Zamanın Büyüsü
Zamanın gerçekliği karşısında hiçbirimiz ayakta duramıyoruz…
Tüpü bitmiş emektar bir televizyon, yağı bitmiş gaz lambası, binbir zahmetle örülmüş göz nuru nakışlar…
Saymakla bitiremeyeceğimiz nice eşyalar gibi biz dahi eskiyoruz zamanla.
Amacım sizlere nostalji yaşatmak değil bilakis geleceğe koşar adım ilerlemek istiyorum. Bakalım eskimiş miyiz ?
Eskimek biz insanlar için sanırım yaşlanmanın benzetmesi oluyor. Geçenlerde sosyal medyada dolaşırken UNESCO’ ya ait çok güzel bir tanıma denk geldim. Şöyleki ” Bir insan konfor alanının dışına çıkamıyorsa yaşlıdır. ” Yani yeni şeyler öğrenmiyorsa, artık şaşırmıyorsa ve çoğu şeyi bildiğini düşünüyorsa yaşlıdır demek istiyor. Gerçekten de çok haklı ve bir o kadar da ürkütücü bir tanım. Düşünsenize bir şeyler öğrenmek istemeyen, bildiklerinin üzerine yenisini eklemeyen, merakı bitmiş bir insan sizce de yaşayan bir ölü değil midir ?
Fark ettiyseniz bir çoğumuzun düşündüğünün aksine yaşlanmanın geçen seneler ile pek de alakası yokmuş. Her ne kadar zaman geçtikçe hayattan edindiğimiz acı tecrübeler ve yorgunluklar artsa da her şeye rağmen genç kalamaz mıyız ? Gerçekten yaşı almış başını gidenleri bir kenara bırakırsak bence asıl tehlikeli olan gençliğimizin baharında zamanın büyüsüne kapılıp eskimemiz. Aslında içimizde öyle birisi var ki gözyaşlarımızla beraber ağlıyor, sesini kulağımıza fısıldıyor ama onu hissedemiyoruz. Bir şey var kırılmaktan ve parçalanmaktan öte dağılmak gibi bir şey, içimizde toplayamıyoruz. Kendini tanımaktan bahsediyorum. Kendi ruhunu…
Oturup bir sorgulayalım diyorum ama bu kaçıncı sorgulama öyle değil mi ? Maalesef ki ders biz öğrenene kadar devam edecek. Biz öğrenene kadar hayat onu kafamıza çivi ile çakmaya devam edecek. O yüzden bu sefer de beraber düşünmemizin bir zararı olmayacağını düşünüyorum.
Hadi gelin şu soruları Çiğ Köfteci Ali Usta’nın tabiri ile içimizdeki çocuk adama soralım bakalım gerçekten o kadar genç miymiş ?
- En son ne zaman öğrendiğiniz bir bilgi sizi gerçekten mutlu etti ve bu bilgiyi öğrenirken kendinizi zorunlu hissetmediniz ?
- Hayallerinizi düşünürken onları gerçekleştirecek enerjiyi kendinizde bulabiliyor musunuz ve karşınıza çıkacak olağan engellere karşı bakış açınız nasıl ?
- Zamanınızı nasıl geçiriyorsunuz ? Tüketilmesi gereken şekilde mi yoksa tutulması gereken şekilde mi ?
- Herkesten öğrenebileceğiniz bir şeyler var mı ? Sizi hemencecik mutlu edebilecek ufak bir şeyler bulabilir misiniz ? Hayat sizin için monoton mu geçiyor yoksa tepelerin ardında saklı köyler var mı ?
Eminim bu testin sonucunda bir çoğumuz eli bastonlu çıkacağız ama unutmayalım ki büyüdükçe içimize gömdüğümüz genç bir çocuk hala derinlerde bir yerde yaşıyor. Yeter ki biz ona bir adım atabilelim o bize koşar adım gelmeye dünden hevesli 😉


SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
3/4 yaptım
Harikasın, 3/4’ü korumayı başarabilirsen 1/4’de zamanla büyük orana uyum sağlayacaktır diye umuyorum 🙂
Beni anlatmış gibisin yazında ! Ne yazık ki hayatımızın baharında ihtiyarladık , ama gençleşmek de mümkün gibi . İçimizdeki istek bizi genç tutuyor aslında bir şekilde o istek ve arzuyu geri getirmem gerekiyor. Teşbih sanatını oldukça etkili kullanmışsın , tebrik ediyorum
Teşekkür ederim. Doğum gibi bir şey aslında kolay değil biraz zorlamamız gerekiyor. Yeniden doğmamız gerekiyor… Aynı güneşin doğuşu gibi, baharın gelişi gibi her güne başlarken yeniden ümit edebilmek yaşatıyor bizleri 🙂