Reşid taşı olarak da bilinen namıdiğer Rosetta taşı, tarihe yol gösteren bir ışık niteliğinde. Öyle ki, dil bilimciler binlerce yıldır gizemini koruyan Antik Mısır hiyerogliflerinin sırlarını bu taş sayesinde çözüme kavuşturabildiler.
Hiyeroglif yazı, çeşitli unsurlar nedeniyle unutulmuş ve büyük bir tarih sadece gizemli şekiller olarak yorumlanmıştır. Unutulmasına sebep olan unsurların en başında Büyük İskender’in Mısır’ı fethetmesi gelmektedir. Kendisi Antik Makedonya Krallığı’nın kralı olarak tanınmaktadır. -Makedonya Krallığı: Eski Yunan ve Klasik Yunan zamanlarında bulunan bir krallıktır- Büyük İskender Mısır’ı fethedince, Mısır’da yönetim dilinin Yunanca olması daha sonraları bu topraklara Hıristiyanlığın, ardından da Arap kültürünün yayılması sorununu da beraberinde getirmiştir. Sorun olarak nitelendiriyorum çünkü; geçmiş ile olan bağlantı iki bin yıldan daha fazla bir süreliğine kopmuştur ve hiyeroglif yazısı tamamen unutulmuştur.
Tarih şeridinde biraz daha ileriye gittiğimizde Fransız Generali Napoleon’un Mısır’ı işgali ve bir süreliğine de olsa bu topraklarda hakimiyet kurması o bölgede çalışmalar yapmasına olanak sağlamıştır. Zaten Napoleon’un asıl amaçlarından birisi de bölgedeki medeniyeti ve tarihi hakkında araştırmalar yapmaktır. Bu nedenlerle yanında bulundurduğu ekipte önemli dil bilimciler, tarihçiler, sanatçılar ve matematikçiler bulundurmuş ve araştırma yapılması için tüm koşulları sağlamıştır.
Hatta anlatılanlara göre Napoleon Mısırın Gize bölgesinden geçerken askerlerine dönüp “Evet, binlerce yıllık bir geçmiş bizi bekliyor” diye seslenmiştir.
Fransız birliklerinde görevli bir üsteğmen Mühendis, liman kenti olan Reşid kentindeki bir kalenin genişletilme çalışmaları sırasında, üzerinde oldukça uzun bir metin bulunan ve eşi benzeri görülmemiş siyah bir granit taş bulmuştur. Taşın önemli bir eser olduğu tahmin edilerek Fransızlar hemen yazıların kopyalarını oluşturup en önemli dil bilimcileri, yazıt hakkında araştırmalar yapmak üzere görevlendirmiştir. Bu araştırmalar neticesinde yazıtın 3 farklı dilde yazıldığı keşfedilmiştir. Bir kısmı kırılmış olan taşın üzerinde Hiyeroglif yazı, Demotik yazı ve Antik Yunan yazısı bulunmaktadır. Hiyeroglif yazıları firavunların kutsal metinleri olarak bilinirken, Demotik yazı ise o dönem yaşayan Mısırlıların halk dilidir. Yunanca bir bölümünün olmasının nedeni ise dönemin hanedanlığının bahsettiğim gibi, Büyük İskender’den sonra Yunanlılarda kalmaya devam etmesidir. Böylece Mısır halkı ile Mısır asilleri ve Yunanlılar bu antlaşmayı rahatlıkla okuyabilmişlerdir.
Taşın bulunduktan sonraki kaderine gelecek olursak süreç şu şekilde ilerlemiştir. Fransızların İngilizlere karşı savaşı kaybetmesi üzerine Napoleon’a, bölgeyi ve buldukları bütün tarihi eserleri teslim etmeleri üzerine bir anlaşma imzalatmışlardır. Kağıt üzerinde Mısır aslında Osmanlı toprakları gibi görünse de İngiliz hakimiyetinde olması nedeniyle Rosetta taşı Fransızlardan zorla alınmıştır. İngilizler’ de, hiyeroglif yazısını çözme çabalarını hızla başlatmışlardır. Çünkü o dönemde bu görev Fransızlar ve İngilizler arasında bir tür güç gösterisine ve rekabete dönüşmüştür.
Yazıt bulunduğunda, taşın hiyeroglif yazısından oluşan bölümü büyük ölçüde zarar görmesine rağmen, orta kısımda yer alan ve taşın bulunduğu dönemde henüz bilinmeyen Demotik yazı ve alt kısımda yer alan Yunanca yazıdan oluşan bölümler neredeyse eksiksizmiş. O dönemlerde çok fazla çalışmalar yapılmasına rağmen yaklaşık yirmi yıl sonra hiyeroglif yazısı çözümlenebilmiştir.
Yazıtın İçeriği
Antik Mısır’da bazı rahipler artan vergiler nedeniyle firavun V. Ptolemy’ye karşı ayaklanmışlar, diğer rahipler ise firavuna sadık kalmaya karar vermiş ve Memfis’te toplanarak firavuna bağlılıklarını bildirmişlerdir. Yazıttaki fermanda, firavunun isyanı bastırışı, rahiplere verdiği destek, tutukluları serbest bırakışı, vergileri azaltışı ve vergi borçlarını affedişi anlatılmaktadır. Bunun yanında firavuna dua etmek doğum gününü kutlamak gibi yüceleştirici tabulara da yer verilmiştir. Fermanın sonunda “Ferman, üç dilde taşa kazınacak ve tapınaklara yerleştirilecek” yazmaktadır.
Yazıtın içeriğinden bahseden tam metne buradan ulaşabilirsiniz.
Avrupalılar tarafından daha sonra “Rosetta” taşı olarak adlandırılacak olan Reşid taşı, 1802 yılından beri İngiltere’de, British Museum’da sergilenmektedir. En üzücü yanı ise ait olduğu topraklara dönmesi için ne kadar uğraşılsa da bunun bir türlü gerçekleştirilememiş olmasıdır.
Günümüzde birçok inovasyona isim veren bu taş, pek fark edilmese de size birkaç örnekten bahsetmek istedim.
Rosetta Stone, bu konu hakkında araştırma yapmama sebep olan bir uygulamanın ismine hayat vermektedir. Öyle ki uygulamanın logosu ve yaptığı iş ismine layık olmayı başarmıştır. Çünkü bu uygulama bir dil öğrenme uygulamasıdır.
Bir diğer örnek ise ilgililerinin yazının başından beri tahmin ettiği, Apple Inc. tarafından Mac OS X işletim sistemi için geliştirilen dinamik bir ikili tercümandır. İlk sürümü birçok PowerPC işlemciye uygun uygulamaların belirli Intel tabanlı bilgisayarlarda, ikinci sürümü ise intel tabanlı uygulamaları markanın üretmiş olduğu Apple Silicon işlemcilerde herhangi bir değişiklik yapmadan çalışmasına izin verir. Tasarımda gösterildiği üzere ve ayrıca işlevsellik bakımından yine burada da Rosetta taşının ilham kaynağı olduğu apaçık ortadadır.

Merhabalar ben Gülnur. İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri okuyan minik bir Adanalıyım. Öğrenmeyi ve anlatmayı sevdiğim için bundan sonra sık sık karşılaşacağımıza eminim. Pozitif olmayı ve neşe saçmayı hobi olarak sizlere sunmaya geldim. Her neyse ben kısacası bu kadarım. Uzuncasını öğrenmek için yazılarımı takipte kalınn. Hoşçakalınn.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim