Batı’dan Doğu’ya Bir Bakış Olan Oryantalizm ve Sevdiğim Oryantalist Filmler
Oryantalizm kelime olarak din, dil, bilim, düşünce, sanat, tarih gibi alanlarda Doğu dünyasını inceleyen ve Doğu kültürü hakkında değer yargıları üreten Batı kaynaklı kurumsal faaliyetin bir diğer adıdır.
“Doğu araştırmalarında uzmanlaşmış kişi” anlamında oryantalist kelimesi İngilizce’de ilk defa 1779’da Edward Pococke tarafından kaleme alınmıştır.
Türkçe’de şarkiyat daha sonra doğu bilimi olarak adlandırılmaya devam etmiştir.
Bu yazımda da sizlere izleyip sevdiğim, hoşuma giden bazı oryantalist filmlerden bahsetmek istiyorum.

1) DUVARA KARŞI
Fatih Akın’ın yönetmenliğini yaptığı başrollerinde Sibel Kekilli ve Biron Ünel’in olduğu 2004 yapımı bir film. Derler ki Fatih Akın, Birol Ünel ile tanıştığında bu filmi yapmaya karar veriyor. Filmin konusuna gelirsek Cahit Tomruk Almanya’da yaşayan Mersinli bir Türk’tür. Kendini alkol ve uyuşturucuya verir. Bir gece bile isteye arabayla duvara çarpar ardından olaylar gelişir. Psikiyatriye gider, psikiyatri ona hayata tekrar tutunmasını çok sevdiğim bir şarkı olan The The grubunun alıntısı ile yapar. “Dünyayı değiştiremiyorsan, kendi dünyanı değiştir.” Öte yandan da kadın ana karakterimiz Sibel hayatını dolu dolu yaşamak isteyen bir kadındır. İkili tanışır ve Sibel, Cahit’ten ondan evlenmesini ister. Olaylar bundan sonra gelişir. Gerek müzikleri gerek atmosferi olsun oryantalist filmler içinde ayrı, film listemde apayrı yeri olan bir filmdir. Şiddetle tavsiye ediyorum.

2) İÇİMDEKİ YANGIN
1+1=1 eder mi? Bu replikle başlıyoruz filmimize. Başrolümüz Nawal, ikizleri Jeanne ve Simon’u Orta Doğu’daki köklerini araştırması için doğduğu topraklara gönderir. Bu Nawal’ın son arzusudur. Ölmeden evvel Nawal’ın bıraktığını mektup sayesinde değişen ve gelişen olayları anlatmaktadır. Lubna Azabal’ın oyunculuğu tebrik edilesi türdendir.

3) SORAYA’YI TAŞLAMAK
2008 yapımı bu dram filmini annemle izlemek pek iyi bir fikirdi değildi. İçimiz sökülene kadar ağladığım bir yapım oldu. En acıklı olan kısmı ise bu filmin gerçek bir hayat hikayesi olması. Şeriatın kan dondurucu gerçekliği ile yüzleştiğimiz filmde Soraya karakterini oynayan Mozhan Marnò sahnede adeta devleşiyor. Hala hafızamda olan o repliği asla unutamıyorum.
“Ölmekten korkmuyorum, taşlanarak ölmekten korkuyorum. Acı bir şey olsa gerek…”

Merhaba adım Şule, Tarih bölümü öğrencisiyim. İzmir’de yaşıyorum. Filmleri, dönem dizilerini ve müzik tarihini araştırmayı çok seviyorum. Genel kültüre ayrı ilgim var ve vintage sever bir kişiyim.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim