Kapalı Kapılar
Buraya kadar! Pes ediyorum artık. Savaşamıyorum daha fazla. Tüm işlerim, sevdiklerim, verdiğim sözler… Hepsi ardımda kalsın istiyorum artık. İsyan ediyorum dünya, bu gece sana isyan ediyorum.
Gücüm kalmadı direnmeye. Aynı mahallede, yan yana iki ev. Birinde mutlu ailenin saadeti, diğerinde yalnızlığın can yanıkları. Aynı günde farklı noktalardaki düğünler, farklı noktalardaki cenazeler. Bir sokak. Hayal kırıklıkları, sahte mutlulukları, çocukların meyve suları, sarhoşların acı şarapları. Hepsi habersiz birbirinden. Aynı anda yaşanan milyarlarca farklı duygu. Milyarlarca farklı durum. Birbirinden habersiz duyarlı insanlar…
Aynı zamanlarda, aynı konumlarda, aynı şartlarda aynı şeyleri yaşamıyor insanlar. Herkesin düzeni de farklı, görünmeyen şartları da. Kimisi aradığı kıyafetin bedenini bulamıyor, kimisi bedenine uygun kıyafet bulamıyor. Kimisi kıyafet bulamıyor, kimisi de bulduğuna bulanıyor. En ufak şeylerde mutlu olabilecekken, ufak bir şey de olmuyor. Kimisinin gecesi gündüzü, gündüzü gecesi. Kimisinin yok uykudan haberi. Kimisi bu mahallenin en miskini. Ortak yaşam alanında duygu şöleni.
Ödenemeyen faturalarda kesiliyor sular. Acımıyor kimse. “Su hayattır, hayatını kesmeyelim” demiyorlar. Parası olan tedavi oluyor. Olmayan acilde sıra bekliyor. Niteliksiz bir sürü insan ünlü oluyor. Çok çalışan kazanmıyor her zaman. İyiler kazanmıyor her zaman. Bu hayat kötülüğe prim veriyor.
Aynı trafikte arasında milyonlarca lira fark olan arabalar geliyor yan yana. Açık pencereden alaylı alaylı bakıyor zengin olan. Eziliyor, eziliyor ama yine de gururundan ödün vermiyor memur olan. Kaldırımda yürürken arabaları izliyor fakir olan. Arabanın taşıdıklarına inat, arabasını taşıyor eskici. Aynı anda yeşil ışık yanmıyor herkese. Kırmızı çıkıyor kimisinin önüne. Hayat, herkes için eşit değil. Bilmem kaç farklı standart uyguluyor.
Bir apartman. Aynı anda birkaç hanede haber kanalları açık. Çıkan bir haber, eş zamanlı olarak ulaşıyor herkese. 3 numara bu habere seviniyor, 5 numara bu habere üzülüyor, 6 numara habere öyle manasızca bakarken 12 numara bu haberi görmüyor. 2 numaradaki çocuk ailesinden şiddet görüyor, 9 numarada ailesini kaybetmiş bir çocuk yaşıyor, 4 numarada boş bir daire duruyor. Orada bölünemeyen bir miras yatıyor. Aynı apartman; kimisine yuva, kimisine ev, kimisine hatıra, kimisine zindan oluyor. Kim bilir kapalı kapıların ardında neler yaşanıyor?
İçindeki tek düzenin düzensizlik olduğu, habersizlik olduğu bir şeysin sen dünya. Kimsenin mutlu olamadığı, birbirini asla tanıyamadığı, aynı sebeplerin farklı sonuçlar doğurduğu bir düzensizlik düzenisin.
Bugün sana isyan ediyorum dünya. Adaletsizliğine, umursamazlığına, zorluklarına… İsyan ediyorum avazım çıktığı kadar, benim sesim gür olmasına gür de senin kulakların kimseyi duymuyor…

Onur Yağmur konuşuyor. (Kendisini merak edenler için kısa bir bilgilendirme.) Lise yıllarımda Bilişim Teknolojileri bölümünü okumanın ardından sektöre devam etmek istedim ve lisans eğitimi için KTÜ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü ile Trabzon’a geldim. AÜ Medya ve İletişim bölümü mezunu ve İÜ Grafik Tasarımı öğrencisi olarak da eğitimlerime devam ediyorum. KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü başkanlığını devam ettirmekle beraber, Mercek Dergisi departman sorumluluğunu üstlendim. Hayallerimi hedeflere dönüştürerek yaşayan bir Malatyalıyım ve beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim