Rüya Gibi Satırlar
Uyumak; bir çoğumuzun çok sevdiği, bazılarımızın da vakit kaybı olarak gördüğü bir eylem. Vakit kaybı olarak görmelerinin bir nedeni de, gerçek dünyadaki işlerimize daha çok vakit ayırma istekleri ile bağlantılı. Ama bence hayallerde ve rüyalarda çok özel bir anlam var. Rüyalarımızın ve hayallerimizin çok özel bir gücü olduğuna inanırım ben. Ama uyumayı çok sevmemin bununla hiçbir bağlantısı yok, 🙂 tembelliğime bir kılıf uydurmuş olmak istemem.
Gördüğümüz ne kadar garip rüyalar var değil mi? Hepsi bizim garipliğimiz aslında. Bilinçaltımızda yatan garip düşüncelerin birer eseri rüyalarımız. Hatta bazen gelecek ve geçmiş ile ilgili de ipuçları verebiliyor rüyalarımız. Film gibi değil mi? Dünya denen bir oyunun içindeyiz ve bazen gelecek ile ilgili ipuçları dinlenirken görebiliyoruz. Bence çok heyecanlı… Zaten büyüleyici bir şey gördüğümüzde veya çok özel günler yaşadığımızı hissettiğimizde “rüya gibi” dememiz, rüyaların çok özel bir şey olduğunu kanıtlamıyor mu?
Bir de hayal var tabi. O ise tamamen bizim kendi irademizle gerçekleşiyor. Bazen sıkıldığımız, daraldığımız şu hayatta, gerçeklikten biraz olsun kopabilmek inanılmaz bir nimet diye düşünüyorum. Belki de ömür boyu hiç olmayacak bir şeyi, hayal gücümüzle yaşayabiliyoruz. Süper değil mi? Kafamızın içinde kendi filmimizi çekiyoruz bir nevi. Defalarca da seyretsem bıkmayacağım bir film.
Sadece seyrettiğimiz bir film değil hayallerimiz. Hayal kuran bir canlı olarak yaratılmamızın altındaki temel neden, geleceğe açılan bir kapı olmasıdır. Hayaller, geleceğin köprüsüdür. İnsanların ürettiği her şeyin çıkışı tamamen hayalden ibarettir. Sizlere ulaştığımız bu platform, yapılmadan önce hayal edildi. Yazılan yazılar, yapılan projeler, çıkarılan teknolojik cihazlar, şu koca koca binalar, hatta matematiksel terimler… Her şey, hepsi bir hayal ile başladı. Hayallerle program altına alındı. Çalışmaya başlamadan bile bir program oluşturuluyor. Çalışmak bile hayal ile başlıyor demek bu. Zaten, ne çok bilmek ne de çok çalışmak onlardan önce gelen bir faktör var. O da hayal etmek. Ne demiş Einstein “hayal etmek bilgiden daha önemlidir.” Çünkü insanların ortaya çıkardığı her fikir, her proje, her yenilik, her şey, yeryüzünün tamamı, hatta gökyüzüne çıkardıklarımız. Ortaya çıkmadan önce, hepsi birilerinin kafasında kurduğu bir filmden ibaretti. Ama bunu yapanlar, bu filmin gerçeğe dönüşeceğini biliyordu.
Bilim dünyası birçok alanda ciddi çalışmalar yapmayı başarmıştır. Ama rüyalarla ve hayallerle ile alakalı çalışmalar hep belli sınırlarda kalmıştır. Çünkü kişinin zihnine girilemiyor, ne gördüğü de zaten görülemiyor.
Hani eşsiz şeyler hiçbir zaman tam olarak açıklanamaz ya, bunlar da öyle şeyler. Ama kısaca toparlamak gerekirse şöyle açıklanabilir: Rüyalarımız geçmişin kırıntılarını, hayallerimiz geleceğin umutlarını taşımaktadır. Afili bir söz olsun diye, bazı hiçbir anlam veremediğimiz rüyaları ve geleceğe dair ipucu veren rüyaları buraya dahil etmedim ama siz zaten biliyorsunuz 🙂 onlarında bir anlamı olduğuna eminim. Bu arada araştırma yaparken dikkatimi bir şey çekti. Rüya kelimesinin eş anlamlılarından biri de, “umut” kelimesiymiş. Boşuna demedik “hayallerimiz, geleceğin umutlarını taşımaktadır” diye. Umut demişken, umut etmenin önemini bilmiyor veya hatırlamak istiyorsanız “bir umuttur yaşamak” adlı yazıma BURAYA TIKLAYARAK ulaşabilirsiniz.
Her geçen gün huzur verici, güzel rüyalar görmenizi ve güzel işlerinizi provalayacağınız, özel hayaller kurmanızı umut ediyor “kabuslardan” uzak bir yaşam diliyorum. Sağlıcakla kalın…

Onur Yağmur konuşuyor. (Kendisini merak edenler için kısa bir bilgilendirme.) Lise yıllarımda Bilişim Teknolojileri bölümünü okumanın ardından sektöre devam etmek istedim ve lisans eğitimi için KTÜ İstatistik ve Bilgisayar Bilimleri bölümü ile Trabzon’a geldim. AÜ Medya ve İletişim bölümü mezunu ve İÜ Grafik Tasarımı öğrencisi olarak da eğitimlerime devam ediyorum. KTÜ Girişimcilik ve Pazarlama Kulübü başkanlığını devam ettirmekle beraber, Mercek Dergisi departman sorumluluğunu üstlendim. Hayallerimi hedeflere dönüştürerek yaşayan bir Malatyalıyım ve beni okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

SİMANIN KIYILARINDA: “YILDIZLARIM”
Güven
Birer Toplam
Kalbim
Rüyalar bize çok şey anlatır aslında, ama maalesef uyandigimizda çoğunu hatirlayamayiz, rüyaları severim o evdren müthiş bir yer… Keşke bilinçli şekilde rüyaları kontrol edebilseydik yani her şeyi hissetseydik rüyada…
Rüyaların asıl tadı, gizemli ve ulaşılamaz oluşunda saklı bence ve sizin bahsettiğiniz gibi belki geçmişten bir kırıntı belki gelecek adına bir umut oluşunda. Rüyalar bir nebze de kavuşmaktır. Uyumak insanı uyutur da zihni hiçbir zaman uyutmaz, insan yaşamında o zihne ne aşılanmışsa rüyalarda buluşulur onları toplar onları yaşar. Ve sabah olduğunda topladıklarından düşürmeden taşıyabildiğini anımsar…
Bak işte beni hayallere sürükledin. Bir kısmını seninle paylaşayım ki sözün uçtuğu yazının kaldığı hayali gerçekleşebilsin 🙂 Tabii ki rüyalar çeşitlerine ayrılır . Şahsen kabus olanları ile çok yakınızdır ama benim en sevdiğim bilinçaltımdaki 1 günümü birleştiren o günlük rüyalarım. Ya biliyor musun bazen bu rüyaları gördüğümde paralel bir evren mi var? sorusunu sormak (bence var ama neyse 😉 ) beni hayal dünyamın kapılarından içeriye çekiyor. Şey diyorum burada ki ben, rüyada ki ben için hayal ettikçe mi yaşıyor ne sanki?
O yüzden düştüğüm şelalerde olsun yada yemeye çalıştığım meyvelerde olsun hiçbir duygu tat hissetmeme sorununu yaşayıp kendimizi her zaman tanrısal gözel ile görürüz. Yönetebilmek ve koruyabilmek adı altında rüyalarımızda 3. tekil kişi konumunda seyehat ederiz. Yani aslında rüyalarımızı başka boyuta götüren yine bizleriz ve neyseki o boyuttaki bize güzel yol haritaları çizebiliriz. Hepimizin rüyalarındaki haritalarımız maceralara çıksın. Güzel dünyalar keşfedip en azından başka boyuttaki benliğimize güzel şeyler bırakabilelim. İnsanı düşündüren ve hayal ettiren güzel bir yazı olmuş. Emeğine ve hayaline sağlık güzel dostum :p
“Rüyalarımız geçmişin kırıntılarını, hayallerimiz geleceğin umutlarını taşımaktadır.” ben buraya bittim.