Güme Gitmek
Bir sözün ya da bir davranışın anlaşılmadan, dikkate alınmadan boşa gitmesi; değerini yitirmesi ya da yanlış anlaşılması durumunu anlatan “güme gitmek” deyiminin kökeni oldukça ilginçtir ve Osmanlı dönemine kadar uzanır. Osmanlı Devleti’nin en seçkin askerleri arasında yer alan yeniçeriler, yalnızca savaş meydanlarında değil, aynı zamanda halk arasında düzeni sağlamakla da görevliydi. Suç işleyen ya da şüpheli görülen kişileri yakalar, onları ya hapse gönderir ya da gerekli cezaları uygularlardı. Yeniçeriler, suçluları veya zanlıları yakalayıp götürürken hep bir ağızdan “Hopppp… Gümmmm!” diye bağırırlardı. Bu bağırış, çevredeki halk için hem bir uyarı niteliği taşırdı hem de olayın ciddiyetini ve hükmün kesinliğini bildirirdi. Ancak bu kargaşa sırasında, gerçekten suçlu olanlar kadar suçsuz olanlar da arada kaynar, yanlışlıkla cezalandırılabilirdi. İşte bu nedenle, zamanla halk arasında, suçu olmadığı hâlde olayların içine karışan, haksız yere cezalandırılan ya da dikkate alınmadan gözden çıkarılan kişiler için “güme gitmek” deyimi kullanılmaya başlandı. Tıpkı “kurunun yanında yaş da yanar” atasözünde olduğu gibi, masumların da zarar gördüğü, hak etmediği hâlde kayba uğradığı durumları ifade etmek için “Falanca da güme gitti, yazık oldu…” denilirdi. Bugün de bu deyim, bir çabanın, sözün ya da davranışın karşılık bulamadan boşa gitmesi anlamında kullanılır. Kökeni ise, adaletsizlikle harmanlanmış bir tarihin sessiz izlerini taşır.

Merhaba, ben Mukaddes Oruç. Karadeniz Teknik Üniversitesi, Kamu Yönetimi 4. sınıf öğrencisiyim. Yazılarımda hayata dair şeylerden bahsetmeyi seviyorum. Keyifli okumalar dilerim.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim