Bir Ford Efsanesi
Amerika’nın sanayi devi Henry Ford’un adı anıldığında akla hep başarı, üretim hatları ve dünyanın ilk seri otomobilleri gelir ancak Ford soyadının gölgesinde yıllardır anlatılan bir rivayet vardır. Henry Ford’un oğlu genç yaşta dünyanın tadını çıkarmaya başlamıştı.
En lüks sofralarda yemekler yemiş Avrupa’nın saraylarını gezmiş, Amerika’nın en ihtişamlı balolarına katılmıştı. O kadar çok parası vardı ki, “yapabileceği şeylerin sınırına” ulaşmış gibiydi. Bir gün yakın dostlarının yanında, şatafatlı bir masada,
kadehini kaldırıp şu sözleri söylediği anlatılır:
“Dünyadaki bütün zevkleri merak edip hepsini tattım. Geriye sadece ölüm kaldı, ölümün nasıl bir şey olduğunu merak ediyorum ve onu da tatmak istiyorum.”
Aradan çok geçmeden, Ford’un oğlu hayatına kendi elleriyle son verdi.
Ne bıraktığı paranın miktarı, ne yaşadığı lüks, ne de çevresindeki kalabalık onu hayata bağlamaya yetmişti. Dünyanın bütün hazları, ruhundaki boşluğu dolduramamıştı.
Buradaki en önemli ders ise, paranın her şey olmadığıdır. Asıl mesele bu tatların ardında bir anlam bulmak ve insanın kendi ruhunu doyurmasıdır.

Merhaba,ben Hüseyin Can. Karadeniz Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Maliye bölümü 3.sınıf öğrencisiyim. Finans, maliye ve para politikaları gibi konulara ilgi duyuyor ve bu alanlarda yetkinlik kazanmaya çalışıyorum. Bu konulardaki düşüncelerimi ve araştırmalarımı bu dergi aracılığıyla sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyacağım,keyifli okumalar dilerim.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim