SUSKUNLUĞUN KIYISINDA
Bazen hayat, insana fazla kalabalık gelir.Sözler üst üste biner, bakışlar ağırlaşır, zaman hızla akarken ruh yavaş yavaş geri çekilir. Her şey aynı anda konuşur; insanlar, düşünceler, geçmiş ve gelecek. Gürültü büyür. Böyle zamanlarda bir sessizlik arzusu doğar.Öyle bir sessizlik ki, ne bir ses duymak ister kulaklar, ne de bir bakışa denk gelmek ister gözler. İnsan, kalabalığın ortasında görünmez olmayı diler. Sanki dünyadan değil, içindeki uğultudan kaçmak ister gibidir.
Bazıları bu sessizliği bir odanın köşesinde bulur, kimileri bir yastığın soğuk yüzünde. Uyumak, çoğu zaman bir kaçış sanılır.Oysa insan her başını yastığa koyduğunda uyumaz; bazen sadece hayattan biraz olsun geri çekilmek ister. Dış dünya yavaşlar; sesler, renkler, düşünceler silikleşir. Ve bir boşlukta, görünmeyen bir sınırda durur hayat.
“Dünya sustuğunda, insan en çok kendi sessizliğine dokunur; çünkü gerçek yalnızlık, dışardaki sessizlikte değil, içindeki boşlukta başlar.”

Hayat, anıyla birlikte bir hikaye yazıyor; Bazıları muhteşem izler bırakırken, bazıları biz bilmeden akıp gidiyor. Merhaba ben Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyoloji 1. sınıf öğrencisi Büşra Yaren Öztürk. Burada, gençliğimi birleştirmek unutmamak ve paylaşmak için varım. Hissettiklerimi, düşüncelerimi nasıl paylaştığımı görmek üzere davetlisiniz. Hikayeme hoş geldiniz!

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim