Güneşin Doğduğu Ülke ‘Japonya’
Doğudan ve güneyden Büyük Okyanus’la, kuzeyden Ohotsk Denizi’yle çevrili olan ve batıda Japon Denizi’yle Asya ana karasından ayrılan Japonya, dördü büyük çok sayıda ada ve adacık üzerinde yayılan bir ülkedir. Japonya esasında volkanik bir takım adadır. Bunun sonucu olarak da her yıl ortalama 1500 deprem olmaktadır.
Nüfus:
Japonya 127 milyon nüfusuyla dünyanın en kalabalık 10. ülkesidir. Başkent Tokyo ise 37 milyonluk nüfusuyla dünyanın en büyük metropolüdür. Ülkeyi oluşturan milletlerin dağılımı %98 Japon, %0.6 Çinli, %0.4 Koreli, %1 ise diğer milletlerden oluşmaktadır.
Ayrıca Japonya dünyanın en fazla yaşlı nüfusuna sahip ülkesidir. Ülkenin %33’ü 60 yaş üzeri ve yaş ortalaması 47’dir.
Dil:
Tek resmi dilleri Japonca olsa da toplam da 3 alfabe kullanmaktadırlar.(Katakana, Hiragana, Kanji)

Din:
Ülkede Şintoizm ve Budizm olarak 2 din bulunsa da genel olarak dinsizlik hakimdir. Yapılan son anketlerde nüfusun %52’ sinden fazlasının hiçbir dine inanmadığı belirtilmiştir.

Ekonomi:
5.36 trilyon dolarlık gayrisafi yurtiçi hasılasıyla dünyanın en büyük 3. ekonomisidir. Ancak ülkenin sadece %20’ si ekilebilir arazidir. Japonlar bu noktada çözümü su ürünlerinde bulmuşlardır. Deniz aşırı okyanus arazilerinde ve balık çiftliklerinde kabuklu deniz ürünlerinden deniz yosunlarına kadar her şeyi yetiştirmektedirler. Yani aslında bir nevi okyanusta tarım yapmaktadırlar. Ve yine tarımın gelişmemesinin bir sonucu olarak meyve, sebze fiyatları aşırı pahalı olmakta hatta tek tek satılmaktadır.
– Tüm bunların yanı sıra Japonya’da işsizlik %3’ün altındadır.
– Ayrıca dünyanın en eski şirketini de MÖ. 578 yılında Japonlar kurmuşlardır.
– Japonya dünyanın en büyük otomobil üreticisidir.(Toyota, Honda, Mitsubishi, Nissan, Mazda, Suzuki, Subaru)
– 100 Japon yeni 15 TL’dir.
Bazı İlginç Bilgiler:
Japonya’da ağız şapırdatmak yemeği çok sevdiğini gösterirken bahşiş bırakmak çok rahatsız edici bir durum olarak görülmektedir.
Özür dilemek için kullandıkları 20 farklı kelime mevcuttur.
Sokaklarda çöp kutusu neredeyse yok denecek kadar az olmasına rağmen sokaklar son derece temiz.( Ülkemizle karşılaştırınca gerçekten çok şaşırtıcıJ.) Hatta sakızların yere atılmaması için sakız kutularında küçük kâğıtlar vardır.
Tokalaşma, sarılma, öpüşme onların kültürlerinde yoktur. Hatta el temasında bile bulunmazlar.
Damak tatları oldukça farklı: yoğurtlu kola, arılı kraker, mayonezli, at etli, kaktüslü, kömürlü dondurmalar ve daha neler neler…
İş yerinde uyumak ise oldukça normal karşılanmakta çünkü bu sıkı çalışmanın bir göstergesi sayılıyor.
Eğitimde ise temel derslerden önce ahlak kurallarıyla ilgili dersler veriliyor. Topluma, doğaya nasıl saygı duyulması gerektiği vb.( Bu da bana çok ilginç geldi açıkçasıJ.)
Japonya Kısa Tarihi:
İmparatorluk geleneğini tarihinin ilk dönemlerinden itibaren sürdüren Japonya’da ilk imparator olan Jimmo Jenno’nun milattan önce 660’ta tahta geçerek kurduğu feodal sistem milattan önce 97’ye kadar devam etti.
Ülkenin bütünleşme yolunda ilerleyen bir konuma geldiği 300 yılından 710 yılına kadar güneyde kurulan ilk devlet Yamato’dur. Yamato Dönemindeki önemli hadiselerden biri de 538’de Budizm’in Kore üzerinden bu ülkeye girmesidir.
Prens Shotokou 604 yılında ülkenin 17 maddelik ilk anayasasını yapmıştır.
Moğollar 1274 ve 1281 yıllarında Japonya’yı istila etmeye çalıştılarsa da bu teşebbüsleri başarısızlıkla sonuçlandı.
Avrupalıların uzak doğu seferleri esnasında Portekizliler 1542’de Japonya’ya ulaştıklarında ilk defa ateşli silahlarla Hristiyanlığı buraya getirdiler. 1616’da Hirado ve Nagazaki dışındaki limanlar Avrupalılara kapatıldı ve 1630’da Hristiyanlıktan bahseden kitaplar yasaklandı.
Japonlar Kore ve Çin sahillerine seferler düzenleyerek Tayvan, Filipinler, Endonezya, Malezya ve Kamboçya’ya kadar yayıldılar.
1858’de ülkeyi yeniden dış dünyaya açan ve Japonya’nın dünyanın sayılı devletleri arasına girmesini sağlayan Meiji Dönemi başladı.
1904-1905’te Rusya ile girilen savaştan beklenmedik bir başarıyla çıkılınca Japonlar Mançurya’ya doğru ilerlediler. Kore’yi 1910’da ilhak ederek bir eyalet haline getiren Japonlar 1. Dünya Savaşı’nda İngiltere ile ittifak halinde olduğundan karlı çıkmış ve 70 bin kişilik ordusuyla Çin’e doğru harekete geçmişlerdir.
Ekim 1938’de Çin’in büyük bir kısmını almış halde Almanya ve İtalya ile birlikte 2. Dünya Savaşı’na girdiler. 5 Ağustos 1945’te Hiroşima’ya ve 8 Ağustos 1945’te Nagazaki’ye atılan 2 atom bombasından sonra Japonya teslim oldu.
Japonya 1956’da Birleşmiş Milletlere üye oldu. Çin ile olan münasebetleri ise ancak 1972’de normale döndü.
Bu süre zarfında Japonya bölgesel bir devlet olmaktan çıkıp sanayi ve teknoloji ile dünyanın güçlü devletleri arasına girdi.
Ek Bilgi: İstanbul’dan Tokyo’ya genelde aktarmalı olan uçuş en az 16 saat sürmekte. Türk vatandaşlarından ise ülkeye giriş çıkışlarda vize istenmemektedir.


Ben Hasan Enes Aydın. Hukuk 2. Sınıf öğrencisiyim. Kelimeleri seviyorum. Özellikle çok sık kullanmadıklarımizi. Yazmayı seviyorum. Yazıyı Sümerlerin bulduğu bilinir ancak mağara duvarlarına çizilen resimlerden beri kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Ben de yazarken kendimi ifade ediyor, düşüncelerim ve fikirlerim hakkında ipuçları veriyorum.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim