Cum. Tem 17th, 2026

4 Yorum “Dünyaya Yabancı Birinin Hikâyesi

  1. Sevgi çok ince bı çizgi üstünde yürümektir bence dengeni kaybedersen ya üzersin ya da üzülürsün. Birinin seni çok sevmesi bazen nankörlestiriyor insanı bazen de tarif edilemeyen bı mutlulukla karşılıyor. Bazen öfke bazen şiddet bazen kıskançlık,sevdiğini sanıyor insan ne yaptığını anlayana kadar. Bazen görmeden dokunamadan koklayamadan edemiyor herşeyi ona güzel görünüyor ne yaptığını anlayana kadar. Kısaca herşeyin yeteri kadar olması en sağlıklısı.Ama burdan manzara farklı ;)(yazılara devam et başkan her seferinde daha da üstüne koyuyorsun :)))

  2. Sevgi hiçbir zaman kısıtlama değildir, sonsuz özgürlük ve mutluluk sağlar, çok sevilince mutluluğumuz tavan yapar, ve bu sevgiye karşılık vermek iki katı mutluluk…
    Sevgi her canlının tek temel taşı hayat ışığı..
    sonsuz sevgi her zaman kalplerimizde kalması dileğiyle…

  3. ben burdan bir son getireceksem eğer, kendimi yazıyı okuduğumda gördüğüm yerden getiririm o sonu. o büyülü ortamda geceye kadar vakit geçiririm, ay tepeye çıktığında şehrin gürültüsüne inat var olan o sessizliğe kaptırırım kendimi ve atarım yeşilliklerin üzerine. öylece uzanıp onları hiç göremememizin hakkını verircesine bana göz kırpan yıldızları izlerim. Ve işte o an düşünürüm, sevginin bir özgürlük mü bir kısıtlama mı olduğunu. Aslında beynimde oluşacak cevabı ordan kilometrelerce uzaktayken de biliyorum. ben sevginin insanı özgürleştireceği kanaatindeyim. bir kere sevmenin bir sınırı yoktur ki onun getireceği bir kısıtlama olsun. kendimizi kısıtladığımız bir ortamın sevgi barındırdığını düşünmem ben. hiçbir zorunluluk, hiçbir kısıtlama sevgiyle aynı ortamda olamaz, birinden biri daha baskındır. ve sevginin baskın olduğu bir durumda bireyin hareketlerindeki rahatlık, mutluluk, yanlış anlaşılma duygusundan uzak hareket etme ve yanındaki kişilerin onu olduğu gibi kabul ettiği düşüncesi ortaya çıkar ve bu düşünceler çoğu insanın istediği şeylerdir. sevgi özgürlükle özgürlük de sevgiyle birdir, benim için ayrı düşünülemez.

  4. ”Sizce birinin en sevdiği olmak veya birini en çok sevmek, bir kısıtlama mı getirir, yoksa sonsuz bir özgürlük mü? Çok sevilince sorumluluklarımız mıdır artan, mutluluğumuz mu? Çok sevince kendimizi kısıtlar mıyız, özgürleştirir mi?”

    Birini çok sevmek, sevebilmek her gün yeni bir sürprize açık olmayı gerektirir; kimi zaman bu sürprizler kötü de olabilir. En çok ona hazır olmak gerekiyor sanıyorum. O yüzden birini çok sevmek kısıtlama yerine konfor alnının dışına çıkıp derin sulara dalmak gibidir. Birinin en sevdiği olmak ise her nefesi tedirginlikle teneffüs etmenize sebep olur. Yaşadığınız her saniye o konumda sabit kalmak ve asla düşmemek istersiniz; her bir hücrenize sorgular gözlerle bakmak durumunda kalırsınız. Ve bu da bir bakıma insanı kısıtlar. Yüreğiniz ezilir, başkasının sevgisini kaldıramayacak kadar kendinizi sevmiyorsanız eğer sizi seven insanlardan kaçmak istersiniz.

    Yine okudukça huzur veren ve dinginleştiren yazılardan. Emeğine sağlık:) Okudukça bulunduğum konumdan huzurlu bir ortama süzülüşümü hissettim. Sonda ki soru kısmına ise bayıldımm:)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir