MUTLU SONSUZ: “DELİBAL”
İçinde cenneti tasarladığım, baktıkça huzur veren bir yuvam vardı. Gözlerimin misafir olduğu her karede hayatımdan izler taşıyordum. Bahçemde doğayı süsleyen meyve ağaçları, yüreğimde ise baharların dinmek bilmeyen coşkusu saklıydı. Ne mümkün bu masalın içinde ruhumun yaşlanması..
Gözlerimin içi parlıyordu. Kendime değer vermek ile o kadar meşguldum ki bunu satırlarda ölümsüz kılmayı dilemiştim. Geriye dönüp baktığım vakit tertemiz bir geleceğin temellerini ne güzel atmışım diyebilmek için. Tüm yaşantım bu masaldan ibaretti taki o gün gelene değin.
Bir çift gözün derin bakışlarına kitlenmiştim. Kalbim hiç olmadığı kadar hızlı atıyordu. Huzur dolu yarınların yaşanması dudağımdan dökülecek birkaç cümleye bağlıydı. Defalarca okumak isteyeceğim şiir gibiydi ve ben bu şiirin her bir mısrasına âşık olduğumu bir çırpıda söylemiştim. Gözlerinden hem korku hem de huzur yansımıştı birdenbire. Gözyaşı ise hemen ardından avuçlarıma bırakmıştı kendini. Mutlu sonsuza kavuşmamızın ilk adımlarını atmıştık.
Tüm bunlar bir yana zihnimde ne zaman patlayacağı belli olmayan bir saatli bomba ile birlikte yaşıyordum. Fırtınalı günlerim, ay ışığından mahrum gecelerim oluyordu. Sonrasında kasvetli günlerimin ardında saklanan güneşim doğardı ve zaman kalıcı olarak dururdu sanki. O an bomba hiç patlamayacak gibi gelirdi insana. Kime gelmezdi ki. Bana aşkı sunan bir kalbi kendimden bile sakınmışken güneşsiz, nefessiz ve karanlıkta nasıl bırakabilirdim.
Bütün bu karanlığımı bir akşam güneşinde sonsuzluğa itelemiştim. Onun yerine güne coşkulu ve naif bir tonda “günaydın Delibalım” diye başlayan sesin ile uyanmayı dilemiştim. Dualarımda geziniyordu ipeksi saçların, yalın ayakların ise gönül devletimde. Bastığın yerler filiz verirdi, bir bakışınla buzdan kalpler erirdi. Kum saatine sığdırılmış masaldı bizimkisi. Tekrar tekrar tersine çevirmek isteyebileceğimiz türden.
Zihnim ile kalbim arasında gidip gelen saatli bomba artık kontrol edilemez duruma gelmişti ve ben gökyüzünü üstüme örtemiyordum. Kalbime dokunan meleğin kanatlarını farkında olmadan kırmak üzereydim. Defalarca da kırmıştım aslında.
Masalımın kâbusa dönmesi iğne ipliğine bağlıydı. Urgana dönüşen ipliğim beni bir uçurumun kenarına sürüklemişti. Ayaklarımın dibinde uçurumun dibinde açan papatyalar önümde ise sonsuzluğa uzanan denizler vardı. Eğilip bir papatya kopardım, uzunca ve derince inceledim. “Seviyor, sevmiyor” kumarında harcanmış olsa gerek o da kendini deryalara bırakmaya gelmişti.
Sonsuzluğa ilk adımımı atmıştım. Ölümün olmadığı, seni zamandan bağımsız sevebileceğim o yere…
Bu dünyadan bir Delibal geçti.
( Bu yazı Delibal adlı filmin ana karakteri olan Barış Ayaz’ın ruhuna bürünerek yazılmıştır.)

Merhaba, benim adım Muhammed Talha Kuzu. Karadeniz Teknik Üniversitesi Sağlık Yönetimi bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Hislerimi ve duygularımı satırlara nakşetmekten keyif duyuyorum. Sizlere şimdiden keyifli okumalar dilerim.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim