Nerede Yaşasak?
Sarmıyor artık buralar. Dışarıdan bakıldığında cennet gibi olan bu mavi gezegen, nasıl bu hale geldi? Biz mi yaptık bunu? Kim getirdi burayı bu hale? Ne getirdi? Kötülük, kin, nefret, acı, hırs, intikam… Hangi iğrenç duyguların, geri bildirimini veriyor bize bu dünya?
En ufak köyleri bile etkisine alan şu hastalıklar, yeryüzünün sallanarak binaların yıkılması, derelerden taşıp şehre giren su birikintileri, yemyeşil ormanlardaki kırmızı sıcak düşman, kül olan oksijenler, tuhaf tuhaf insanlar, sokaklarda maskeyle gezenler, birbirinden korkan, uzaklaşan insanlar…
Bu mavi gezegen, nasıl geldi bu hale? Cennet gibi bir yer. Mavisi, yeşili, kahvesi, güneşi… Biz nasıl geldik bu hale? Kim bozdu dünyanın düzenini?
Cevaplandıramadığımız onca sorunun arasında, en çok sorulan soruyu düşünüyorum. Biz şimdi nerede yaşayalım? Bu kadar bozulmuş, küflenmiş bir gezegende kendimize nasıl bir yer bulalım? Marsa mı taşınalım yoksa? Bu gidişle orayı da bozarız, boş verin.
Biz yaptık bunu. Hep birlikte, biz yaptık. Sonrasında başka dünyalarda bir hayat aramaktansa, bulunduğumuz dünyayı güzelleştirsek, güzelleştirmeyi bırak en azından mevcut güzelliğini korusak bu hale gelir miydik? Kaçmak kolay. Zor olan sahip çıkmaktı. Bu hale gelene kadar durdurmak, bu denli yozlaşmasına izin vermemekti önemli olan. Gezegenin dengesini, havasını, suyunu, ormanını, toprağını, insanını, hayvanını her şeyini bozduk. Tekrar nasıl güzelleşir bilemem. Ama en azından, artık koruma vakti geldi diye düşünüyorum. Hava bizim. Sigaranın dumanını, zehirli gazları bırakmayalım. Su bizim. Bitirmeyelim, israf etmeyelim, o iğrenç çöplerimizi oraya bırakmayalım. Orman bizim. Kırmızı düşmanları o yemyeşil doğadan uzak tutalım. Toprak bizim. Kirletmeyelim, en basiti tükürmeyelim. İnsanlar bizim. Hepimiz aslında tek bir kişiyiz. Hepimiz aileyiz. Üzmeyelim, kıskanmayalım, kötü duygularla çirkinleştirmeyelim. Sokakta mendil satan çocuğa bir küçük gülümsemek zor değil. Güzel duyguları, temiz duyguları yaşatmak için hala vaktimiz var. İyi huylu bir virüstür temiz duygular. Ne kadar çok paylaşırsak o kadar hızlı yayılır. Korona virüse bir ilaç bulamasak da yeni bir virüs ile kendimize derman olabiliriz. Hadi herkes kendi iyi huylu virüsünü üretsin. Doğaya duyulan sevgi, bu gezegene duyulan sevgi, hayvanlara duyulan derin bağ, insanlara nefretle bakmak sürekli eleştirmek yerine sevmesek de saygı duymak. Bunlar biz insanların iyi huylu virüsleridir. Hadi herkes kendisine en yakın kişiden başlayarak bulaştırsın. Bu hastalık hepimizi iyileştirecek. Dünyamızı tekrar o huzurlu günlerine kavuşturana dek bu temiz duygularla kalın, sağlıcakla kalın…

Onur Yağmur konuşuyor. (Kendisini merak edenler için kısa bir bilgilendirme.) Lise yıllarımda Bilişim Teknolojileri bölümünü okumanın ardından sektöre devam etmek istedim ve lisans eğitimi için KTÜ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü ile Trabzon’a geldim. AÜ Medya ve İletişim bölümü mezunu ve İÜ Grafik Tasarımı öğrencisi olarak da eğitimlerime devam ediyorum. KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü başkanlığını devam ettirmekle beraber, Mercek Dergisi departman sorumluluğunu üstlendim. Hayallerimi hedeflere dönüştürerek yaşayan bir Malatyalıyım ve beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim