Hayal Hanım
Ne kadar çeşit insan var dünyada. Bazılarının acıları yarım kalmış, bazıları daha cümlesini bile bitirememiş, bazı kalplerin de hep bir yarısı yarım kalmış. Geçen her saniye birileri bir şeyler kaybetmiş ve kaybolmuş. Zaten şimdi bile mezarlıklar kendisini vazgeçilmez sanan insanlarla doluyken düşünsene 100 yıl gibi kısa bir süre sonra 7 milyar mezar daha olacak dünyada. Milyarlarca insan da yaşamadan sadece dünyada var olarak geçip gidecek.
Hiçbir zaman kurtulamadım sorgulamaktan. Mükemmeliyet midir bu yoksa korku mudur hep sorguladım. Sen gerçek misin? Bu yolculuğum gerçek mi yoksa ben bir yalana mı inandım. Çok bilmek için hem çok gezmek hem de çok okumak lazımmış. Şu an olmayan birisi için geziyorsam bile çıktığım bu yürüyüş benim eksiğimmiş.
Kusurlarımı görüyorum bana en yakın ama görmesi en zor olanları. Bunları saklamak için uğraştığım çabaların yorgunluğu varmış üzerimde. Cansız insanların kendilerine tahammülü olmadığı gibi kusurlarına da olmuyormuş. Kendimi daha tanıyamasam da keşfettiklerime saygı göstererek yeniden doğduğumu anlıyorum. Cansız bir insandan doğamın ortasına bir kelebeğin kozasından çıkması gibi düştüğüme hala bir çocuk gibi şaşırıyorum. Oysa hayatın kendisi büyük bir mucizeymiş.
Asla dünyada bir iz bırakma yolunda değilim. Anlamsız ya da saçma bulduğumdan değil çünkü sadece yaşamak bana yetiyor. Binlerce yıl sonra yazılarımı okumak için dil bilimcilerin uğraşmasına gerek yok. Evim bir sonraki milattan sonraya ayakta kalmasa da olur. Mecnun gibi aşkım dillere destan olmasa da olur, bana yetiyor zaten yaşamak.
Yolculuğumun sonuna yaklaşıyorum galiba. Hep içimdeki o derin hisle yolumu belirledim. En güzel hissettiğim yerleri gezdim, seni aradım. Artık o his arayışımın bitmesine çok az kaldığını söylüyor bana. Kafam karışmaya başladı. Sanki seninle ilgili tüm anılarım birbirine girmiş gibi sanki olmayan yerler gözümün önüne geliyor, uçuk düşüncelere kapılıyorum. Belki de yanlış yerlerde aramak yerine olduğum yerde seni beklemem lazım.
Seni bulamasam da seçtiğim yol yanlış değildi. Eğer bir gün seni aramak yerine beklemeye başlarsam sen de benim yaptığım gibi yap. En güzel hissettiğin yeri ara, yolların derinliğini gör, yaşlılara sor beni mutlaka benim ayak izlerimi göreceksin.

Ben Furkan Namal, Burdurlu bir hayalperestim. Önce astronot sonra ise mimar olmayı istedim ve şimdiyse Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde mimarlık ve Anadolu Üniversitesi’nde işletme okuyorum. Yapmayı en sevdiğim işler ise derin düşüncelere dalmak, bağlamamın tellerini tıngırdatmak ve doğanın içinde kaybolmak. İnsanların büyümemiş ve hala çocuk taraflarını görmek gibi de bir özel gücüm var.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim