Uzay Madenciliği
“Uzay madenciliği” kavramı, 20. yüzyılın ikici yarısından itibaren hayatımıza giren bir kavramdır. Peki nedir “uzay madenciliği”? Güneş Sisteminde bulunan asteroitler, uydular ve gezegenler gibi farklı gök cisimlerindeki ekonomik değeri yüksek bakır, demir, kurşun, altın, platin, titanyum gibi elementlerin çıkarılması, işlenmesi ve temin edilmesi faaliyetlerinin bütünüdür.
20. yüzyıldan itibaren endüstri ve teknoloji alanlarındaki gelişmelerin hızla artmasına paralel olarak yeraltı kaynakları ve hammadde rezervleri hızla azalmaktadır. Bilim insanları tarafından yapılan araştırmalara göre Dünya’daki hammadde rezervlerinin yaklaşık 50 ila 300 yıl içerisinde tükeneceği varsayılmaktadır. Hammadde rezervlerinin tükenme tehlikesi altında olması, bilim insanlarını alternatif çözüm yolları aramaya mecbur etmiştir. Uzay madenciliği bir diğer adıyla asteroit madenciliği fikri de bu şekilde ortaya çıkmıştır.
Gezegenler ve uydulardan daha kolay işlenebilen asteroitler, Güneş’in yörüngesinde hareket eden, çapı yüz metreden daha büyük olan, içerisinde metal ve ametal elementleri bulunduran kaya benzeri gök cisimleridir. Güneş Sisteminde keşfedilmiş yüzbinlerce asteroit vardır ve bu asteroitlerin çoğunluğu Mars ile Jüpiter arasında yer alan asteroit kuşağında bulunur. Günümüzde asteroitler ile ilgili yapılan araştırmalar ve keşifler doğrultusunda Dünya’ya yakın, ulaşımı kolay ve madeni değeri yüksek asteroitler belirlenerek asteroit kuşağının maden haritasının oluşturulması hedefleniyor. İleriki süreçlerde ise asteroitlerle daha yakın temas kurulması ve hammadde çıkarma işleminin başlaması planlanıyor. Bu işlemler sonucunda Dünya’ya binlerce yıl yetecek yakıt ve hammadde rezervleri elde edileceği öngörülüyor.
Uzay madenciliği için gerekli araştırmalar çok riskli olmasının yanı sıra çok yüksek maliyetler gerektirmektedir. Bu gibi sebeplerden dolayı uzay madenciliği ile ilgili yapılan çalışmalar, gelişmiş ülkelerdeki uzay teknolojisiyle ilgilenen kurumlar ve şirketler tarafından yürütülmektedir. ABD’de NASA (Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi), Elon Musk’ın kurucusu olduğu SpaceX, Jeff Bezos’un kurucusu olduğu Blue Origine, Deep Space Industries ve Planetary Resources gibi şirketler, Rusya’da Roscosmos (Rusya Federal Uzay Ajansı), Japonya’da JAXA (Japonya Uzay Ajansı) ve Avrupa’da ESA (Avrupa Uzay Ajansı) gibi farklı ülkelerde uzay teknolojileri ve uzay madenciliği ile ilgili kapsamlı çalışmalar yapılmaktadır.
Türkiye’de ise 2018 yılında kurulan Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ve Milli Uzay Programı ile uzay ve havacılık teknolojilerine yönelik faaliyetler yürütülmeye başlanmıştır ve uzay madenciliği ile ilgili çalışmaların temeli atılmıştır.

Merhabalar ben Gündüz. Elektrik Elektronik Mühendisliği son sınıf öğrencisiyim. Sinopluyum. Hayatı dolu dolu yaşamayı severim. Ara ara kendi çapımda yazdığım yazılarımı sizlerle de paylaşmayı canı gönülden istiyorum.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim