KAFESİN İÇERİSİNDEKİ HAYAT-1
Size ne kadar iyi olduğumu göstereceğim!
İki seriden oluşan bu yazımızda, Girişimcilik Ruhu’nun önündeki temel engelleri anlatarak bu konuda sizleri motive etmeye ve sizlere ilham vermeye çalışacağız. Önce bir gaza gelelim değil mi? Aşağıdaki videoyu izleyelim de bir uykumuz açılsın hele!
Başlamayı ertelemek
Evet biliyorum başlangıçlar her zaman zordur. Bu yazıyı hazırlarken bile nereden başlasam güzel olur diye uzun uzun düşündüm. Acaba ünlü girişimcilerin söylediği afili bir sözle mi başlasam? Yoksa şimdi başlamayıp da gökten ilham gelmesini mi beklesem? Biliyordum başlangıçların her konuda önemli olduğunu, yazıp yazıp siliyordum o yüzden. Sonra en doğal haliyle yansıtmaya karar verdim. Çünkü uzun sürmüştü bekleyişim. Belki de gerek yoktu afili cümlelere , belki ilham beklemeye de gerek yoktu. Asıl önemli olan daha fazla geç kalmadan başlayabilmekti belki.

Başarıya giden yolda yapılabilecek iki yanlış vardır: Birincisi yolun sonuna kadar gitmemek, ikincisi ise hiç başlamamaktır. Mükemmel anı beklemek diye bir şey yok, eğer biz o anı değerli kılacak çabayı gösteriyorsak o an zaten anlam kazanır. En uzun yolculuklar bile ufak bir adımla başlar. Keza ilk kez yürümeye de yine bir adım atarak başladık.
Konuşmayı öğrenmeye başladığımız zaman kimseyle doğru düzgün anlaşamazdık. Hangimiz yere kapaklanmadan bisiklet sürmeyi öğrendi ki? Birinci sınıfa başladığımızda değil yazmak kalemi bile düzgün tutamazdık. Yüzmeyi öğrenirken az mı su yuttuk sanki.
Belki o anlar bize çok sinir bozucu gelmişti, belki çok yorulmuştuk ama şu an tatlı bir tebessümle anıyoruz o günleri. İyi ki düşmüşüm bisikleti sürerken, iyi ki kanamış dizlerim, iyi ki üşenerek yaptığım tonlarca ödevi vermiş bana öğretmenlerim, iyi ki yaşamışım o günleri. Yaşamasaydım anlatamazdım, eğer öğrendiğim her tecrübe kolay olsaydı hatırlayamazdım.
Baksanıza küçükken şimdiye oranla daha çok şey başarmışız. Eskiden daha mı meraklı daha mı cengaverdik sizce?

Sonra yaparım diye bir salgın hastalık var üzerimizde ,yıllarca bizim elimizi kolumuzu bağlayan bir kelepçe misali. Halbuki geciktirilmiş her karar, ertelenmiş bir umuttur. Oysa, hayat umutları ertelemeye değmeyecek kadar kısadır. Zaman akıp gidiyor maalesef, bir tek onu döndüremiyoruz yolundan. Geçmişe de dönemiyoruz, biz sadece bu ana hükmediyoruz dostlar. Eğer geleceğimizi etkileyecekler hatalar yapacaksak ve eğer geçmişe dönüp de değiştirmek istediğimiz keşkelerimiz olacaksa bunun sebebi yine şu an yaptıklarımızdan veya erteleyip de yapamadıklarımızdandır.
Hayal kuramamak
Hatırlıyorum da çocukken kendimi daha özel hissederdim sanki. Büyüyünce çok özel biri olacaktım belli ki. Acaba gerçek dünyayı yeterince tanımadığım için mi kolay geliyordu her şey bu kadar? Yoksa düşüncelerimin hepsi çocuksu hayaller miydi? Neydi bu gerçek dünya dediğimiz kavram? Bir iş yapacağımız zaman izin alacağımız bir patron mu? Veya hayallerimizin önüne çekilmiş kırmızı bir şerit mi? Bence gerçek dünya dediğimiz şey bizi kandırıyor. Hala fısıldadığı sözler kulağımda çınlıyor. Ne zaman bir şey yapmak için cesaretimi toplasam hep şöyle der: ‘’Yapma, sırası değil, sonra yaparsın, gerek yok, risk alma, ya yapamazsan, yapamazsın, yapamazsın, yapamazsın…’’

Hayır yapabilirsin ve yapacaksın! Biri sana yapamazsın diyorsa işte o yapmak için en büyük sebeptir zaten. Yeter ki yürekten iste ve bunun için çaba göster. Hiçbir şey için geç değil ve kaç yaşında olursan ol bu senin zamanın, bu senin hayatın…
Hayal kurmak insanoğlunun görünmez kanatları, kimi zaman mutluluğun başucumuzda duran anahtarı, her şeyin başlangıç noktası, belki de insanoğlunun kendi kendine kurduğu bir dünyanın parçasıdır. Yapılamaz denilen bütün şeyleri başarabilmek için atılan ilk adımdır. Düştüğümüzde kalkmamızı sağlayacak motivasyon kaynağımızdır. Bizi pes ettirmeye çalışan olaylara karşı çıkardığımız bir isyandır. Kendimizi olmak istediğimiz şekilde gösteren bir aynadır. Kağıttan yaptığımız kuşların gökyüzünde uçmasıdır. Dört tarafı duvarlarla kaplı bir harabenin içerisinden Alice Harikalar Diyarı’na açılan bir penceredir. Yerçekimine meydan okuyarak uzayda dolaşmak, bulutlara dokunmaktır. Boyasız, tuvalsiz ve fırçasız ama eşsiz resimler çizmektir. Hayatın tüm renkleridir. Gökkuşağını gökyüzünden alarak beline dolamaktır. Kısacası hayaller bizi biz yapan her şeydir. Hayal, gerçeğin gölgesidir. Gerçeği yolunu kaybetmiş bir gemiye benzetirsek hayal de rotasıdır, ufukta görünen karadır. Kara göründü, beklediğimiz o gemi geliyor inanın dostlar!
Toplum baskısı
Bir çoğumuz sağır kurbağanın hikayesini biliriz değil mi? Bilmeyenler için de kısaca anlatayım. Kurbağalar bir gün yarışma düzenlemişler hedef; çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir kurbağa sürüsü de arkadaşlarını seyretmek için toplanmış ve yarış başlamış. Seyirciler arasındaki hiçbir kurbağa, yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Sadece şu sesler duyulabiliyormuş semada: ”Zavallılar! hiçbir zaman başaramayacaklar!” Gerçekten de öyle olmuş. Bir iki üç derken bütün kurbağalar tek tek yarıştan düşmüşler bir tanesi hariç. Bütün gözler hala mücadele eden tek bir kurbağaya çevrilmiş birden. Neden hala mücadele ediyor bu geri zekalı? Zaten başaramayacak, görmüyor mu yarıştan bir bir düşen diğer kurbağaları. Sağır kurbağa zirveye doğru yaklaştıkça hiddetli ve alaycı sesler kısılmaya başlamış birden. Kaçınılmaz zafer gelince de sus pus olmuşlar hemen. Evet klişe bir hikayeydi anlattığım ama çıkaracağımız çok ders var bu kıssadan.

Elalem ne der diye gelmedik bu dünyaya kim ne derse desin! Zaten mümkün değil ama herkesi memnun etmek için de gelmedik, hoşuna gidenin gitsin! Başkaları ne der düşüncesi asla sizi hayallerinizden alıkoymasın dostlar. Memnun etmeye çalıştığınız o insanlar bir gün kendi yollarına giderler ve siz veda ettiğiniz hayallerinize uzaktan bakarak hayal kırıklığınızla baş başa kalırsınız. Boş verin diğer insanların ne dediklerini danışın, tavsiye alın ama hayatınızın eksenine, hayallerinizin önüne asla koymayın. Acaba benim hakkımda ne düşünürler? Gülünç duruma düşer miyim? Gibi başkalarının düşüncelerini ön plana çıkaran sözler yerine, kendi fikirlerine önem vermelisin. Çünkü senin kendi hakkında düşündüklerin başkalarının senin hakkında düşündüklerinden çok daha önemlidir.
Evet,serimizin ilk yazısı burada sonlanıyor. Bu hikaye böyle yarım kalmasın dostlar! Başladığımız işi bitirelim mi ne dersiniz? Haydi Yeniden Diriliş Yolculuğumuza serimizin ikinci yazısıyla devam edelim.
Linki usulca buraya bağlıyorum.


SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim