Bi’ Delirir Misiniz?
Bugün yolda yürürken, önümde yürüyen bir anne ve minik oğlu gözüme ilişti. Oğlu, annesinin elini sıkı sıkıya tutmuş. Annesi de onun eline dokunuyor ama sadece aynı yoldan devam etmek için bir yönlendirme tutuşu gibi. Çocuk ise biraz korkak bir tavırda. Ara sıra diğer eliyle de annesine dokunuyor. Karşı yönlerinden gelen bir adam, çocuğun yanından geçerken sırtına sert bir biçimde vuruyor. Ardından hiçbir şey olmamış gibi yoluna güzel güzel devam ediyor. Çocuk ürkek bir tavırla, annesinin göstermelik eline sıkı sıkı sarılıyor. Arkasını dönüp adamı kontrol ediyor. Adamın yürüyüşünden ve bakışından bir sorun olduğu anlaşılıyor zaten. Ancak annemizin tavrından çok gizli bir engel akıyor…
Bir yerlere yürüyerek gitmeyi işte bu yüzden seviyorum. Bir belgesel seyrediyormuşçasına bakıyorum etrafıma. Kuşların hareketleri, bulutların dizilişi, insanların birbirine uzaktan çaktırmadan bakışı, yapılan dedikodular, ülkeyi yöneten amcalar topluluğu, sokakta ekmeğinin peşinde olan savaşçılar, kimsesizlikten delirmiş adamlar, annesine düşkün korkak çocuklar, çocuğunun elini tutan “akıllı” anneler…
Belgeselin bu kısmından sonra pek bir şey izleyemedim. Zira aklıma bu sahne çok takıldı ve yol boyunca bunu düşündüm. Sokaktan geçen herkes, adamın zihinsel bir problem yaşadığını düşünüyor. Elbette yolda yürürken, tanımadığı insanlara vurmak çok normal bir hareket değil ancak çocuğuna vurulduğunu görmeyen bir anne de var bu sahnede. Neden ona akıllı muamelesi yapılıyor ki? Çocuğun kendisine iyice yaklaşmasından, dönüp arkasına bakmasından, kafasını kaldırıp bir şey söylemeye çalışmasından anlamayan; gözlerinin dolmasını bile fark etmeyen anne mi toplumun akıllı kabul ettiği profil?
Yolda yürürken önüne bakmayıp, belgesel izlediğini iddia eden ben miyim akıllı olan? Sonra basit bir olaydan; milyarlarca düşünce çıkaran, milyonlarca şeyi sorgulayan, binlerce adıma, yüzlerce olay sığdıran, hepsini defalarca düşünüp, burada onlarca cümleyle size anlatan ben miyim akıllı olan?
Ne demek akıllı olmak, kim uyuyor bu tanıma? Sahi, akıllı olmanın tanımını merak ettiniz mi hiç? Akıllı olmak; “gerçeği iyi gören ve ona göre davranan” olarak kabul ediliyor. Türk Dil Kurumu akıllı olmayı nereden biliyor, onlar da mı delirmemiş insanlardan seçilmiş?
Akıllı olmayı bilen TDK’ye “delirmek nedir?” diye sormak istedim, “Acaba içlerinde delirmiş insan da var mı?” diye merak ederek. Delirmek TDK’ye göre göre; “deli olmak” anlamına geliyormuş. Bu açıklayıcı tanımın ardından, “deli olmak nedir?” diye aratınca ise daha çok şaşırdım. Deli olmak; “birini çok sevmek” şeklinde tanımlanıyor. Arka arkaya şoklar yaşadım. Sanırım deli olmanın ne demek olduğunu, bana canlı bir örnekle gösteriyorlar. Aklımı yitiriyor gibiyim. Ah, buldum! İşte deli olmanın tanımı bu; aklını yitirmek… Çok başarılı oldun sevgili TDK.
Annesine deli olan çocuk; delirmiş tanımına uyuyordu. Çocuğunu, gözünün önündeyken fark edemeyen anne de akıllı (gerçeği iyi gören ve ona göre davranan) tanımına uymuyordu. Hem anne, hem çocuk deliydi o zaman. Peki ya yanlarından geçerken, çocuğa vuran adam?
Delirmek veya akıllı olmak tanımına girince, işin içinden çıkamıyorum. TDK’de net bir tanım bulamamış zaten. Bu konunun net bir açıklaması var mı onu da bilmiyorum. Yine de bana; akıllı görünen bir insan bulmak çok zormuş gibi geliyor. Hepimizde birbirimize tuhaf gelen davranışlar, hepimizin karşıdakini anlamakta zorlandığı düşünceleri var. Herkes birbirine deli gibi bakabilir bence. Bana ise; sadece benim hareketlerim akıllıca geliyor. Diğer insanları anlamakta zorlanıyorum. Ne tesadüftür, kimse de beni anlayamıyor. Herkesi deli gibi gören ben, herkes tarafından deli gibi görünüyorum. Size bir sır vereyim mi? Ben akıllı olmak da istemiyorum. Kendi fikirlerim, düşüncelerim ve eylemlerim ile çok mutluyum. Belki beni akılsız görecekler, küçümseyip dalga geçecekler ama onların hepsi deli değil mi zaten? Ben dünyadaki tek akıllı olarak, her şeyin farkında olan tek insan olarak yaşamaya devam edeceğim.
Belki çok karmaşık, belki anlaması çok zor bir yazı yazdım. Bi’ delirir misiniz? Belki bu anlamanıza yardımcı olur. Ben insanları anlamak istediğimde öyle yapıyorum…

Onur Yağmur konuşuyor. (Kendisini merak edenler için kısa bir bilgilendirme.) Lise yıllarımda Bilişim Teknolojileri bölümünü okumanın ardından sektöre devam etmek istedim ve lisans eğitimi için KTÜ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü ile Trabzon’a geldim. AÜ Medya ve İletişim bölümü mezunu ve İÜ Grafik Tasarımı öğrencisi olarak da eğitimlerime devam ediyorum. KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü başkanlığını devam ettirmekle beraber, Mercek Dergisi departman sorumluluğunu üstlendim. Hayallerimi hedeflere dönüştürerek yaşayan bir Malatyalıyım ve beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim