Dert Etme
Hava açık. Güneşli bir gün. Denize, güneşin ışıltısı vurmuş. Hafif bir esinti yüzüne, saçlarına dokunuyor. Saçların yok mu? Hay aksi! Dert etme. Zaten rüzgâr esince yüzüne gözüne giriyor, kaşındırıyordu.
Havanın güzelliği, seni huzur dolu bir dünyaya çekiyor. Mis gibi denizin kokusunu içine çekiyorsun. Kayalıkların üzerinde, sevdiğin kişi ile oturuyorsun. Sevdiğin kimse yok mu? Hay aksi! Ama neyse. Dert etme. Kendi kendine dimdik ayaktasın. Herkesin başarabileceği iş değil bu. Sen çok güçlüsün. Tek başına, çok güçlü.
Şimdi ayakkabılarını çıkart. Ve şu denize ayaklarını sok. Başta biraz üşüdün, biliyorum. Ama acele etme, alışırsın birazdan. Evet… İşte böyle, su çok güzel. Ama biraz acıktırdı sanki. Ceplerini kurcalıyorsun ve öyle kebaplar, pizzalar, hamburgerler yeme imkânın yok. Cebinden sadece 2₺ çıktı. Neyse üzülme. Simit zaten 1₺. Ayakların masmavi sulardayken, yediğin simitten eşsiz bir keyif alıyorsun. Ayrıca 1₺ de cebinde kaldı. Bu keyfi, başka zaman tekrar yaşayabileceksin. Çok şanslısın.
Karnımız doydu. Eee müzik de ruhun gıdasıdır. Biraz da ruhunu beslemek istiyorsun. Bir şarkı açmak için elini cebine attın… Ama bir dakika. Hay aksi! Telefonun yok. Neyse, dert etme. Zaten sürekli arayan, soran biri olunca bütün huzurun kaçıyor. Sessizliğin sesini dinle. Sonra biraz da sen mırıldan. Hay aksi! Sesin çok kötü. Ama dert etme. Sadece sen varsın zaten. Sessizliğin sesine, kendi sesinle bir düet yap. Sesin çok güzelmiş gibi. Melodisi de kafanda çalıyor. Sessizlik, sen ve kafandaki melodiler. Muazzam bir şarkı.
Bu anı ölümsüzleştirmek gerek. Kameraya ihtiyaç yok ki. Hemen arkanda, pürüzsüz bir taş buldun. Kayalıkların en başında da kırık bir cam şişesi buldun. Taşa o günün tarihini yaz. İşte oldu. Kendine aldığın o hediyeyi, ömür boyu sakla. İleride çocuklarına; “bakın burada böyle huzur bulmuştum” diye anlatırsın.
Ne güzel bir gün değil mi? Aksilikleri, fırsatlara çevirdiğin. Eğrileri zorla düzelttiğin, şiir gibi bir gün. Ama bir dakika. Hay aksi! Yaşadığın yerde deniz yok muydu? Neyse. Dert etme. Tüm bunlar için deniz olmasına da ihtiyacın yok. Deniz olmasa da rüzgâr var, güneşin ışıltısı yine yüzüne vuruyor. Sessiz sakin bir yer bulunur. Temiz havayla buluşacağın bir yer vardır mutlaka. Taş da ülkenin her yerinde mevcut. Müzik zaten hep seninle. Simit’i de herhangi bir pastanede veya fırında bulabilirsin.
Denizle değil de topraklarla buluştur ayaklarını. Tüm kötü enerjileri uzaklaştır kendinden. Bak, deniz bu kadarını da yapamıyordu. 😊
Mutlu olmak için bir şey bekleme. Kendi fırsatını kendin yarat. 1 ₺ yeter bazen insana. Hoş ona da gerek yok ya. Neyse.
Hay aksi!
Yazıyı nasıl noktalasam bilemedim. “Neyse Onur, Dert etme. Güzel okuyucuların bu kez sana yardımcı olacaktır.” Sizler, muhteşem bir çıkış cümlesi kurmuşum gibi mutlulukla okuyun bu satırları. Muhteşem sonlar filmlerde olur. Gerçekteki sonsuz muhteşem ile yaşamalı insan. Hayat bir sonsuzluk değil belki ama dert etme sen muhteşemsin.
Bu arada kapaktaki resim Malatya’da çekildi. Denizler olmasa da alternatifler üretebiliriz değil mi? (Malatya-Karakaya Barajı)

Onur Yağmur konuşuyor. (Kendisini merak edenler için kısa bir bilgilendirme.) Lise yıllarımda Bilişim Teknolojileri bölümünü okumanın ardından sektöre devam etmek istedim ve lisans eğitimi için KTÜ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü ile Trabzon’a geldim. AÜ Medya ve İletişim bölümü mezunu ve İÜ Grafik Tasarımı öğrencisi olarak da eğitimlerime devam ediyorum. KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü başkanlığını devam ettirmekle beraber, Mercek Dergisi departman sorumluluğunu üstlendim. Hayallerimi hedeflere dönüştürerek yaşayan bir Malatyalıyım ve beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
yine harika bir yazıııı
ayrıca kapak fotoğrafına bayıldımmmm
emeğine sağlıkkkkk