Ne Geçmiş Ne Gelecek?
Bazen yaşayacağımıza yaşadığımızdan daha fazla odaklanırız. Bazen de tam tersi. Dün ne olmuştu yarın ne olacaktı derken günler, saatler akar gider. Takvim yapraklarını ardı ardına koparırız. Ya düne takılırız ya yarına kurarız. Dün neden böyle olmuştu, yarın neden böyle olacak? Peki kendimize sormamız gereken sorular gerçekten bunlar mı? Bu soruların cevapları bizi ne kadar tatmin edecek, bize ne ifade edecek? O çok beklediğimiz gelecek ne zaman gelecek? O vazgeçemediğimiz geçmiş bize ne ölçüde yetecek? Geçmiş ve geleceğin aklımızda, kalbimizde kapladığı yer şimdiden çalıp duruyor. Tüm ilgimizi almayı hak eden bugün, geçmiş ve geleceğin kırıntılarıyla yetinmeye alışıyor. Ne geçmişe dönülebilir ne geleceğe gidilebilirken hep bugünden vazgeçiliyor. Bugünün değeri adına dün veya yarın denilince anlam kazanıyor. Geçmiş ve gelecek birer uçurumken bize en çok gereken “şimdi” köprülerini yıkıyoruz. Tabii ki geçmişten tecrübe edinip geleceğe yön vereceğiz ancak bunların hepsini şimdi gerçekliğinde yapacağız. Asıl yapmamız gereken şimdi köprülerini sağlamlaştırmak. Asıl yapmamız gereken bugüne sahip olduğumuzun farkına varmak. Asıl yapmamız gereken geçmiş veya gelecek için değil şimdi için yaşamak.

Merhaba ben Zehra Başoğlu. Karadeniz Teknik Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 3.sınıf öğrencisiyim. Hayatın koşuşturmasında kendimle baş başa kalmak, biraz olsun soluklanmak benim için bir tutku. Bunu da yazı yazarak hissediyorum. Umarım siz de yazılarımda bunu hissedebilirsiniz.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim