Siz Sevgiyi Tanıyor Musunuz?
Birileri tarafından sevilmek nasıl bir histir? Eğer tanımını bilen varsa; benimle de paylaşsın… Zira ben kimsesiz bir sokağın kaldırımında boy göstermiş bir çiçek gibiyim, kimse geçmediği için kimse tarafından da görülmemiş, bilinmemiş ve sevilmemiştim. Arada sırada yüzünü gösteren güneşle büyüdüm ama çok susuz kaldım. Siz? Sizin de sevilmediğiniz zamanlar oldu mu? Sevilmediğinizi, istenmediğinizi, bir yerinizin olmadığını düşündüğünüz oldu mu? Siz de hiç, kimsesiz kaldınız mı? Sizin de evinize kar yağdı mı?
Hayat yolculuğumuzda, attığımız o ilk çığlıktan sonra elbette hepimiz bir şeyler öğrenecektik. Bazen yalnızlığı, çaresizliği, bazen ağlamayı, düşmeyi, bazen mutlu olmayı, sevinmeyi… Ama bize yanımızda birileri olmadan da ayakta kalmayı öğrettiler, arkamızda hiç durmayarak. Yanımızda, arkamızda olmasına en çok ihtiyacımızın olduğu insanlar, bunu bilmelerine rağmen olmadılar. Bu şekilde güçlü evlatlar, güçlü arkadaşlar, güçlü eşler, güçlü kadınlar veya erkekler olacağımızı düşündüler. Fakat asıl gücün birini sevmek olduğunu unuttular. Sevginin her şeyden üstün ve eşsiz olduğu gerçeği akıllarından çıktı. Bir gün bir şey okumuştum, ayakta duruyor olmamızın ayakta kalabiliyor olmamız anlamına gelmediğinden bahsediyordu. Kimilerimiz erken yaşta büyüdü ve ayakları hep sapasağlam yere basıyor olarak bilindiler. Her şeyi halleder, her şeyin üstesinden gelir, ona bir şey olmaz dediklerimiz var ya hani, onlardan bahsediyorum. Hani yalnızlıklarını görmediklerimizden. Işığı çoktan sönmüş olduğu için hayatı yıldızlara bakarak onların yansımasıyla parlamaya çalışanlardan. Biliyor musunuz, yıldızlar da her gün görünmüyorlar ve onlar yıldızsız bir gökyüzünde tamamen karanlıkta kalıyorlar. Yıldızlar, keşke her gece yerinizde olsanız…
Oysa ben sevginin, değer vermenin zor bir şey olmadığını düşünürdüm hep. Yanılmışım. Zormuş. Birini sevmek, değer vermek kalbi büyük olanlara özgüymüş. Kalbi küçük olanların ya da kalbinde size yer vermeyenlerin sevgisinin olmaması normalmiş.
Sevgi, bazen, elinizin içine aldığınız bir ceviz gibi yumruklarınızın arasında kırılıp parçalarına bölünebilir. Yeniden eskisi gibi olması için o sevginin parçalarını toplamak, birleştirmek, tamamlamak gerekir. Sevgi etrafta aslında, yok değil, var. Sadece bazen onu değersizleştirir, parçalarına böleriz ama hikâyenin sonunda bizi kurtarmasını istediğimiz şey; sevgidir.
Sevgi, bir kavanozun içinde saklanmaya gelmez, kalpte saklanır. Kavanozların ömrü kırılana kadardır, kalbin ölene kadar. Ben sevgiyi göstermekten korkan insanları sevmem, onları göstermeden, bir kavanozun içinde süs gibi saklayanını da sevmem. Öyle sevgi kime yaramış ki şimdiye kadar.
İnsanı var olduğu sürece ayakta tutacak en önemli şey sevgidir. Anne sevgisidir, baba sevgisidir en başta, bazen kardeş sevgisi bazen de eş dost. Eğer toplumda hepimizin bir yeri varsa o zaman çocuk, çocuk rolünde olmalı. Anne ve babalar çocuğunun başında olmalı, sevginin en güzel halini öğretmeli ona. Kendi kendisine anne baba olması için bırakılmamalı bir çocuk. Siz, insanın kendisinin anne babası olmak zorunda kalması ne demek bilir misiniz? Kendi başına olmak, kolay uyumak demektir. Sizi uyutmasını isteyebileceğiniz kimse yoksa etrafınızda o kadar kolay uyuyorsunuz ki. Üç saniye, üç saniye sürer. Korkular uyandırır belki evet, ama kendinize sarılır korursunuz kendinizi. Siz… Bir insanın kendisini korumak zorunda kalması nasıldır bilir misiniz?
Keşke doğarken büyük bir dilek hakkımız olsa… İşte o zaman kimsenin kimsesiz kalmamasını dilerdim…
Korkularımızda sarılacak insanlar olsun yanımızda, kollarımızı kendimize sarmak zorunda kalmayalım. Kimsesizlik uyutmasın bizi, sevgi uyutsun, sevgiden uykumuz gelsin. Erken büyümek zorunda kalmayalım, ayaklarımız yere bassın, sağlam olmak zorunda değil. Düşebilmeye hakkımız olsun. Tek başımıza, kimseye muhtaç olmadan ayakta durmak büyük bir güç evet, ancak bize asıl gücün sevmek ve sevilmek olduğunu öğretsinler. Hayat yolumuzda ilerlerken karşılaştığımız zorluklarda bile ‘yanımda güzel insanlar vardı’ diyebilelim. Sevginin gücü tüm zorlukların üstesinden gelsin… Hani bir kaldırımda görülmeyen bir çiçektik ya, eğer biz orda büyümeye mahkûmsak da yanımızda yeni çiçeklerin de olması hakkımız değil mi?
Soruyorum, hakkımız değil mi?

Merhabalar, ben Satınur Emir. KTÜ’ de İç Mimarlık öğrencisiyim. Ankara’da yaşıyorum. Ankara’nın güzel olmadığını iddia eden herkese karşı durup, güzel olduğunu savunuyorum çünkü burayı gerçekten seviyorum. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi çok seven, tiyatroya-sinemaya gitmeye bayılan, arkadaşlarımın söylediğine göre neşeli biriyim. Ha ama eklemeden duramayacağım bir şey var ki o da geceyi çok sevmemdir. Geceyi çok severim, geceleri cama balkona çıkıp yıldızları izlemeyi çok severim. Işıkları çok severim, çünkü neden sevmeyeyim? Işıklar bize yolumuzu gösterir. Kaybolduğumuz anda bizi evimize ulaştırır. Siz de ışıkları sevin. Eğer kaybolmuş hissederseniz onları takip edin, size evinizin yolunu gösterecektir. :’)

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Emeğine ve güzel yüreğine sağlık 🙂
Sevgiye dair güzel ve özgün bir yorum. Emeğine sağlık.