NAMÜTENAHİ
Kıskanıyorum onu. Güneşin doğuşunu benden daha çok gördüğü için ayakları, nemli toprakta daha çok gezindiği için gerçekleşmese de kurduğu hayaller için… Öyle kıskanıyorum ki ama yetişemiyorum. Bir yaprağın savruluşu gibi hayatım. Yaprak savrulmak zorunda mı ki? Yere düşerse bir karınca taşımalı onu ama olmaz. Karıncalardan da kıskanırım onu. O minik çalışkan hayvan… Ah ne kadar da tanıdım onlardan, yükleri ne kadar ağır olursa olsun asla pes etmezler, çalışırlar. Vazgeçtim. Hayatım gökyüzüne benziyor. Soluk bir griye çalıyor, tıpkı hüzünlü şarkılar gibi. Sanki gökyüzü de hüzne kapılmış, hangimizin gözyaşları önce akacak? Sevgi dolu insan sık sık ağlarmış. Anladım ki gökyüzü de sevgi dolu ama bakmasını bilmeli. Ben bakıyorum, baktıkça kıskanıyorum. O kadar mavi ki kayboluyorum. Sonsuz bir labirent gibi çıkışı bulamıyorum. Peki ya çıkmak istiyor muyum? Bilmiyorum.
Sanırım hayatım gökyüzü olamaz. Çünkü bana yalan söyledi, el dokunulmamış olduğunu söylemişti. Fakat türlü türlü düşüncelerle dolu. Gökyüzü aslında insanlarla dolu. Benim hayatım en iyisi mi bir çiçek olsun. Hem topraktan kıskanmam onu. Toprak birdir, toprak bendir, ben bir avuç toprağımdır. Sahipleniriz birbirimizi. Kelebekler de gelir hem. Seni kelebeklere anlatırım. Kelebekleri de kıskanmam. Onlar benim en iyi arkadaşlarımdır. Galaksinin en parlak yıldızlarıdır onlar ama normal insanlar bunu bilmez. Onlar hayatımın bir çiçek olduğunu da bilmez. Bembeyaz bir çiçek sanki bir bardak sütle ıslatılmış. Etrafta başka çiçek yok ama yalnız değilim, kelebekler var. Bir gün gidecekler, biliyorum yine de seni anlatıyorum. Kelebekler unutmaz ama gider. Gitmelerini de kıskanırım çünkü gidemem ben ama kelebekler gider. En güzel gidiş onlarındır. Biz buradayız, olduğumuz yerde bir avuç toprağın içinde; uzun saplı tek başına beyaz bir çiçeğiz. Kıpırdayamıyoruz, arada rüzgârın etkisiyle olduğumuz yerde kıvrılıyoruz; sonra yine eski halimizi alıyoruz. Bu rüzgarla daha önce karşılaşmıştım. Pek sevmem rüzgârı bilirsin. İçimi gıcıklar onun o nahoş tavırları, seni oradan oraya sürükler; sürüklenmek ister misin diye sormaz bile ama artık o istese bile kıpırdayamam. Çiçeklerin kıpırdadığı nerede görülmüş. Kıpırdamadan bekliyorum, kelebekleri bekliyorum. Yine seni anlatacağım onlara. Biliyor musun kelebekler beni hep yürekten dinler. En büyük, en zengin yürek onlarındır. Onları bir yıldız kadar parlak yapan kanatları değil, yürekleridir.
Keşke bende bir kelebek olsaydım ama olamam. Bir çiçeğin kelebek olduğu nerede görülmüş ama olmak istiyorum. Hayır, yanlış anlaşılmasın. Kıskanmıyorum. Artık hiçbir şeyi kıskanmıyorum. Kelebekler bu beyaz çiçeği umutla doldurdular. Ben sadece onlarla gitmek istiyordum ama olmadı. Bir hafta geçti bile, artık kelebekler gelmiyor. Bu bembeyaz çiçek hüzünlü şarkılar gibi artık.
Bu yazıyı en iyi arkadaşlarıma ithaf ediyorum. Siz benim tüm galaksilerdeki en parlak yıldızlarım, içimi umut dolduran çiçeklerim, pırlanta gibi kalplere sahip kelebeklerimsiniz. Siz olmasaydınız ben grilerin en koyu tonunda kaybolurdum. İyi ki varsınız.

Merhabalar güzel insanlar 🙂 Benim adım Emine Demirci. 1999 yılında Trabzon’da doğdum. Dört çocuklu bir ailenin en büyüğüyüm. Karadeniz Teknik Üniversitesinde İç Mimarlık okuyorum. Hayvanları, doğayı (özellikle çiçekleri), müzik dinlemeyi, kitap okumayı ve sanatla ilgili her şeyi seviyorum. Her şeyi anlamlı yapanın sevgi olduğunu düşünüyorum. Güzel yazılarda buluşmak dileğiyle. Sevgiyle kalın 🙂


SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Ahhh kelebeğim, ah benim güzel çiçeğim. Bu yazıyı okumak için ne büyük bir heyecanla ne büyük bir merakla bekledim, bir bilsen… Yayımlanır yayımlanmaz da yıllarca almayı dilediğim kitabı alıp ilk kapağını çevirmek nasip olmuşçasına bir sevinçle okudum, tekrar ve tekrar. Emeğine sağlık çiçeğim, başarıların da mutluluğun gibi daim olsun:))
Teşekkür ederim. 🙂 Beni solmaktan kurtardığın için ve bana hep destek olduğun için 🙂 Düşen yaprağa bile imrenerek bakarken beni ben olduğumdan dolayı sevdiğin için. Ayşe Hanım, sen ve bu değerli insanlar sayesinde tek dileğim çok değer verdiğim kelebeklerimle bir ömür beraber olabilmek 🙂 🙂
Pamuk şekeri gibi bir yazıydı. Büyük gibi görünen ama ağızda eriyen . Pembe hayallere sürükleyen ve tadı damakta kalan bir yazı… Yoksa kelebekler gibi mi bekleyecek ? Bence namütenahi olmalı 🙂
Pamuk şekeri gibi tatlı olan bu düşünceler için teşekkür ediyorum 🙂 Sağlıcakla