sadece neden yazdığımı sorgulamak istemiştim. Zaten iyi bir yazar olabilmek için önce iyi bir okur olmak gerekir.
Biliyor musun ? Okumayı alıştığım zamanlar da ilk öğrendiğim kelime ‘’Zemzem’’ miş . Tamam kolay bir kelime olduğunu kabul ediyorum ama gülme bana. Okumayı öğrenene kadar ellerim kırıldı, kulağım kızardı ve defterimin üstü gözyaşı doldu . Okul panosundaki elmam kızarmış ve öğretmenim onu önlüğüme kırmızı bir kurdeleyle beraber asmıştı. Düşünebiliyor musun dostum ? Bütün gün okulda çooook havalı yürümüştüm 🥰
Herkesin aksine okumayı öğrenmeden kitap okumaya başlamıştım. ‘’ O nasıl bir şeydir yav! ‘’ diyor olabilirsin ama vallahi doğru söylüyorum. Hem biz dost değil miyiz ? İnsan dostuna hiç yalan söyler mi ? 🥴
Şöyle ki: Okumayı bilmesem dahi renk renk dizili hikaye kitapları çok dikkatimi çekiyorlardı ve resimlerine bakarak okuyormuş gibi yapıyordum. Bir gün mahallede bir kitapçı gördüm ve bizimkilerin elinden çekiştirerek zorla içeriye götürdüm. ‘’Abisi hikaye kitaplarınıza bakabilir miyiz ?’’ dedi ananem. Birden önüme onlarca hikaye kitabı dizildi; Oduncu Çocuk, Küçük Kurbağa, Kardan Adam, Sihirli Fasülye oooo belki de yüzlerce. Hepsi de çok güzeldi acaba hangisini almalıydım ? Bir tane alma hakkım olduğu kulağıma fısıldandı. Hayatımda en çok zorlandığım anlardan birisiydi ve nitekim 33,5 dakika bekledim. Sonunda iki güzel kitabım olmuştu. 😍
Son hikayemi de anlatmazsam içimde kalır. Birinci sınıfa başlayana kadar kardeşim olmadığı için güya evde çok canım sıkılıyormuş ( annemin kardeşimi kabullenmem için uydurduğu bir masal ) O sebeple bana kardeş hediye etmişler. Hatırlıyorum da kardeşim olmadan önce sürekli dedemlerde kalmak istiyordum. Çünkü benle oyun oynuyorlar, üstüme titriyorlardı ve hiç ama hiiç vurmuyorlardı. Evdeyse canım sıkılıyor ve arada bir iki fiske dayak yiyordum. Üstelik dedem benim için yastığın altına ‘’Keloğlan Masalları ” koyuyordu ve ‘’ bil bakalım yastığın altında ne var ?’’. Yastığın altında hazine var !
Şimdi o kitaplara ne oldu bilmiyorum dostum. Lise yıllarına kadar muhafaza etmeyi başarmıştım oysa. Baktığım zaman çocukluğumu görüyordum o kitaplarda ve kısa süreliğine mutlu oluyordum. Ah bu misafir çocukları yok mu ? Ben evde yokken çok isteyince annem de kıramayıp vermiş. Daha sonradan istemeye utandım ve kayboldular. Resimlerine bakarak yorumlardım o güzel kitapları, biliyor musun dostum o kitapları çok özlüyorum. Kim bilir neredeler şimdi 🥺
Şimdi de okumayı sorgulamak istiyorum. Kitapları bu kadar sevmiş olmamın sebebi ne ola ki ve hala ne buluyorum şu kitaplarda ?
Herhalde gerçek dünya çok sığ geliyordu hayallerimi yüzdürmek için.Gökyüzünde yüzmek vardı şimdi. Denizde uçurtma uçurmak. Biraz hayalperest olmanın kime ne zararı vardı ki ? Sen hayatında bir kez olsun bostan korkuluğuna adres sordun mu? Veya kırmızı bir Ferrari ile minik bir kaplumbağanın yarıştığını gördün mü ? En basitinden en son ne zaman bir kuşa ‘’ hey dostum nereye ? ” diye sordun ? Şimdi anladın mı dostum ? Şimdi anladın mı ?


SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Emeğine ve duygularına sağlık .Hayatıma güzel duygular ve düşünceler kattığın için teşekkürler.
Beğendiğine çok sevindim. Güzel yorumun için ben teşekkür ederim kardeşim. 🙂