Sütlü Deniz Etkisi
Dünyanın en büyük biyolüminesans alanı, uzaydan görebileceğiniz kadar büyük bir alan 2005 yılına kadar bilim tarafından bilinmiyordu.
Bilim insanlarının bilmediği şey bu kadar çok mikro organizmanın tek bir yerde olmasının ve birlikte bir şeyler yapmasının mümkün olmadığını düşünmeleriydi. Ama yanıldılar.
Peki, sütlü denizler sonunda bilim tarafından nasıl fark edildi?
Zaten birçok konuda sürekli ihtiyacımızı karşılayan, çevrimiçi bilgi dağıtımı yapan bir arama motorunun sayesinde oldu diyebiliriz. Ve evet sizin de aklınızda olan bir isim. Onun adı Google 🙂
2005’te Steven Miller adında bir bilim insanı onun için sıradan bir günde (söylentilere göre öğle yemeğini yediği sırada 😄) ışık algılayan bir uydunun okyanusta biyolüminesans görmesinin mümkün olup olmayacağını düşünüyordu.
Eve döndüğünde Google arama motorunu açıp araştırmaya başladı. SS Lima’dan 1995 tarihli bir rapora rastladı. Raporda geçen “Biyolüminesans deniz ufkunu kaplıyor gibi görünüyordu” cümlesi onu bu konuda daha derin araştırmaya sürüklemişti.
Steven Miller SS Lima’dan gelen raporda bahsi geçen bölgeyi uydu verileriyle eşleştirirken çok net kocaman bir görüntüyü fark etti. Bu görüntü sütlü denizlerin ilk somut kanıtıydı.

Öyle ki bu alan yeryüzünde bir alan ile karşılaştırılacak olsaydı, Connecticut Eyaleti bunun için uygun bir alan diyebilirdik.

Sütlü denizlere neden olduğunu düşündükleri bakteri “Vibrio Harveyi” adlı bir bakteridir.
Bu bakteri deniz canlılarının bağırsak mikroflorasında yaygın olarak bulunan biyolüminesan deniz bakterisidir.
Öyle ki bahsettiğimiz Connecticut Eyaleti’nin büyüklüğünde parlayan bir alan yapmak için gereken bakteri miktarı neredeyse akıl almaz bir düzeydedir.

$$ 40×10^{22}=400,000,000,000,000,000,000,000 $$
Her bakteri bir kum tanesi büyüklüğünde olsaydı, kırk milyar trilyon bakteri olur ve kum taneleri dünya yüzeyini 10 cm derinliğinde kaplayabilirdi.
Gerçek şu ki bilim insanları bu bakterilerin bunu nasıl yaptığını veya koşulların ne olduğunu bilmiyor. Bildiğimiz tek şey var ise, o da bu durumun gerçekleştiğidir.
👨🏻🔬 We haven’t solved the mystery of the milky seas. We just need to find out a lot more about it. Steven Miller SENIOR RESEARCH SCIENTIST, COLORADO STATE UNIVERSITY
Şimdi yazacağım şey eminim sizede ilginç gelecek. Öyle ki bu durumu bilim insanlarından önce bilen bir kişi daha vardı.
Yüzlerce yıldır denizciler, açık okyanusta çok uzaklarda meydana gelen gizemli bir olayın hikayelerini anlattılar. Kilometrelerce solgun, sütlü, parıldayan ve bazen göz alabildiğine uzanan sulara aniden geldiklerini günlüklerine yazdılar. Bu garip fenomen(phenomenon) için herhangi bir kanıtlanmış açıklama sunamayan çoğu bilim insanı, sütlü denizle ilgili hikayeleri uzun masallar veya sadece çılgın, karaya özlem duyan denizcilerin hayallerinin uydurmaları olarak reddettiler. Ancak büyük bilim kurgu yazarı Jules Verne o kadar küçümseyici değildi ve aslında klasik romanı “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah“ta denizaltı Nautilus’un parlayan bir “süt denizi” ile karşılaşmasını betimleyen bir sahne yazmıştı.
Bilim insanlarının 2005 yılında kanıtlayabildiği bu doğa olayını 1869 yılında raflarda yerini alan bir kitap zaten anlatıyordu.
Kaynak
- Atlas Obscura YouTube: https://www.youtube.com/c/atlasobscura
- BBC Earth: https://www.bbcearth.com/
- The Conversation: https://theconversation.com/global

Merhabalar ben Gülnur. İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri okuyan minik bir Adanalıyım. Öğrenmeyi ve anlatmayı sevdiğim için bundan sonra sık sık karşılaşacağımıza eminim. Pozitif olmayı ve neşe saçmayı hobi olarak sizlere sunmaya geldim. Her neyse ben kısacası bu kadarım. Uzuncasını öğrenmek için yazılarımı takipte kalınn. Hoşçakalınn.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim