Bir Yaz Gecesi
Yeni bir gecedeyim yine, yıldızlar yoklar.
Serin bir havada yükseklerden yazıyorum bu satırları.
Ben bu satırları yazarken sen çoktan yatağına çekilmiş elinde telefonla uyumaya çalışıyor olacaksın.
Evet, yine sana yazıyorum, bir yerlerden.
Bu sefer bir sokak ortasında değilim, ama yine seninle konuşuyorum
karşımda olsan iki laf edemeyeceğim belki.
Elimde bir parça kağıt ve bir tükenmez kalem…
Tükenmez kalemle yazıyorum silinip gitmesin diye yazdıklarım,
oysa buraya çıkarken kağıdı özgür bırakacağım diyordum geceye,
ya karışık düşünceler içinde kayboluyorum ya da ne yaptığımı ben de bilmiyorum.
Dengesizim biraz sanırım.
Olsun.
Dünyanın da çok bir dengesi yok zaten.
Yapay aydınlatmayla aydınlanıyor tüm gece,
sokak lambalarının hepsi açık üstelik evler de lambalarını kapatmamışlar henüz.
Yüksek bir yerden bakıyorum bu kez İstanbul’ a
Çok yükseklerden.
Galata’dan.
Şehrin bütün ışıklarını görüyorum burdan,
yıldızsız bir gece olmasa belki yıldızlara da dokunacağım
ama yoklar.
Böyle ne kadar da umut dolu görünüyor her yer,
masum, temiz,
merhametli,
sevgi dolu, iyi görünüyor.
Yukardan her şey iyi gibi duruyor.
Demek ki diyorum dıştan bakınca bir şey görmememizin hayrı buradaymış
İçerdeki kötülükleri dışardan da görsek hiç duramayacakmışız gibi.
Şehirden yakınıyormuşum gibi geliyor değil mi, yok değil öyle,
İnsanlarından yakınıyorum ben.
Vicdansız, sevgisiz, mutsuz insanlarından…
Mutsuzluğunu nesillerce devam ettiren insanlarından…
Buraya ilk çıkışım…
Yıllar evvel, küçük bir kız çocuğuyken ben,
Babam demişti götüreceğim seninle kardeşlerini Galata’ya diye,
götürmedi.
Babam verdiği hiçbir sözü tutmazdı,
bunu da tutmadı.
Bizi Galata’ya götürmedi.
Annemin izin vermediğini söyledi, yüksekmiş burası, düşermişiz.
Neden düşecektik ki biz,
Koruyan, tutan kimse olmadığından sanırım hep çok savunmasız duruyorduk.
Güçsüz,
sıska,
aciz…
aklım yine bir kulp bulmak istercesine inandırmıştı kendini bir şeye,
sizi korumak için izin vermemiş işte dedi.
Size bir şey olur diye korkmuş dedi.
O zaman inandım buna.
Şimdi inanmıyorum.
Onun bize tek öğrettiği şey buydu zaten.
Korkmak.
Hep bir şeylerden korkmaktı.
Ama başardı, öğretti bize.
Şimdi,
Ödümüz kopuyor çoğu şeyden,
Sevmekten,
Kaybetmekten,
Yükselmekten…
Düşmekten,
Yaşamaktan,
Sevilmekten…
Çok korkuyoruz.
Oysa korkmak için bu kadar uzun bir hayatımız yok ki.
Korkmak için vakit yok, yaşamamız lazım.
Seni göremediğim birçok zamanın içinden geçen tek bir anıydı bu,
Sana anlatmak istediğim birçok anının içinden ukte kalanlardan biriydi bu.
Bir kere bana canının çok yandığı bir olay anlatmıştın ya,
Ben hatırlatmayayım şimdi, sen biliyorsun nasılsa,
Ölmek istemiştin hani,
Bu aralar ben de gitmek istiyorum buralardan.
Çok kalmışız gibi geliyor artık.
Çok canın yanmıştı ya benim iki katı yanacak çünkü sen benim tek umudumdun
Ama şimdi yoksun.
Bir sonraki cümleye umutsuzum diye başlamayacağım merak etme.
Umut zehir değildir, öldürmez.
Umut sebeptir devam edebilmek için…
Umudum hala var mı bilmiyorum ama yaşadığımız her an bizim için bir umut vardır,
İnanıyorum.
Evet inanıyorum ama bu kağıdı atacağım yine de.
Sokakların özgürlüğüne, şehrin ışıklarına
ve
göremediğimiz her acıya bırakacağım bu bir parça sayfayı…
Belki sana düşerse yolu,
Okursan eğer,
Burda bul beni.
Bu sefer bilmediğin bir sokak değil, bir adres veriyorum sana.
Bir yaz gecesi,
Galata’ da bul beni.
Yükseklerde…
Yükseklerden ışıklara bakarken…

Merhabalar, ben Satınur Emir. KTÜ’ de İç Mimarlık öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. Ankara’nın güzel olmadığını iddia eden herkese karşı durup, güzel olduğunu savunuyorum çünkü burayı gerçekten seviyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi çok seven, tiyatroya-sinemaya gitmeye bayılan, arkadaşlarımın söylediğine göre neşeli biriyim. Ha ama eklemeden duramayacağım bir şey var ki o da geceyi çok sevmemdir. Geceyi çok severim, geceleri cama balkona çıkıp yıldızları izlemeyi çok severim. Işıkları çok severim, çünkü neden sevmeyeyim? Işıklar bize yolumuzu gösterir. Kaybolduğumuz anda bizi evimize ulaştırır. Siz de ışıkları sevin. Eğer kaybolmuş hissederseniz onları takip edin, size evinizin yolunu gösterecektir. :’)

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
2-3 yıl önce bir dostumla çıkmıştım Galata kulesine. O zaman ışınları yalnızca aydınlatma aracı olarak görüyordum meğer ne çok şey anlatıyorlarmış. Oradayken yıldızları örten bulutlar kadar umutsuzdum derin ücra bir dehlizdeymişçesine. Herkes gibi fütursuzca fotoğraf çektirmiştim. Şimdi bu yazıyı okuduktan sonra sana özeniyorum bunca şeye rağmen umudunu ifade etmene imreniyorum.
Bir kitapta okumuştum sanırım insan beyninin gerçekten köşeye sıkışmış olduğunda çare bulabildiğini.
Velhasıl kelam sanırım bu kadar umarsızken beliren şey umut mu bilmiyorum ama sanırım çareyi bulmaya yaklaştım.
İnsana başından geçenleri tekrardan düşündüren bu yazı için teşekkür ederim.
Devamını bekliyor olacağım.
Bir yaz gecesi okudum,
Bir yaz akşamı,
Sonra bir yaz sabahı,
Bir de gün ortası,
Doyamadım okumalara,
Devam et yazmalara,
İnsanı alıp götüren,
Umut dolu satırlara.
M Ü K E M M E L!