SON VAGON
Her şeyi başlattığı o yerdeydi. Ve o yerde sona ermek istiyordu…
Ortaokulda tasarladığı fiskos sehpasının yanı başında , hava kararmaya başlarken ışıkların tren yolu üzerindeki yansımalarını izliyordu.
Nihayet ! Kedisine isim bulmuştu. Bir canlıyı tüm kalple sevmenin ne demek olduğunu öğrenmenin heyecanı yakıyordu midesini. Korkuyordu. Kimi kendinden çok sevse ondan ışık hızıyla kaçardı. Sevgisinin büyüklüğü altında ezildiğini hissederdi ve dayanamazdı.
Tekrar baktı tren yoluna, harabe istasyona. O’nun için orası ‘Atlantis’ti bir nevi. Ve yaşamının son anında Atlantis’iyle birlikte harabe yüreğiyle okyanusun dibine batmak istiyordu. Farklı bir açıdan bakarsak, batmıştı çoktan. Toparlayamadığı zihninin içinde batmıştı. (Hiç güneş açmayan sisli bir atmosfer) Güya , zihnindeki karmaşanın sebeplerini arıyordu. O da , terapisti de , gittiği her psikolog ta biliyordu ; tramvaları yüzünden toparlanmıyordu zihni. Buna sebep olanlarının zihni de onun ki gibi miydi ? merak ediyordu. Muhtemelen değil..
Sevdiklerine de anlatamadı hiçbir zaman , araştıracağım demekle yetindi sadece. Her yolu deniyordu toplamak için , yorulmuş artık , ne kadar inandırıcı olursa o kadar. Gittiği her psikolog zihninde ki enkazı büyütmekten öteye gidemiyordu. E, sıra ilaca geliyordu haliyle. Bir tane atıp kapıyordu gözlerini, açtığında son sürat arabanın üzerine geldiğini farkediyodu. Bacağını bir adım öteye atacak mecal bırakmıyordu, ilaç dedikleri zehir.
Bu kadar ileri gitsin istemiyordu, artık! ‘Kendi’sini bulsa yeterdi,O’nun için…Kendisi , O dört yaşında iken O’nu tren istasyonun ışıkları altında ninesinin kucağında uykuya daldığı an terketti. O andan beri herşeyi manasız bulan bir ceset olarak devam ediyordu yaşamaya.
Birden tren istasyonunda sigara molası veren memur dikkatini çekti. Bir nefeste o çekmek istedi. Nasıl bir şey olduğuna dair fikri var mıydı? Bilmiyorum. Ama sanırım var olacak ki ; bir zamanlar sevgilisini O’na, kendisi içtiği halde, sigara içmek bir insana hiç yakışmıyor. Özellikle de sana, dediğini hatırladı. İşte hayat bu kadar manasızdı onun gözünde. Sevgilisi seviyordu onu. Öyle diyordu. Şimdi ? Değişebiliyorsa ? Bu sevgi mi gerçekten ?
Sevgilisinin ne sevmeyi ne de sevilmeyi bildiğini ,düşüyordu.
Fakat o seviyordu birini. Tutkundu birine… Bir iki kez görmüştü ömründe. Ve bir daha göremeycekti. Ama buna rağmen darmadağın hafızasında bütün olarak gözünün önüne gelen tek şey onun yüzüydü. Asil değildi. Hatta! Hafifmeşrep biriydi. Tek iyi yaptığı şey çocuklarına aktardığı gendi. Son buluşmalarında straplez siyah bir bluz giymişti. Simsiyah boyalı saçları omuzlarından beline doğru iniyordu. Normalde saçları bu kadar düz değildi. Onun için uğraşmış olduğunu düşündü. İri gözlerinde kaybolmaya başlamıştı bile. Nasıl bu kadar ‘gerçek’ olabilir? diyordu. Son vakitleriydi onunla, o yüzden her bir zerresini zihninde bütün hale getirmeye çalışıp kaydetmeye çalışıyordu. Çıplak omuzlarına doğru indi gözleri. Cildinin ışıltısı , midesini yaktı , kalbini kavurmaya başladı. Gözleri, omuzlarındayken diğerinin gözleri ise çevresindeydi. Kıpır kıpırdı her zaman ki gibi. Cap canlı ve gerçek. Sadece benim gerçeğim olarak kalsın, diyordu. İçinden. Fakat biliyordu. Her ayrıldıklarında gerçeği yerini boşluğa bırakıyordu. Başkasının gerçeğiydi. Çocukları da başkasının gerçeği olduğunun kanıtı…
Tekrar tren istasyonundan gelen sesle irkildi. Geçip giden yük vagonlarını saymaya başladı. Bir güç gelse de O’nu cımbızla çeker gibi , bir vagonun içine yerleştirse. Kurtulurdu belki o zaman; peşinde sürüklediği enkazın yüklerinden. Zihninde ki enkaza çaktırmadan binerdi bir vagona kurtulurdu o yüklerden. Ve ‘kendi’sini bulabilirdi..
Atlantis’iyle batacaktı bir gün; Kendisi’yle gerçeği ise onu girişte bekliyor olacaktı.
Ya da bunların hiç biri olmayacak ve O , telefonunu fiskos sehpasının üzerine koyup bir komedi dizisi açarak zihnindeki ızdırabı bastırmaya devam edecek. Bir halt olmayan terapilere devam edip, aptal aptal her şeye gülecekti.

Merhabalar, ben Sümeyye Hatun Şenlikoğlu. Annem Düzceli; babam Giresunlu. Ben ise doğma büyüme Kocaeliliyim yani kısaca Kocaeliliyim deseymişim de olurmuş. İlk ve orta öğretimimi Kocaeli de özel bir kurumda tamamlayıp liseyi Kocaeli Körfez Fen lisesinde okudum. Şuan ise Karadeniz Teknik üniversitesinde iç mimarlık okumaktayım. Genel olarak psikoloji, kuantum enerjisi, bilinçaltı yönlendirme-nlp gibi alanlara ilgi duymaktayım. Penguenleri çok severim:)

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Kısa bir yazıda uzun bir hikaye, devamını bekliyoruz:)
Lütfen bu tarz yazıların devamı gelsinnn..