Hava Kara Bulutlu
Bayım bugün hava kara bulutlu yine yağmur yağıyor. Aslında konuya bu şekilde başlamak istemezdim ama editörüm her defasında makale yazmamı istiyor. Buna istinaden şunu söylemek istiyorum, bayım bugün hava bulutlu yine yağmur yağıyor, yazılar bana ne anlatabilir ki? Hikâyeler ve denemeler, ruhi bunalımlar ve korkuları içeriyor kimi zaman. İnsan korktuğu zaman harekete geçmez mi, savaş anında nöbet bekleyen asker gibi? Hiç gördünüz mü mutlu bir insanın endişeli olduğunu ya da kaygı güttüğünü? Zamanla anlıyor insan büyük küçük demeden, erdemli olmanın ne kadar önemli olduğunu… Renklerin gelip geçici olduğu gibi içtenliğimizin de bir renk cümbüşü var. Kimi zaman fırtınalı, kimi zaman kuru bir ayaz gibi hepsi gelip geçici. Bizi rahatsız eden ruhi bunalımlar menfi duygulardan ibaret.
Dedem derdi ki, her zaman sabret, himmet, hikmet… Tabi Mevlana’nın “hamdım, piştim, yandım”sözü gelecek akla. Ama dedem bir Mevlana değildi, kendine göre hikmeti ilahiyesi vardı. Kimilerine göre sadıkane halis niyetli bir Tolstoy kimilerine göre ise dik kafalı Dostoyevski’ydi.
Günler günleri aratırken bir arkadaşım çıkagelmişti. Bana hep şöyle diyordu, yazarlık için ”eyleme geç.” Aslında biliyordum eylem yolun başlangıcı için olmazsa olmazımdı. Ancak refah düzeyim ve doygunluğum arttıkça bu bende sözgelimi yazım isteksizliğine yol açıyordu. Giden zaman geri gelmiyor, şuan okuduğunuz satırlar gibi… Ama şunu biliyorum ki şuurlu olmak, takvalı olmak birçok şeyden daha üstün bir servettir. Her şey geçiyor, geçmişe dair umutlarımız da dâhil olmak üzere… Yeni şeyler söylemek lazım yarınlar için çünkü yarınlar meçhul bir istasyon gibi. Zaman kimleri olgunlaştırmadı ki, ben de küçük bir âdemim her Âdemoğlu gibi. Film şeridinden geçen hayatımız bir gün kopacak sonra geriye bakıp bir an düşündüğümüzde ‘çok geç oldu’ diyeceğiz. Yine aynı arkadaşım, evet hatırlıyorum, kısmen de olsa hatırlıyorum, ‘aslında iyi bir tercih yapmışsın yakınman boşuna’ derdi. Bu sözün, tüm sözler arasında bir yeri olmalıydı ve şimdi daha iyi anlıyorum, yakınmak boşuna… Ömer Hayyam’ın dediği gibi pergeli kendi merkezimize alıp daire çizmemiz gerekiyor. Yani kendimize odaklanmamız her şeyden daha manalıdır.
Kaç fasıldır bilmem ismimde lekeler çoğalıyor. Gök kubbede ise uçurtma avcıları ile dolu ortamda puslu bir meltem türemiş. Sigaram yalnız ve aklımdaki zorbalıklar tütüyor. Abim derdi ki “zamanla anlıyoruz, gülüşler bize bırakılan bir armağandır.” Ben bunu çok sonradan anladım. Hatıralarımda saklıyor olacağım tüm güzellikleri. Anların haşmetli büyüsü zaman aşımına bırakıyor yerini. Belki sözlerim size beyhude gelecek ama en azından Trabzon’u anımsayarak şunu söylemek istiyorum, bayım bugün hava kara bulutlu yine yağmur yağıyor…

Merhaba ben Veysel. Ankara’da yaşıyorum. Avrasya Üniversitesinde Gıda mühendisliği son sınıf öğrencisiyim. Edebiyatla ilgilenmeyi seviyorum.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim