Bir Karavanım Olsun
Cümlelerim yorgun. Kelimelerim, kendini değersiz hissediyor. Hangi harflerim bir araya gelse de ne ifade etse karar veremiyor. Sadece düşünüyorum. Bir girdap içinde düşünüyorum. Kafamın içerisinde, oradan oraya sürükleniyorum. Çıkamıyorum işin içinden. Ne istiyorum biliyor musun? Keşke bir karavanım olsa.
Çok da özgün bir düşünce değil sanırım. Son dönemlerde, çok popüler oldu karavan yaşamı. Salgının getirdiği gezme ihtiyacı mı, ucuz tatil ihtiyacı mı, evsizlik mi? Bu kadar popüler yapan ne bilemiyoruz elbette, ama bu hayata çok özeniyorum. Bunun sebebi bana göre ne salgın, ne de ucuz tatil ihtiyacı. Bambaşka bir çerçeveden bakıyorum.
Düşünmek
Düşüncelerim beni oradan oraya sürüklerken fark ettim de ne kadar çok düşünüyoruz. Sonsuz bir düşünce girdabında yaşıyoruz. Düşüncenin içerisinde yeni düşünceler açarak, oradan daha da alt başlıklara kayabiliyoruz. Sonra tekrar eski düşüncelerimize dönüp, kaldığımız yerden devam ederken yeni bir düşünce konusu çıkıyor karşımıza. Hazır elimiz değmişken, onu da düşünüyoruz. Ne kadar uçsuz ne kadar bucaksız. Sonsuzluğu anlatacak en güzel örneklerden biri olabilir düşünmek. Bu da bana yeni bir konu açıyor işte. Bu kadar çok düşüncenin arasında, sonsuzluğu düşünüyorum artık.
Sonsuzluk
Dünya, bizim gördüğümüz yer kadar veya yaşadığımız yer kadar değil. Her gün geçtiğimiz, geçerken doğru düzgün incelemediğimiz yollar kadar değil dünya.
Sabahları işe yetişmeye çalışan insanlar. Kahvaltı bile yapmadan, birilerinin iş yerini kurtarmaya gidenler. Kendine vakit ayıramayan mutsuz kesim. Bunlar değil yaşamak. Bir şehrin meydanı mesela. Saniyede geçen yüz tane insan. Hepsi farklı bir amaca koşturuyor. Hepsi başka bir karmaşa yaşıyor. Hepsi birden, farklı bir karmaşa yaratıyor. Şehrin meydanı, bu kalabalığın etkisiyle kaosa sürükleniyor. Bu kaos ortamında, insanlar bulundukları yeri bile göremiyorlar ki. Ben de sonsuzluğu tam olarak burada fark ettim. Görürken göremediklerim, hiç göremediklerim ilham oldu.
Hiç Göremediklerim
Hiç düşünmediklerim gibi, hiç görmediklerim de vardı. Binlerce, belki milyonlarca güzellik var görmediğim. Bir ton farklı kültür, değişik caddeler, farklı kaldırım boyları, bambaşka sokak lambaları, tuhaf mimari yapılar. Neler var acaba? Hiç görmediklerime giden en kestirme yol, bir karavan sanırım. Hiçbir uçak bileti, hiçbir turizm şirketi beni görmediğim noktaların tamamına götüremez. En iyisi bir karavanım olsun.
Hani karavanım oldu ya. Olmuşken üstü açık olsun. Gece olunca, dört duvar arasındaki karanlıklarda değil de yıldızları seyrederek dalayım uyku alemine. Üstümden geçen uçakları, yıldızlardan ayırt etmeye çalışayım. Yıldızları birleştirip bir şekil çizmeye çalışayım. Güzel hayallerle dalayım uyku alemine. Geceleri düşüncelerimin, gündüzleri dünyamızın sonsuzluğunda kaybolayım.
Bir karavanım olsun. Penceresine minyatür bir perde. Araç gittikçe, sallansın sağa sola. O aralıktan; bazen masmavi denizleri, bazen denize düşen yağmur tanelerini, bazen yemyeşil bazen en kurak dağları, bazen şehrin zirvesini, bazen de ara sokaklarını göreyim. Şehirlerden kaçıp, girişi çıkışı belli olmayan ormanlara gireyim. Belki müzik, kitap olabilir. Karavan bu sonuçta. Yanımda çay veya kahve için gerekli malzemeleri de almışımdır muhakkak.
Kuytu bir köşe bulayım kendime. Çayımı yudumlayayım tertemiz havalarda. Dinlenmek demeyelim adına. Yenilenmek diyelim. Sular durulsun biraz. Düşüncelerim soğusun. Adım atmadığım milyonlarca toprak parçasının bir kısmında yapayım yürüyüşlerimi. İnstagramda “mutlu” insanların hikayelerini izleyeceğime, kendi hikayemi yazayım bir köşede.
Hikayem özgür olsun. Hikayem özgün olsun. Monotonlaşmış günler, klasikleşmiş ritüeller, birbirinin aynı günler, “yaşadığım” tek bir yer yazmasın. Bir karavanım olsun. Mutluluk getirsin. Özgürlüğe götürsün. Son durakları değil, sonsuz durakları olsun. Her durağı, huzur olsun.

Onur Yağmur konuşuyor. (Kendisini merak edenler için kısa bir bilgilendirme.) Lise yıllarımda Bilişim Teknolojileri bölümünü okumanın ardından sektöre devam etmek istedim ve lisans eğitimi için KTÜ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü ile Trabzon’a geldim. AÜ Medya ve İletişim bölümü mezunu ve İÜ Grafik Tasarımı öğrencisi olarak da eğitimlerime devam ediyorum. KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü başkanlığını devam ettirmekle beraber, Mercek Dergisi departman sorumluluğunu üstlendim. Hayallerimi hedeflere dönüştürerek yaşayan bir Malatyalıyım ve beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim