Hayali Güç
Çocukken anlatılan masalları gözünüzün önünde canlandırır mıydınız? Kocaman Tepegöz, minicik cüceler, balkabağından arabalar, hep gelen beyaz atlı prens ve sonsuza kadar mutlu biten masallar. Bir yandan dinlerdik bir yandan da hayalini kurardık önümüzden bohçasıyla yürüyen keloğlanı.
Çocukken en büyük oyuncağımız hayal gücümüzdü. Minderlerden yaptığımız evlerimiz, evcilik oynarken o ağlayan bebek, savaşçılıkta vurulup yaralanan arkadaşın… Bu yüzden en çok hayal kurduğumuz ve hayal gücümüzün en güçlü olduğu zamandır çocukluk. Maalesef büyüyünce hayal kurmayı bırakırız ya da bunu o kadar azaltırız ki nasıl bir sporcu artık çalışmayı bıraktığında kasları zayıflıyorsa hayal gücümüz de öyle zayıflar ve güçsüzleşir.
Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken hayal gücü tüm dünyayı sarmalar. Bu söz benim değil dünyanın en çok tanınan bilim insanı Albert Einstein’a ait. Dünyayı baştan aşağı değiştiren kuramları, teorileri ve icatları olan Einstein’ın en büyük özelliği hayal gücünü bir sporcu gibi her zaman güçlü tutmasıydı.
Gelişimin ardındaki en güçlü silahımızdır aslında Hayal gücü. Bize daha yaşanmamış olayları, gerçekleşmemiş icatları, bulunmamış fikirleri gösterebilir. Tıpkı Einstein ve dünyayı değiştiren diğer bilim insanlarında olduğu gibi. Etrafımıza baktığımızda bizden önce yaşayanların hayallerini görüyoruz. Hiç adım atmadan dünyayı dolaşabilir, bir tuşla dünyada olan her şeyi öğrenebilir ve geçmişte yaşadığın bir olayı şu anda, gelecekte hatta dünyadan gittikten sonra bile insanlara gösterebilirsin. 21. yüzyılda, günde onlarca icadın yapıldığı bir dünyada birçok insan hayal gücünü canlı tutmayı bırakmış durumda. Daha ileriye gidilemez, en iyisi bu, elimizdekiyle yetinmeliyiz gibi yaygınlaşan cümleler bizim hayal gücümüzü durdurmamalı.
Uçak, televizyon, internet… Kurulduğu zaman her ne kadar anlamsız ve imkânsız hayaller olsalar da şimdi dünyamızın vazgeçilmezleri oldular. Peki ya sen? O harika hayal gücünle dünyayı mı değiştireceksin yoksa sadece anlamsız ve imkansız fikirlerin mi var?

Ben Furkan Namal, Burdurlu bir hayalperestim. Önce astronot sonra ise mimar olmayı istedim ve şimdiyse Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde mimarlık ve Anadolu Üniversitesi’nde işletme okuyorum. Yapmayı en sevdiğim işler ise derin düşüncelere dalmak, bağlamamın tellerini tıngırdatmak ve doğanın içinde kaybolmak. İnsanların büyümemiş ve hala çocuk taraflarını görmek gibi de bir özel gücüm var.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Günümü güzelleştiren bir yazılardan. Emeğine sağlık:)